Acı’yı temaşa ile günaha ve dine daha çok batıyorlar. İnsanların acı’yı seyretmesi çok dinseldir ve dinselliği artırıyor; Orta Çağ’ın temel seyirliği idi, biliyoruz.
Hıristiyanlığın temelinde ise bu temaşa var, bir Roma usulü olan çarmıha germeyi, “çar”, dört ve “mıh” çivi anlamındadır, hiç unutmak istemediler.” O kadar öyle ki, alnında ve ayaklarında çivilerle acı çeken İsa’yı “Tanrı” kabul ettiler. Bu hal, belki de İsevi dinin en yaygın din olmasının ve tarikatlara daha çok dayanabilmesinin bir nedenidir; mistisizmi içselleştirdiğini düşünebiliyoruz.
Acı mı, insanı en çok çökerten niteliktir.
Acı mı, insan aklının en büyük düşmanıdır.
Korku ve acı, ayrı ayrı veya birlikte, insan aklını çökertebilmektedir.
Halide Edip, dede, imamdan daha tehlikelidir, derken pek doğru bir yerdedir; tarikatlar insandan aklını alma mekanizmalarıdırlar. Bu nedenle tarikatçılık, bir devlet politikası konumundadır. Buradayız. Sf. 78
Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın