“Kapitalist, sermayesinin bir kısmını iş gücüne çevirdiği zaman, o bununla bütün sermayesini değerlendirir, sermayesine sermaye katar. Kapitalist bir taş ile iki kuş birden vurur. O, sadece işçiden elde ettiği şeyden kar sağlamakla kalmaz işçiye verdiği şeyden de kar sağlar. İş gücünün karşılığı olarak yatırılan sermaye, tüketimleri mevcut işçilerin adale, sinir, kemik ve beyinlerinin yeniden üretimine ve yeni işçilerin meydana gelmesine hizmet eden tüketim araçlarına çevrilir. Bundan dolayı, mutlak zorunlu olan şeylerin (tüketim araçlarının) meydana getirdikleri çerçeve içinde işçi sınıfının kişisel tüketimi, sermaye tarafından iş gücünün karşılığı olarak verilen tüketim araçlarının tekrardan sermaye tarafından sömürülebilecek yeni iş gücüne dönüştürülmesi demektir. Bu tüketim, kapitalist için vazgeçilmesi en imkânsız olan üretim aracının yani bizzat işçinin kendisinin üretilmesi ve yeniden üretilmesi demektir. O halde, işçinin kişisel tüketimi, ister atölye, fabrika yahut diğer bir işyeri içinde veya dışında, ister iş sürecinin devamı sırasında veya durdurulduğu belli zamanlarda makinelerin temizlenmesi üretim ve yeniden üretim faaliyetinin kaçınılmaz bir gereği olması gibi.
Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 310) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın