Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nin ruhsatnamesi I. Dünya Savaşı’nda kaybolduğundan bu okulun kapatılması fırsatı ele geçmiş, ancak 17.04.1953’te Menderes Hükûmeti 106 sayılı yeni bir ruhsatname vermiştir.

    Alıntı: Ajan Okulları – Necdet Sevinç, (s. 86) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir psikopat nadiren gelecek hakkında kaygılanır. Bunun yerine enerjisini genellikle yenilik ve heyecan aramak için harcar. Sf. 24

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Egoları yüzünden hiçbir zaman itiraf edemeseler de psikopatlar yaşadıkları sorunlar için herkesi ve her şeyi sorumlu tutar, hiçbir zaman kendilerini suçlamazlar. Sf. 23, 24

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 23, 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir psikopat, ne pahasına olursa olsun istediği her şeye sahip olmaya hakkı olduğunu düşünür ve eleştirildiği veya hayal kırıklığına uğradığı zamanlarda kontrolsüz ve agresif patlamalar yaşamaya meyillidir. Sf. 23

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Psikopatlar diğer insanların nelere tepki verdiğini çabucak fark eden, normal duyguları iyi bir şekilde taklit edebilen usta birer düzenbazdır. Genellikle kendilerine güvenirler, eğlencelidirler ve inandırıcı hikâyeler anlatırlar, ancak dikkatli bir şekilde incelenince anekdotları tutarlılıklarını yitirecektir. İltifatları cezbedicidir, ancak içten değildir. Sf. 23

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cleckley psikiyatri hastalarını muayene etmiş ve bazılarının açıkça ruhsal bozukluklar sergilemediğini, ancak yine de sürekli olarak, utanmadan, yıkıcı ve sorun çıkarıcı davranışlar sergilediğini tespit etmiştir. Sf. 21

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Psikopat kelimesi genel olarak “hastalıklı zihin” anlamına gelir, psikopatlar da diğer herkes gibi geçici olarak çeşitli akıl hastalıklarının etkisinde kalsalar da deli değillerdir. Davranışlarının tamamen farkındadırlar ve davranışları üzerinde makul miktarda kontrol sahibidirler. Davranışları geçici ruhsal bozukluklarla kolayca açıklanamayacağı ve diğer insanlara karşı ömür boyu süren soğuk ve hesaplı bir duyarsızlıktan kaynaklandığı için daha da tüyler ürperticidir.

    Psikopatlar deli değildir; ancak çok, çok kötü durumda olabilirler. Sf. 20

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aslında, psikopatların tek ortak yanı aileleri, kurumları ve hatta toplulukların bütününü kasıp kavurabilecek bir yığın duygusal anormallik ve antisosyal davranış sergilemeleridir.

    Tedaviye karşı dirençli bir hastalıktır. Empati duymaktan yoksun bir şekilde istediklerini elde etme peşindedirler ve yollarına kimin çıktığı umurlarında bile değildir. Sizi cezbedip, kandırıp, yönlendirerek cüzdanınıza, evinize ve hatta kalbinize girebilirler. Sf. 15

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akrep ile kurbağa nehir kıyısında karşılaşır.

    Nehrin karşı tarafına geçmek isteyen akrep, kurbağadan kendisini karşıya taşımasını ister.

    Temkinli davranan kurbağa “Peki beni sokmayacağım nereden bilebilirim?” diye sorar.

    “Tabii ki sokmam” diye yanıtlar akrep. “Seni sokarsam ben de seninle beraber ölürüm.”

    Aldığı cevaptan tatmin olan kurbağa akrebin isteğim kabul eder ve akrep kurbağanın sırtına atlar. Yolun yansında kurbağayı sokan akrep ikisini birden ölüme mahkûm eder.

    “Bunu neden yaptın?” diye yakarır ölmek üzere olan kurbağa. “Ne yapayım” der akrep, “benim tabiatım bu.” Sf. 11

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan, yeni şeyleri denemekten korkmamalı, örneğin bir alandan başka bir alana geçmekten ya da farklı disiplinlerin sınırında çalışmaktan çekinmemeli; çünkü en ilginç sorunlardan bazıları sınırları mesken tutar. Faal bilimciler sürekli yeni şeyler öğrenir ve sırf aşina değiller diye yeni bir alana girmekten sakınmazlar. İlgi alanlarının peşinden içgüdüleriyle giderler ve yolda kendilerine gerekli olan bilimi öğrenirler. İnsanın kendini eğitmesi söz konusuysa, hiçbir şey yeni bir alanda çalışmaktan daha tetikleyici değildir. Sf. 543

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 543) kitabından birebir alınmıştır.

  • Neredeyse hiçbir şey, ne kadar mütevazı olursa olsun yeni bir buluş yapmak kadar insanın hayal gücünü heyecanlandırıp tetikleyemez. Yeni bir buluş sayesinde, doğanın bir yüzünü ilk kez görürsünüz; bir şeyin nasıl işlediğine dair bulmacanın küçük bir kısmına şahit olursunuz. Sf. 542

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 542) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kabilecilik çoğunlukla yabancılardan korkmakla, nefret etmekle, onlara tahammül etmemekle bağdaştırılır. Sf. 541

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • İtalyan sinirbilimci Giacomo Rizzolatti, maymunlar elleriyle belirli bir hareketi yaptığında, mesela ağızlarına fındık attıklarında, premotor kortekste belirli nöronların etkinleştiğini keşfetmiştir. Olağanüstü olan şu ki, maymun, ağzına yiyecek tıkıştıran başka bir maymunu (ya da insanı) izlediğinde de aynı nöronlar etkinleşir. Rizzolatti bunlara “ayna nöronu” der; taklit, kimlik benimseme, duygudaşlık ve muhtemelen sesleri taklit etme yetisi için ilk içgörüyü bu nöronların sağladığını söyler; söz konusu zihin işlemleri, insan etkileşiminin doğasında vardır. Vilayanur Ramachandran, insanların premotor korteksinde benzer nöronlara rastlamıştır. Sf. 541

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önümüzdeki yıllarda yeni zihin bilimi hangi doğrultuda ilerleyecek? Bellek depolanması araştırmalarında, ulu bir dağın henüz eteklerinde sayılırız. Bellek depolanmasının hücre ve molekül mekanizmalarına dair bir anlayışımız var, fakat bu mekanizmalardan yola çıkıp belleğin sistem özelliklerine varmalıyız: Farklı bellek türleri için hangi sinir devreleri önemli? Bir yüzün, sahnenin, ezginin ya da deneyimin iç temsili beyinde nasıl işleniyor? Sf. 538

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 538) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yüzlerce denemeden sonra Kornhuber, beyinden alınan elektriksel kayıtta, istisnasız her hareketten önce küçük bir sinyal geldiğini görmüştü; bir özgür irade kıvılcımı! Beyindeki bu potansiyele “teyakkuz potansiyeli” demiş ve istemli hareketten bir saniye önce ortaya çıktığını bulmuştu.

    Kornhuber’in bulgusunun izinden giden Libet, yaptığı deneyde gönüllülerden, ne zaman içlerinden parmaklarını kaldırmak yönünde bir dürtü gelirse parmaklarını kaldırmalarını istedi. Gönüllünün kafatasına elektrotlar yerleştirdi ve kişinin parmağını kaldırmasından yaklaşık bir saniye önce gelen teyakkuz potansiyelini doğruladı. Ardından, kişinin harekete niyet etmesi için geçen zamanla teyakkuz potansiyelinin zamanını kıyasladı. İnanılmaz ama Libet, teyakkuz potansiyelinin, kişinin parmağını hareket ettirme dürtüsünü hissetmesinden sonra değil 200 milisaniye önce ortaya çıktığını buldu! Dolayısıyla Libet, sırf beynin elektriksel etkinliğini gözlemleyerek, daha kişi ne yapacağına gerçekten karar verdiğini fark etmeden, onun ne yapacağını öngörebilirdi.

    Bu bulgu üzerine zihin felsefecileri şunu sordu: Eğer biz harekete geçmeye karar vermeden önce tercih beyinde belirleniyorsa, özgür irade nerede? Hareketlerimizi irademizle gerçekleştirdiğimiz hissi sadece bir yanılsama mıdır, her şey olup bittikten sonra olaya kılıf uydurmak mıdır? Yoksa tercih özgürce ama bilinçsizce mi yapılıyor? Eğer öyleyse, algıda olduğu gibi, eylem tercihi, bilinçdışı çıkarsamanın önemini yansıtır. Libet, istemli eylem başlatma sürecinin, beyinde bilinçdışı bir kısımda, eylem başlamadan hemen önce gerçekleştiğini, bilincin de devreye o eylemi onaylamak ya da geri çevirmek için girdiğini ileri sürüyor. Parmağın kaldırılmasından önceki 200 milisaniye içinde, bilinç, parmağı hareket ettirip ettirmemeye karar verir.

    Psikologlar Richard Gregory ve Vilayanur Ramachandran bu sava katı sınırlamalar getirmiştir. “Belki bilinçli zihnimizin özgür iradesi yok ama reddetme özgürlüğü var” derler. Bilişsel sinirbilimin gelişiminde öncülerden biri ve Amerikan Biyoetik Konseyi üyesi olan Michael Gazzaniga, “Beyinler otomatik olsa bile insanlar özgürdür” diye ekler. Sinirsel etkinliğin toplam yekûnunu, salt beyindeki birkaç sinir devresine bakarak çıkarsayamayız. Sf. 497, 498

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 497, 498) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlarda 100.000’den fazla beden dili ifadesi sınıflandırmış olan Ekman, tıpkı ondan önce Charles Darwin’in yaptığı gibi, cinsiyetten ya da kültürden bağımsız olarak, yedi surat ifadesinin, yani mutluluğun, korkunun, tiksinmenin, aşağılamanın, öfkenin, şaşkınlığın ve üzüntünün bilinçli algısının fiilen herkes için aynı anlama geldiğini gösterebilmişti. Sf. 493

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 493) kitabından birebir alınmıştır.

  • Biyoloji bilimi, belirli bir madde türünün özelliklerinin, o maddeyi meydana getiren moleküllerin nesnel özelliklerinden nasıl doğduğunu kolaylıkla açıklayabilir. Bilimin yoksun olduğu şey, nesnelerin (birbiriyle bağlantılı sinir hücreleri) özelliklerinden öznel vasıfların (bilinçlilik) nasıl doğduğunu açıklayacak kurallardır. Sf. 488

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 488) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir gülün kırmızı görüntüsüne, nasıl oluyor da bana mahsus bir hisle tepki veriyorum? Başka bir örnekten faydalanmak gerekirse, bir anne çocuğuna baktığı zaman, annenin hissettiği duyguların ve bu duygularla ilgili anılar ile çocuğunun görüntüsünü anımsama yetisinin sebebinin, çehre tanımadan sorumlu korteks bölgesindeki hücrelerin sinyal göndermesi olduğuna inanmak için elimizde ne gibi bulgular var? Sf. 487, 488

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 487, 488) kitabından birebir alınmıştır.

  • Biyolojik bir sistem, biyolojik bir makine nasıl olur da hisseder diye sorarlar. Hatta daha tuhafı, kendi hakkında nasıl düşünür?

    Bu sorular yeni değil. Batı düşüncesinde ilk defa MÖ 5. yüzyılda Hipokrat ve Atina Akademisi’nin kurucusu Platon bu soruları sordular. Hipokrat, batıl inançlardan kendini sıyıran, düşüncesini klinik gözlemlerine dayandıran ve tüm zihinsel süreçlerin beyinden kaynaklandığını ileri süren ilk hekimdi. Gözlemleri ve deneyleri reddeden Platon, kendimiz ve ölümlü bedenimiz hakkında düşünebilmemizin yegâne sebebinin, gayrimaddi ve ölümsüz bir ruh taşımamız olduğuna inanıyordu. Sf. 483, 484

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 483, 484) kitabından birebir alınmıştır.

  • Crick, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra biyoloji alanına ilk girdiğinde, iki büyük meseleyi yanıtlamanın, bilimin kabiliyetlerini aştığı düşünülüyordu: Canlılar dünyasını cansızlar dünyasından ayıran şey nedir? Bilinçliliğin biyolojik doğası nedir? Crick önce, daha kolay olan meseleyi canlı maddeyi cansız maddeden ayırt etme meselesini ele aldı ve genin doğasını araştırmaya başladı. Sadece iki senelik bir işbirliğinin ardından 1953’te Crick ve Jim Watson, o gizemin çözülmesine yardımcı oldular. Daha sonra Watson’ın The Double Helix [İkili Sarmal] başlıklı kitabında tasvir ettiği gibi, “öğle yemeği vakti geldiğinde Francis, Eagle adlı bara daldı ve işitme mesafesinde olan herkese hayatın sırrını keşfettiğimizi söyledi”. Sonraki yirmi yıl içinde Crick, genetik şifrenin kırılmasına yardımcı oldu: DNA nasıl RNA yapar ve RNA nasıl protein yapar? Sf. 483

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 483) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu tanıma göre bilinçlilik, bir algısal farkındalık ya da belirgin bir seçici dikkattir, insan bilinci, özünde, bir benlik farkındalığı, farkında olmanın farkındalığıdır. Dolayısıyla bilinçlilik, salt haz ve acı deneyimleme yetimize değil, aynı zamanda bu deneyimlerin farkında olma ve bu deneyimleri yansıtma yetimize, aynı zamanda hayatımız ve yaşamöykümüz bağlamında farkında olup yansıtma yetimize de atıfta bulunur. Sf. 482

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.