Bütün bunlar olurken Kuzey Kürdistan’da bazı problemler ortaya çıkar. IV. Murad, Bağdad Seferi’nden dönerken, yönetime karşı oluşan bu “ince durumları” gidermek için Amed (Diyarbakır)’e uğrar. Etrafındakilere Kürdistan’ın durumunu, buradaki halkın yaşantısı ve kendi yönetimi konusunda ne düşündüklerini sorduğunda, bölgede kendi yönetiminden hoşnut olunmadığı ve halkın çoğunluğunun kendisine karşı olduğu söylenir. Bunun üzerine IV. Murad, bölgenin tüm ileri gelenlerinin, ağaların, şeyhlerin ve müderrislerin toplanmasını ve kendisine açıkça biatlerini bildirmelerini emreder. Bu emir üzerine, köyünde müderrislik yapmakta olan Seyyid Molla Kâsım-ı Haşimî’ye de gidilip, biat etmek için çağrılır. Fakat Seyyid Kâsım Efendi “Ben, idâresi altındaki memlekette içkiyi yasaklayıp, kendisi sarayında içki içen adama bi’at etmem!” diyerek) bu teklifi reddeder. (Bu şeyh, Şeyh Sâîd’in babasının dedesidir.)
Aynı şekilde, Kürdistan’ın ileri gelen ailelerinden biri olan Bedirhanî ailesi ve bunlardan başka bazı şeyh ve aileler de Padişah IV. Murad’ın çağrısını geri çevirirler. IV. Murad bu duruma çok kızar. Çünkü Kürdistan’ın şeyh ve mollaları, müderris ve âlimleri o derece büyük bir dinî statüye sahiptirler ki, IV. Murad’ın, saygınlığını ve otoritesini koruyabilmesi için Kürdistan şeyhlerinin biatlerini alması şarttır. IV. Murad, kendisini çok rahatsız eden bu durum karşısında, kendisine muhâlefet edenlerin ortadan kaldırılmasını ve bu köyün (Çılsıtun) ve hatta civar köylerin yıkılmasını emreder.
Alıntı; Şeyh Sait İsyanı – İbrahim Sadiyâni (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın