“Büyük endüstrinin muazzam doğal güçleri ve doğal bilimlerin yardımları, üretim sürecinin emrine verilerek emeğin üretkenliğini olağanüstü bir derecede arttırma durumunda olması daha ilk bakışta apaçık görülse bile, bu artmış üretken gücü elde etmek için fazladan bir emek harcanması gerekmediği asla aynı açıklıkla görülmez. Sabit sermayenin bütün diğer unsurları gibi makine de değer yaratmaz; üretimine hizmet ettiği ürüne ancak kendi değerini katar. Makine, bir değere sahip olduğu ve dolayısı ile ürüne değer kattığı sürece, bu ürünün bir değer unsuru oluşturur. Ürünü ucuzlatacağı yerde kendi değeri ile orantılı olarak pahalılaştırır. Kapitalist, bilim için genel olarak, hiç bir masraf yapmaz; ama bu onun bilimden yararlanmasına engel olmaz. Başkalarının emeği gibi, bir başkasına ait bilim de sermayeye bağlanır. İster bilim ister maddi zenginlik konusu olsun, kapitalist biçimde sahip oluşla, kişisel biçimde sahip oluş, birbirinden tamamen farklı şeylerdir.”
Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın