Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Ali Adnan 1934 yılının 21 Haziranında Meclis’te kabul edilen bir yasayla soyadını seçti.

“Ertekin” soyadını aldı.

O artık Ali Adnan Ertekin’di! Eşi Fatma Berin Ertekin, oğlu Yüksel Ertekin’di.

Ancak iki yıl sonra soyadını değiştirdi.

“Menderes” soyadını aldı!

Niye bu değişikliği yaptı?

Yorumlar muhtelif. En güçlü olanı şu:

Yıllardır birlikte yaşadığı yakın dostu Edhem, “Menderes” soyadını almıştı. O da aynı soyadı taşımak istemişti, hepsi bu…

Berin Hanım’ın, Edhem Menderes’i sevmemesinin nedenleri arasında bu soyadı meselesi olduğu da söyleniyor.

Peki, kişi en sevdiği arkadaşının soyadını aradan iki yıl geçince mi sever?

Adnan Menderes ile Edhem Menderes arasındaki ilişkiyi bugüne kadar kimse anlayamamıştır.

Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 361) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN NOTU (2021); Menderes’in ahlaksız dünyası hakkında bir iddia, Cahit Çataloğlu’ndan alıntıdır; “Yaşanmış gerçek bir hikayedir. Olayın baş kahramanı … dönemin kudretli Başbakan’ı Adnan Menderes’tir. Yeryüzünde çok az evli erkeğin başına gelebilecek nitelikteki bu olayda açık tehdit alan adam donar kalır. Karısıyla birlikte olduğunu, onu sevdiğini ve aralarından çekilmesi gerektiğini yüzüne tokat gibi haykıran kişi muktedir bir, tek adamdır. Direktifi havada asla asılı kalmayacak sevilen, sayılan, korkulan bir Başbakan’dır.  Genç bir avukat olan 1899 doğumlu Adnan Menderes, İzmir’in saygın ailelerinden Evliyazâdelerin eğitimli, güzel kızları Fatma Berin hanımefendiyle 1929 yılında evlenir. Adnan bey 30, Berin hanım 24 yaşındadır. 1905 doğumlu Berin hanım zarif, bakımlı, güzel bir kadın olmasının yanı sıra evinde hamarat, şefkatli bir annedir. Biri bebek sayılabilecek (Aydın Menderes) sağlıklı 3 erkek çocuk annesidir. Adnan Bey 2 yıl sonra 1931 yılında CHP Milletvekili olarak parlamentoya girmiş ve peş peşe 4 ayrı seçimde Aydın Milletvekili olarak seçilmiş, 1945 yılında toprak reformu konusundaki aykırı çıkışları sonucu CHP’den ihraç edilmiştir. … Adnan Menderes bir süre sonra kendisi gibi CHP’ye küskün Celal Bayar, Fuad Köprülü, Refik Koraltan ve Fatin Rüştü Zorlu ile Demokrat Parti’yi kurar. Türkiye’nin çok partili ilk seçimi olan 1950’de yüzde 52.7 oy almalarına rağmen seçim sisteminin bir lütfu olarak 420 milletvekiliyle Meclis’e girerler. Aynı yıl, yani 1950’nin Sonbaharı’nda Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge Ankara’da görkemli bir resepsiyon verir. Onur konuğu olarak Başvekil Menderes’te kalabalık salonda bulunmaktadır. Gözleri salonda genç bir kadına zumlanır. Ceylan görünümlü bu afet, Adnan beyimizin adeta kalp ritmini bozar. … Yanındaki DP Sakarya Milletvekili Rıfat Kadızade’ye sorar. Rıfat bey, daveti veren Mithat beyin yeğeni, henüz tanınmayan genç opera sanatçısı Ayhan Aydan olduğunu söyleyince, Adnan bey cazibeli, güzel kadına doğru yönelir. Adnan bey o akşam Ayhan hanımla sohbeti koyulaştırır ve protokol kurallarını bir yana bırakarak yanına kimseyi yanaştırmaz, birlikte bahçeye çıkıp içkilerini yudumlarlar. Menderes henüz öğrenmemiştir ama Ayhan hanım evlidir, üstelik 6 yaşında bir de oğlu vardır. Sıhhiye semtinde Sağlık Bakanlığı’nın yanındaki sokakta, bir apartmanın giriş katında kiracı olarak oturmaktadır. Ve ertesi gününe bambaşka bir Ayhan olarak başlar. Sabah kapı çalar. Karşısında takım elbiseli, asker gibi saygılı duran bir kişi, önüne bakarak, Başvekilin selam ve hürmetleriyle, naçizane hediyesini getirdiğini söyler. Hediye dediği nesne, kapıda duran son model bir Amerikan otomobildir. 1950 yılında Ankara kaşık kadar bir yerdir. Bir ucundan diğer ucuna yarım saatte yürümen mümkün. Ulus, Sıhhiye ve Kızılay.. neredeyse hepsi bu. Bu beklenmedik yıldırım aşk çok kısa sürede Ankara’da duyulurken Başvekilimiz de çocuklu, evli bir kadına aşık olduğunu öğrenmiştir artık. .. Dahası, bazı önemli resmi görüşmeleri ve randevuları bile iptal edip makam aracıyla sevgilisine gidip saatlerce orada kalmaktadır. Devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşmayan bu davranışları Başbakan’ın yakın çevresi de onaylamamaktadır ancak hiç kimse ona dur deme cesaretini gösterememektedir. Ayhan hanımın kocası evden uzaklaşır, oğlu Londra’ya gönderilir ve 14 yaşındayken trafik kazasında ölür. Opera sanatçısı Ayhan hanımla Başbakan Adnan beyin aşklarının meyvesi ise beklenenden çok erken dünyaya gelir. Evde doğan erkek bebek ancak 7-8 saat yaşadıktan sonra gözlerini kapatır. Bu bebek halen Cebeci Asri Mezarlığı’nda yatmaktadır. Mezarlık ve defin kayıtlarında sadece annesinin, yani Ayhan Aydan’ın adı geçer. Bu olay Yassıada duruşmalarının ünlü “Bebek Davası” olarak anılarda yerini korumaktadır. Bu davada sanık olan Adnan Menderes, kendisine yöneltilen kasıtlı ve anlamsız suçlamalara rağmen suçsuz görülüp, beraat etmiştir. Duruşmada tanık olarak dinlenen anne Ayhan Aydan, kalabalık mahkeme heyetinin karşısında dimdik durarak Menderes’i çok sevdiğini, ondan çocuk sahibi olmayı çok arzu ettiğini, bunun da gerçekleştiğini ancak kaderin önüne geçilemeyeceğini, yaralı ama gururlu bir kadın olarak mertçe dile getirir. Gelelim işin bir başka yönüne.. Ayhan hanımın talihsiz kocası o dönemin ünlü müzisyeni Hasan Ferit Alnar’dır. Dünya klasik müziğinin mabedi sayılan Viyana’da eğitim görmüştür. Kanun virtüözüdür. Hasan Ferit Alnar sanatçı duygusallığı ve yaşamın kendisine sunduğu çarpıklık içinde doğal olarak hayata küser. Tarih 17 Eylül 1961. Öğlen saat 13.20 sularında Adnan Menderes beyaz kefeniyle, boynunda idam fermanıyla darağacına çıkarıldı. Kimdi bu Adnan Menderes? Çok eşli olabilen hiperaktif bir doyumsuz erkek mi? Seksüel fantezileri sınır tanımayan bir maceraperest mi? Bilemiyoruz. Zira Adnan Menderes’in tutkulu aşkı sadece Ayhan hanımla sınırlı değil. Menderes’in beklenmedik, şaşırtıcı aşk bombası ise İstanbul’da 1953 yılında patlıyor. İstanbul Emniyet Müdür muavini Ferit Avni Sözen’in normal tayini çıkar. Karısı Suzan hanım bu tayini isterse Başbakan Menderes’in durduracağını öğrenince ricacı olur. Suzan hanım Rus anneden ve Türk babadan olma, sarı saçlarıyla, ince belli fiziğiyle erkeklerin rahatça başını döndürebilecek fiziki kapasiteye sahip bir kadındır. Roman yazarıdır. Genellikle aşk romanları kaleme alır. Menderes ilk görüşte Suzan hanıma da adeta vurulur. Polis kocasının tayinini durdurmakla kalmaz, emniyet teşkilatında ona derece kazandırır. Suzan hanım romantik olduğu kadar gücü seven, ihtiraslı bir kadındır. Çok kısa sürede ikisi arasında ilişki başlar. Suzan hanım Teşvikiye’de, İstanbul’un en gözde apartmanlarından biri olan Belveder Apartmanı’nda 4. katta oturur. Menderes sık sık eve gelmektedir. Bu apartmanın kapıcısının şimdilerin holding patronu İbrahim Polat olduğu, süreç içinde Menderes sayesinde o dönemler bomboş olan Beşiktaş Fulya’da arsalar ve yüklü bahşişler aldığı ve hatta oğlu Adnan Polat’ın adının Menderes’in izniyle konulduğu, dedikodusu yaygındır. Burada Suzan hanımla rakısını yudumlayıp İstanbul’un imarı konusunda sohbet ederken, eşi polis müdürü resmi kıyafetiyle aşağıda nöbet beklemektedir…. ” Cahit Çataloğlu

Posted in

Yorum bırakın