Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
about
Kategori: ABD, NATO
-
“Türk aydını tarihi, .. Halkı yenilikçi yapma mücadelelerinin tarihidir. .. Amerikan siyaset tarihi, halkı kandırıcı kurnazlıkların tarihidir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2008): Halkı yanıltıcı kurnazlıkların zirvesi Türkiye tarihidir. Dünyada hiçbir halka bizim halkımıza uygulanan beyin yıkama yöntemi bu…
-
“Bizi İtilaf Devletleri bağımsız bir devlet olarak tanısa bile biz yardıma muhtacız… Amerikalılar da mandadan korkmamamız gerektiğini söylemektedirler. İstanbul’daki Amerika temsilcisine bir mektup yazarak Amerika’ya gizlice bir heyet gönderebilmek ve görüşmelere girişmek üzere emrimize bir torpido tahsis (hususi olan, özel ayrılmış) edilmesini isteyebiliriz.” Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK…
-
“Aynı celsede Refet Paşa da konuşuyor; “Manda ile istiklâl (bağımsızlık) biri birine engel şeyler değildir. Şu kadar ki kuvvetli olmak lâzımdır. Kuvvetli olmazsak o zaman manda altında eziliriz. .. Biz harici ve dâhili istiklâl-i tam (içeride ve dışarıda tam bağımsızlık) istiyoruz. Bunu kendi kendimize yapabilecek miyiz ve bizi kendi başımıza bırakacaklar mı? Şurası muhakkaktır ki…
-
“Mustafa Kemal; “Vaki olan başvuru ve talebi üzerine Mr. Bravn’ı kabul ettim ve kendisi ile uzun uzun konuştum. Amerikalı bir gazeteci olan Mr. Bravn bana ‘Hiçbir resmi sıfatım ve memuriyetim yoktur, tamamıyla özel ve kişisel olarak sizinle görüşüyorum’ dedi. Kendisi ile mandaterlik üzerine de görüştüm. Mr. Bravn Amerika’nın mandaterlik gibi bir vaziyet ve vasfı (sıfatı)…
-
“25-26 Temmuz 1919’da Bekir Sami Bey’in Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Orbay Paşa’ya yazdığı mektup; “İstiklâl şayan-ı arzu ve tercihtir. (Bağımsızlık arzulanan bir tercihimizdir.) Ancak İstiklâl-i tam (tam bağımsızlık) talep ettiğimiz halde, mülkün menatık-ı müteaddideye taksimi (mülkümüzün, ülkemizin, çeşitli mıntıkalara, bölümlere ayrılması) kati (kesin) ve şüphesizdir. Şu halde iki üç vilâyete münhasır (sınırlanmış, özgü) kalacak…
-
“Gerçekten petrolcülerin adamı Max Ball’e, ABD petrolcülerinin istedikleri biçimde bir Petrol Kanunu hazırlatılır. Hatta tasarıya ‘Bu yasa ancak yabancı şirketlerin izniyle değiştirilebilir.’ diye, bir 136. madde eklenirse de, bu sonradan çıkartılır. ABD, Türk Petrol Kanunu’nu Güney Amerika’daki muz diktatörlüklerine, “örnek yasa” diye gösterir, İnönü, 1954 seçimlerinde ‘Petrol Kanunu, bir kapitülasyon kanunudur.’ derse de, sonra bu…
-
“1959 yılının ilk ayında, belli koşulları yerine getiren ABD sermayesinin millîleştirilmesinde muhatabın ABD Hükûmeti olacağını öngören “İstimlâk ve müsadere garantisi anlaşması.” kanunlaştırılır.” Sf.1696 Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1694) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Ortak Pazar ülkelerinin politik liberalizmi, Türkiye’deki parlamenter rejimin bir cins garantisi sayılır. Bu tutum, Tanzimat döneminin nüktedan devlet adamı Fuat Paşa’nın ‘Avrupa devletlerine kapılanma’ politikasını hatırlatmaktadır, Fuat Paşa, yukarıdan gelen otoriterizme karşı halktan bir tepki gelmediği, ya “da bu tepki yetersiz kaldığı için, politik liberalizm yolunda büyük Avrupa devletlerine (bunların sefaretlerine) sığındıklarını açıklar; “Bir devlette…
-
“Osman Deniz anılarında, 21 Ekim 1961 protokolünden vazgeçiş nedenini İstanbul Vâlisi Korgeneral Refik Tulga’dan sorar. Protokolde imzası bulunan Korgeneral Tulga şu karşılığı verir; “-İyi ki karar uygulanmadı, İstanbul’un ekmeğini Amerika’dan getirilen buğdayla sağlıyoruz. Buğday yüklü Amerikan gemileri Okyanus’tan geri dönebilirlerdi, şimdi Ofis’e telefon edeyim, bakın kaç günlük unumuz var?” Vâli, Ofisçe telefon eder ve cevabı…
-
“Menderes, 1 Kasım 1950’de ABD’nin 487 radyo istasyonundan yayınlanan mesajında “Türkiye’de demokrasinin kuruluşunun Amerika’nın çabaları sâyesinde» olduğunu, bunun en somut örneğini “kendi partisinin iktidarda bulunuşunun teşkil ettiğini” açıklar.” Sf. 1685 Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1685) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Başkan İnönü de; Associated Press Ajansı’na verdiği bir demeçte, ABD yetkilileri gibi konuşarak, demokrasi adına Amerikan yardımı ister: “Amerikan yardımı, demokrasiyi kurmak yolunda bir adımdır. Türkiye ile Birleşik Devletler arasında daha sıkı ilişkiler kurulmasına ve demokrasinin Türkiye’de sağlam yerleşmesine yardım edecektir.” Sf. 1682 Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım…
-
“Alman yenilgisi ve Müttefik zaferi kesinleşince, 15 Mart 1944’te Varlık Vergisi kaldırılır. Yalnız vergi cezaları değil, ödenmeyen ‘vergiler de iki gün içinde bağışlanır. Bu birden değişikliği Prof. Weisband şöyle yorumlar: “Yasanın kaldırılmasına günün koşulları neden gösterilmişti, ama aslında, özellikle Birleşik Devletler’in baskısına olumlu bir cevap vermek ve Türkiye ile Batılı müttefikler arasında daha iyi ilişkiler…
-
“ABD, Mısır ve Suudi Arabistan’ı pakta sokmayı başaramaz İsrail de paktın dışında bırakıldığı için kuşkuludur. Muhammed Heykel’e göre, bu amaçla Mısır liderlerine rüşvet sunulur. Necip’e ABD 3 milyon dolar verir. Nâsır’a da 3 milyon önerilir: «Necip, paranın CIA ile ilgisi olmadığını, ABD Başkanı Eisenhower’ın komünizmle mücadeleyi kolaylaştırmak üzere, bâzı devlet liderlerine yardım ettiğini ısrarla söyledi……
-
“Muhammed Heykel, Rusya’nın tutumunu şöyle anlatır: «Nâsır, Kruşçov’dan garanti ister. Amerikalıların Türkleri Suriye’ye saldırmaya sevk ettikleri takdirde, Mısır’ın da Türkiye’ye karşı savaşması gerekeceğini, bunun da çok fena olacağını anlatır. Kruşçov, şu karşılığı verir: -Rüzgâra göre eğilmek gerek. Başka yol yok. Zira Dulles, dünyayı parça parça edebilir… Dulles, din adamı pozunda. Fakat eminim ki, dinsiz. olduğum…
-
“1957 yılının ilkbaharında Sovyet Büyükelçisinin Emlak Bankası ve Petrol Ofisine yardım önerileri olmuştur. 1956’da Türkiye Ticaret Odası Başkanına, Türk özel kesimine yardım için Sovyetlerin öneride bulundukları yazılmıştır. 1957 yılı Haziranında İş Bankasından bir gurup Rusya’ya gitmiştir. İş Bankası’nın, Batılı firmalar tarafından defalarca reddedilen cam fabrikası kurma önerisini Rusya kabul etmiştir. Yine Sovyetler uzun vadeli kredi…
-
“Yunanistan ve Türkiye’yi uzlaştırmak için Johnson’un hazırlattığı Acheson planlarının Türkiye ikincisini, Yunanistan ise her ikisini reddeder. Johnson öfkelidir; -Bir General de Gaulle bana yeter. Başka de Gaulle istemem, diye konuşur. Yunan Başbakanı Papandreu, Şubat 1965’te Moskova’ya gideceğini açıklar. Saray ve Washington’un görüşlerini yansıtmakla tanınan Kathimerini gazetesi tehdit eder; -Başbakan gidersin, alelâde vatandaş dönersin Papandreu, gerçekten…
-
“ABD Büyükelçisi Grew, ta 1930’da Dışişleri Bakanına sunduğu raporda, “Türk gençliğinin Komünist eğilimler taşıdığını, hatta İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesindeki) deki gençlerin % 75’inin Komünizan eğilimlere sahip olduğunu” bildiriyor.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 685) kitabından birebir alınmıştır.
-
“1930’dan sonra ABD Türkiye’nin bir afyon işleme ve ihraç merkezi olduğu konusunu işlemeye başlar. ABD baskısı artınca 1931’de üç tane Afyon İşleyen özel fabrikamız kapatılır. ABD Elçisi General Sherrill Mustafa Kemal hakkında bir biyografya yazar. Şunları belirtir: Mustafa Kemal’in dostluğunu kazandığını ve bu dostluğu da ABD’nin afyon sorununu halletmek için kullanmaktan başka bir amacının olmadığını,…
-
“1924 yılında Tevhid-i Tedrisat (Eğitimin birleştirilmesi veya eğitimde birlik) kanunu çıktı. ABD’nin İstanbul’da Robert Kolej ve Kız Koleji, İzmir’de Uluslararası Koleji vardı. 1927 yılında bile ABD’nin 1400 öğrencili 8 okulu ve 3 Koleji vardı. Bursa’da 1928’de ABD Kız Lisesinde üç kız öğrenci Hıristiyan olunca halkın infiali (öfkesi) büyük olur. Fakat sonunda Misyonerlere üç gün hapis…
-
“ABD Elçisi Morgenthau anılarında, Enver Paşa’nın kendisine Kapitülasyonların (ayrıcalıkların) kaldırılacağını söyleyince, Elçi şöyle der: “Türk Mahkemeleri ve Türk cezaevleri bugünkü durumlarında kaldıkça, Adli Kapitülasyonlardan vazgeçmeyi asla kabul edemeyiz.”” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 354) kitabından birebir alınmıştır.