Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ahlak, Etik

  • Binaenaleyh, 1925’te, Mustafa Kemal’in toprak reformu düşünmesi hikâyesine en güzel cevap da şudur: Giderek bürokratların toprak ve servet edinmeleri sırasında Mustafa Kemal’in 154 bin 709 dönüm toprak sahibi olmasıdır. (Asıldığı zaman Adnan Menderes’in toprağı 4 bin dönüm kadardı.) s. 246 Alıntı; Batılılaşma  ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2.…

  • İşte bu durumda, 1917 yılında 4 milyon lira itibari sermaye ile İtibari Millî Bankası kuruldu. Bir kanunla, Ergani bakır madenlerinin işletilmesi ve Ergani’den sahile yapılacak demiryolu hattının imtiyazı bankaya verildi. (Burhan Ulutan, Bankacılığın Tekâmülü). İlginç olan yön şudur: a)Yarısı ödenen sermayenin mühim bir kısmı hükümete aitti. b)Bankanın kurucuları o dönemin nüfuzlu şahsiyetleri, devlet adamlarıydı. Demek…

  • Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra Merovenj hükümdarları Tevrat’taki hahamlar gibi birden fazla karıya sahiptiler. Sf. 281 Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 281 kitabından birebir alınmıştır.

  • Hıristiyan halk geleneğinde Magdalalı Meryem kendisini Hz. İsa’ya çırak olarak sunup, rehinden kurtulan bir fahişedir. Dördüncü İncil’de bahsedilen hikâyede Magdalalı Meryem kıyametten sonra Hz. İsa’yı görecek ilk kişidir. Magdala, Fransa’da bir aziz gibi övülen ve Ortaçağ menkıbelerine göre Kutsal Tası getirdiği söylenen kişidir. Sf.107 Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) –…

  • Fahişelere özel ilgisi var, fahişe Pyrallis’e pek tutkun olduğu kayıtlıdır; genelev imarına ehemmiyet veriyor ve fahişeleri bir başka planda da unutmuyor. Hazine iflas edince ve müsadere ile kumar yolları aşırı ölçüde kullanılınca, vasıtalı vergilere dayanıyordu; bunlar arasında hamalların günlük kazançlarının sekizde birini ve fahişelerin de her gün bir vizitenin ücretini Caligula’ya verme mecburiyeti yer almaktadır.…

  • Babalara oğulların, oğullara babaların idamını seyrettirmeyi seviyordu; hasta olduğunu söyleyerek mazeret bildiren babaya bir tahtırevan veya sedye gönderiyordu. Oğlu idam edilen senatörleri akşam ziyafete çağırıyor ve güldürmek için şakalar yapıyordu. Bu ziyafetlerde çok zaman senatör eş veya kızlarını, herkesin önünde muayene edip birisini alıp gidiyor ve bir süre sonra döndüğünde, geri getirdiği kadın veya kızın…

  • Hayâsız idi ve hayâsızlıkta hiçbir sınır bilmiyordu; sarayında yapılan bir nikâh töreni bitince, genç gelin için, “o benim karım” diyebiliyordu. Başkasının eşini almaya, Augustus-usülü evlilik dendiğini not etmiştim, ancak, Augustus, Tiberius’un babasına, eşi Livia’yı boşamasını söylemiş ve öylece evlenmişti. Senatörler, Caligula’nın bulunduğu yerlere eşlerini ve kızlarını getirmekten korkmaya başladılar; istediğini o anda alıp bir arka…

  • Homoseksüel ama nasıl; kaynaklar, hem aktif ve hem de pasif homoseksüel olduğu konusunda kuşku bırakmıyor, bu açıdan Caligula’nın İsa’dan sonraki ilk yüzyılın başlarında modernist olabildiğini görüyoruz. Ve bir cinsel-doymaz olarak tasvir ediliyor. Sf. 49 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ana-İmparatoriçe’nin, bu amaçla, oğlu Neron’u ayarttığı ve yatağına aldığı rivayeti var. Doğru mu, Agrippina’nın erkek kardeşi Caligula ile de cinsel ilişkide olduğu hep ileri sürülmüştür. Ancak, bunlar, herhalde bir noktaya kadar etkili olabildiler, sonunda Neron’un Agrippina’dan bıktığı ve annesini öldürttüğü hep malumdur, not ettiğimi hatırlıyorum. Burası Roma’dır. Demek ki Roma’da ensest ilişkinin herhalde kötü sayıldığına…

  • Ülkemizdeki pisliğin dibinde en saldırgan, en kan içici, en sömürgen, en ahlaksız, en kumarbaz, en cahil üç sektör var; pisliği üreten, tekstil, inşaat ve turizm sektörüdür. Sf. 119 Şimdi başlığını veriyorum Bir “TİT sendikacılığın son bulduğu alandır. İki, Tit te bilgiye gerek yoktur. Üç Tit, orospu ahlakının alanıdır. Dört; Son zamanlarda “dünya evine giren, bütün…

  • Bizans’ta kadınlar kapalı yaşarlardı, ama fahişelik en büyük sektördür. Sirk, yaşamın vazgeçilmez parçasıdır ve bugünün Türkiye’sinde magazin sektörünü hatırlatmaktadır. Sirk, şehvet ticareti ve kan dökümü demektir; öldürmek, ekmek kadar gereklidir. Diehl, İstanbullunun zaman zaman ölüleri bıçakladıklarını da haber veriyor, yaşam, pek çok değersizleşmiştir ve o kadar öyle ki, en değersizler en yüksek noktalara çıkabilmektedir. Sf.…

  • Peki, durum nedir; durum değil facia şudur, Eylülist darbeden sonra ve depolitizasyon döneminde, CHP örgütü bürokratize olmuş durumdadır. Politik değiller ve merkeze bağlı bürokrattırlar. Önce, Deniz Baykal’a komplo nedeniyle ağladılar ve sonra, merkez korkutunca, “sakın dönme” çığlıkları attılar. Baykal’ın dönme ihtimalinden aşırı korkmaları ki böyle bir ihtimal hiç yoktu, tipik bir bürokrat tepkisidir. Utanç verici…

  • Son zamanlarında sağlık durumu, onun denizden uzaklaşmasının doğru olmadığını da ortaya koyduğundan bütün bunları göz önünde bulunduran hükümet, ona ulusun bir armağanı olarak Amerikalı milyarder bir kadından çok ucuza bulduğu Savarona yatını almıştı. Sağlık durumunun düzelmesi için alman bu yatta Atatürk ne yazık ki, çok beğendiği ve sevdiği halde ancak elli gün kalabilmiş, sonra Dolmabahçe…

  • Atatürk’ün manevi kızlarından biri de Zehra idi. Bu genç kızın acıklı ölümü, beni o zamanlar çok sarsmış, duygulandırmış, hayali yıllarca gözümün önünden gitmemişti. Zehra, öğrenim yapması için Atatürk tarafından gönderildiği İngiltere’den dönerken, Fransa topraklarında kendini trenin penceresinden göle atarak canına kıymıştı. Sf. 265 Yanında, Atatürk’ün silah arkadaşlarından, o zamanki Londra Büyükelçisi Fethi Okyar olduğu halde…

  • Atatürk, gençliğinden beri, kız, erkek dokuz çocuğu evlatlık edinmiştir. Hiç çocuğu olmayan Atatürk’ün bu koruyuculuk huyu, daha çok yaşamı boyunca evlatsız kalıp, annesinin ölümünden sonra kız kardeşinden başka bir yakını bulunmayışından ileri gelmektedir. Sf. 260 Atatürk’ün ilk manevi evladı, I. Dünya Savaşı’nda Van’da bulunurken, kimsesiz ve muhtaç olduğunu görerek yanına alıp İstanbul’a getirdiği sekiz yaşındaki…

  • Yavaşça sofraya yaklaştım. Konukların hepsi gitmişler, beş kişi yandaki masada poker oynuyorlardı: Atatürk, Recep Peker, Nuri Conker, Adalı Ayşe Hanım, Rize Mebusu Hasan Cavit, Tahsin Üzer. Bugün gibi hepsi aklımda… Hangisinin nerede oturduğu gözlerimin önünde… Bir kenarda durup, oyunlarına bakıyordum ki, beni gördü: “Beni bırakıp kaçarsın değil mi? Hem de en çok lazım olduğun zaman.”…

  • Hereke kumaşından bir sandalye getirdim, öylece takım bozulmamış oluyordu. Atatürk bunu görünce sordu: -“Niye koltuk vermiyorsun?” -“Koltuk bitti. Aynı desenden sandalyesini verdim.” Atatürk sinirlenmişti: -“Hayvan, kafanı kullan, koltuk ver” dedi. -“Aynı renk olsun diye sandalye getirmiştim efendim.” Tekrar: “Hayvan kafanı kullan” dedi. Bu sözlere çok canım sıkıldı. Gerçi arada sırada alışkanlıkla bu hitabı işitmiyor değildim.…

  • (Dönemin Özel Harp Dairesi Başkanı) Kemal Yamak’a göre ise Bülent Ecevit yıllarca anlattıklarının aksine brifingden sonra Özel Harp Dairesi’nin genişletilmesini istedi: “Sayın Başbakan (Bülent Ecevit) Genelkurmay Başkanına (Semih Sancar) döndü ve kadar iyi bir teşkilat ve ne kadar ulvi bir görev paşam’ dediler ve “Acaba bu teşkilatlanmayı yaygınlaştırarak çoğaltsak. Buna mukabil ordumuzun barış kadrosunda önemli…

  • Önceki bölümlerde belirtildiği gibi Amerika, yardım kuruluşu JUSMMAT aracılığıyla kuruluşundan itibaren Özel Harp Dairesi’nin giderlerini karşılıyordu. Bu amaçla daireye her yıl bir milyon dolar veriyordu. 1974’te kadar bu paranın Özel Harp Dairesi’ne verilmesinde bir aksama yaşanmadı. Sf. 187 Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 –…

  • MAH’ın (1) tüm masrafları CIA tarafından karşılanıyordu. Hatta MAH mensuplarının maaşları da artık CIA tarafından ödeniyordu. Karşılığında ise iç istihbarat bilgileri veriliyordu. MAH’ı CIA’nın yerel örgütüne dönüştüren bu ilişkiler ağı Başbakan Adnan Menderes’in telefonlarının dinlendiği dedikoduları üzerine başlatılan araştırma sonucu tesadüfen ortaya çıktı. Sf. 67 Teşkilatın dinleme istasyonları Amerikalılar tarafından oluşturulmuş ve bu istasyonlarda çalışanların…