Bütün bunlar olurken, devlet de hararetli günler yaşıyordu. 18 Şubat 1925’teki Meclis Celsesinde bir önerge verilmiş, bunun üzerine İçişleri Bakanı şu açıklamayı yapmıştır:
“Arkadaşlarımızdan biri Darahini (Genç) hâdisesi hakkında suâl ilettiler. Darahini’de Şeyh Sâîd adında bir eşkıya çıktı ortaya. Taraftarlarıyla beraber etrafta yağmacılığa başladı. Fakat hükûmetimizin ciddî tedbirleri neticesinde pek yakında tamamen bastırılacağı tabiîdir.”
Aynı günlerde; Abdullâh Ağazade, Mustafa ibn-i Zülfî oğlu Muhâmmed, Muhâmmed Ağazade Bahrî, Fahrî, Abdurrâhim, Zülfî Perzîd Ağazade, Molla İmranzade, Büyük Hacıağazade Hesen, Kürdîyanzade, Sofu Ömerzade Dıranî, Molla Bekîr, Mustafa Zülfî Ağazade, Melâmiyanzade Ahmed, Hacı Ali Ağazade, Hacı Bekîr Ağazade Muhâmmed adlı 15 Kürt âlimi, İstanbul’da bir beyannâme yayınlarlar:
“Türk Cumhuriyeti’nin İslamiyet’e muğayyir (aykırı) ahval ve harekâtı (hal ve hareketleri) ve bilhassa muhibbi-i İslamiyet (özellikle İslam sevdalısı) olan Kürt eşraf ve hanedanına reva (uygun) görmekte olduğu mezâlim (zulümler) ve hakaret ve kin ve nefret, birkaç seneden beri gazete ve evrakı resmîyelerinde (resmi belgelerinde) okunuyor. Ve bunlar Ermenilere yaptığı muameleyi (işlemleri, tehcir gibi) Kürt müteneffizânına da (Kürtlerin nüfuzlularına da) bir muamele yapmak fikrinde oldukları ve hatta geçen sene içtima eden (toplanan) Meclis-i Mebusan’da bu hususun müzakere kılındığı (konunun görüşüldüğü) ve karar verildiği de mevsuku menâbîden istihbar kılınmış (güvenilir kaynaklardan öğrenilmiş) ve buna dair de birçok alâim mesbuk ve mevcut olmuştur (birçok belirtiler gizli kalmış ve gerçekleşmiştir). Salâbet-i İslâmîyye ve asabîyyet-i Kürdîyyesi (Sağlam İslami ve kürdi yapısı) galeyana gelen birçok zevat bir Cemiyet-i İslâmîyye teşkil ederek (oluşturarak) müstakil (bağımsız) bir İslâm hükûmeti vücuda getirmek fikrindedirler. Allah muvaffakiyet versin. Âmin.” “İşte İslamiyet’ten fersah fersah ırak olan, âdedi kadîm (eski adetleri)putperestlik dîni ihyâ ve âyin-i metrukelerini icraya(putperestlik dinini hayata geçirmeye ve terk edilmiş ayinlerini yapmaya)hatve (adım) atan bu Türk Laik Hükümeti’nin izmihlâline(yok olmasına) çalışanlara an semi’ul – kalb (kalpten gelen)muavenet-i maddiye ve bedenîyyede(maddi ve bedeni yardımda)bulunacağımızı ve bu uğurda icap eden her türlü fedakârlığı ifada (yerine getirmede) tereddüt ve rehavet göstermeyeceğimizi ve emîn olduğumuz her ferdi, her zâtı bu hususa tahrik ve teşvik edeceğimizi taahhüt eylediğimizden iş bu taahhütnamenin zî’rini (altını) bitavverrıza(kendi rızamızla) imza ve tehmir eyleriz (imzalar ve mühürleriz).”
Alıntı; Şeyh Sait İsyanı – İbrahim Sadiyâni, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 16, 17) internet sayfasından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın