Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Ahlak, Etik
-
Bu kavga içinde Halife Osman dostlarını ve saygınlığını gittikçe kaybediyordu. Peygamberin hanımlarından biri olan Ebu Bekir’in kızı Ayşe, Osman’a karşı muhalefetin ön saflarında yer almıştı. “Hz. Resul’ün ayakkabılarını, elbiselerini halka göstererek: Bunlar daha eskimedi, Osman O’nun dinini eskitti, yıprattı.” diyordu. Dahası “Öldürün Nasel’i (erkek sırtlan, ahmak ihtiyar), Allah öldürsün Nasel’i” diyerek halkı ayaklanmaya teşvik ediyordu.…
-
Mısır’a, Mısır fatihi Amr bin el-As’ı görevden alarak, sütkardeşi Abdullah bin Sad’ı atadı. Abdullah bin Sad, Müslüman olduktan sonra Müslümanlıktan vazgeçmiş (mürtedi olmuş) bir kişiydi. Fiili nedeniyle hakkında ölüm cezası verilmişti. Ölüm kararı Osman’ın araya girmesi ile engellenmişti. Kufe’ye vali olarak aynı anneden doğma üvey kardeşi Velid’i atamıştı. Velid daha önce vergi toplarken yaptığı uygulamalar…
-
Ebu Zerr el-Gifari, bu hoşnutsuzluğu dile getirdi. Peygamber, Ebu Zerr el-Gifari için “Yeryüzünün en doğru sözlü insanı” demiş ve onu böyle ilan etmişti. Ebu Zerr sürgüne yollanmasına rağmen, fikirleri toplumu hareketlendirmişti. Halife Osman Ebu Zerr’i susturamıyordu. Muaviye’nin vali olduğu Şam’a sürgün edildi. Ebu Zerr orada da susmadı, Medine’ye tekrar yollandı. En sonda Rebeze’de sürgünde, öldü.…
-
Umayya ailesinin başı Ebu Süfyan ve karısı Hind, daha 15 yıl önceye kadar, Peygamberin ve Müslümanların en azılı düşmanları idi. Hatıralar daha canlı iken, Ebu Süfyan ile Hind’in oğlu olan Muaviye, Şam emiri yapıldı. Halife Osman ailesini kayırmakla ve zenginleştirmekle suçlanmaya başlamıştı. Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013…
-
624 yılında, Müslümanlar, Bedir’de bir Mekke kervanını bastılar ve soydular. Müslümanlar, Kureyş’in ana damarına, yapılan ticarete saldırıyorlardı. Ve böylece, parasızlık sorunlarını çözüyorlardı. Peygamber, amcası Hamza’yı, Kureyş konvoylarını soymaya yolladı. Arap yarımadasında, savaşların durduğu kutsal ayda bile soygunlar devam etti. Gelen ganimetler, başlangıçta, mescitte, büyük küçük, özgür köle, kadın erkek tüm Müslümanlara eşit dağıtılıyordu. Ama devletin…
-
Bedevilerde, kadınlara geniş bir cinsi özgürlük tanınırdı. Özgür kadınlar, gizliliğe dikkat etmek şartıyla, dost edinme hakkına sahiptiler. Kadın ve erkek, velilerinin iznine gerek duymaksızın, kısa bir süre için geçici evlilik yapabilirlerdi. Bu tip geçici evliliklerde, kabilesinde kalan kadın, erkeğe mızrak ve çadır verirdi. Erkek, kadının kabilesi içinde yaşar ve bu süre içinde kabile üyesi gibi…
-
“…Nero evli kadınları ve hür doğmuş erkek çocukları iğfal etmekle yetinmez, Vesta Rahibesi Bakire Rubria’ya zorla tecavüz eder… Oğlan Sporus’u ameliyat ettirerek kıza çevirir ve bir merasimle onunla evlenerek onu karısı yapar. Nero bir erkekle evlenen ilk Roma imparatorudur ve belki de tarihin tek imparatorudur. …Nero her türlü şehvete müstehcenliğe düşkündür… Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık)…
-
Roma eşcinselliği ile ilgili elimizdeki yazılı dokümanların en önemlisi Roma Kanunları ve devrin yazarlarının eserleridir. Lex Scatinia (Scantinia) adıyla anılan kanun M.Ö. 226 yılından sonra ama en geç M.Ö. 149 yılında çıkarılmıştır. Yayınlanma tarihi tam olarak bilinmemektedir. Roma’da kanunları, o kanunu çıkartanın adı ile anmak adet olmuştu. Lex Scatinia’da eşcinsel ilişkiler kurala bağlanmıştır. Bu kanun…
-
Lesbiazein fiili, emmek anlamına geliyordu. Yunan haremlerinde ve Roma’da kadınlar arasında göz yumulan bu uygulama, sakalı çıkmaya başlayan özgür bir erkek için utanç verici bir iğrençlikti. Lezbiyenlik iki kadının gerek duygusal, gerekse fiziksel anlamda eşcinselliği olarak bilinir. Kısaca bir cinsel yönelimi ifade eder. Tarihin ünlü kadın şairi Sappho’nun yaşadığı Lesbos adasına izafeten sonradan verilmiş bir…
-
Atina’da erkeklerin fahişelik yapması, bunu yapan kişinin vatandaşlık haklarını yitirmesine neden oluyordu; aynı kişi politika yaparken yakalanırsa, ölümle cezalandırılıyordu. Bu, kadınların zina yapmasından daha yüz kızartıcı bir suç olarak kabul ediliyordu. Kadınlara zina nedeniyle ölüm cezası verilemiyordu. Kadın fahişeliği günlük hayatın parçası ve kârlı bir işkoluydu. Genelevler ayıplanmaz hatta merkezi yerlerde kurulabilirlerdi. Yaşlı zengin hanımlara…
-
Aristoteles, insanların çoğalmasını sağlayan kadın erkek ilişkisini ve aralarındaki aşkı küçük görmekteydi. Çünkü eksik yaradılışlı kadına duyulacak aşkın yüceltilmesi mümkün değildi. Gerçi kadın ve erkeğin çoğalması için çiftleşmesi gerekliydi ama bu süreç “aşkın dünyevi bir biçimiydi.” Bu aşk biçimi; bilgeliği seven erkeklerin, ulaşmaya çabaladıkları “göksel aşk“ değildi. Atinalı erkekler, “cesaret, yüreklilik ve erkekçe sevgiler aramalı,…
-
Bazı bölgelerde örneğin Boeotia’da bir erişkin erkekle genç oğlan, bir çift olarak açıkça yaşayabilirdi. Elis’te genç oğlanları bu işe razı etmek için hediye vermek adetti. Ama İyonya’da (1) eşcinsel ilişkiler yasaktı. Pederastik, kast yaşamıyla ünlenmiş Sparta’da ise, bir erişkin erkeğin genç bir oğlana aşkı açıkça yaşanabilecek bir şeydi. Tabiî ki bir takım kurallar vardı. Genç…
-
… pederastirinin Girit’ten Sparta’ya yayıldığını, peşinden kimi Yunan şehirlerince de benimsenerek Yunanistan’a yerleştiğini, diğer teorilerden daha kuvvetli bir olasılık haline getirmektedir. Teori ne olursa olsun pek az kültürde eşcinsel ilişkiler Yunanistan’da olduğu kadar öne çıkarak toplumsal kurallara dönüşmüştür. M.Ö. 630 civarına gelindiğinde ise Pederastri artık bir Dor geleneği olarak biliniyor ve yayılıyordu. Öte yandan…
-
II. Filip’in oğlu İskender M.Ö. 356 yılında Makedonya’nın başkenti Pella’da doğdu… Yunanlı büyük filozof Aristo’dan dersler alıyordu. Genç Aristo ona bilim, tıp, edebiyat ve felsefe öğretirken, devlet yönetimiyle ilgili de bilgiler veriyordu.. .. İskender’in güzel kadınlara ve güzel erkek çocuklara tutku derecesinde düşkünlüğü vardı. Çocukluk arkadaşı Hephaestion ile birlikteliği Hephaestion’nun 324 deki ölümüne kadar sürdü.…
-
Törenleri yapan Zerdüşt rahipleri Medler’den oluşurdu. Bu nedenle Mecusî dendiği de olmuştur. ..Zerdüşt dinin diğer dinler üzerinde önemli bir etkisi olmuştur. Budizm’i etkilemiştir. Yahudi dininin içine Tanrı ve şeytan ikilemini sokmuş, meleklere inanmayı ve ölülerin ölmezliğini getirmiştir. Ayrıca ahlaki açıdan da diğer dinlere çok şey katmıştır. Alıntı; Bizimkiler III (İmparatorluklar) – Evin Esmen ve Arda…
-
Zerdüşt’ün peygamber olarak gelişi, Angra Mainyu’ya öldürücü bir darbe oldu. Zerdüşt’ün gelişinden önceki 3.000 yıl boyunca, her 1.000 yılda bir, Zerdüşt’ün tohumuyla döllenen bir bakireden, bir kurtarıcı doğdu. Üçüncü 1.000 yılda ise son kurtarıcı Zerdüşt geldi. Onun gelişiyle, ölüler dirildi, bir gök taşı dağlardaki madenleri eritti. Eriyen madenler, müminler için ılık bir süt, dinsizler için…
-
Pers İmparatorluğu’nun egemenliği altındaki her topluluk ve kişi kendi dinini seçmekte ve uygulamakta serbestti. Gösterilen bu hoşgörüye rağmen, Perslerin kendilerine ait bir dinleri olduğu da bilinmektedir. Perslerin kendi dinlerini I. Dara’dan (Darius) itibaren biliyoruz. Persler, dini açıdan, Zaraduştra ya da Zerdüşt adını taşıyan bir düşünürün etkisinde kalmıştır. Bu dine Zerdüşt dini diyoruz. Zerdüşt dinine Mazdeizm…
-
Sokrates, Sofistler gibi yaptıklarının karşılığında para almıyordu. Kendisine, “Filozof, bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişi” diyordu. Diyordu ki: “Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir.”. …Sokrates, doğruyu bilen doğru davranır diyordu. Doğru bilgiden doğru eylem gerçekleşir. Doğruyu bilen doğru adamdır. Kötüler, bilgisiz oldukları için kötüdürler, bilseler kötü olmazlardı. Bilgi olmadan, akıl iyiye çalışmaz. Bu nedenle bilgimizi arttırmamız gerekir. Doğru…
-
Konfüçyüs siyasi karışıklık içindeki bir ülkede düzeni ve adaleti aradı. İnsan hayatının çok ucuz olduğu bir dönemde insana saygıyı öğütledi. Eğitimin yaygınlaştırılmasını istedi. Yönetici ve bürokratik mevkilere soy ağacına bakarak yapılan atamalar yerine, bu mevkilere bilgili ve yetenekli kişilerin sosyal sınıflarına bakılmaksızın atanması fikrini savundu. Bütün bunlar o devirler için devrim niteliğinde fikirlerdi. Nitekim Üstat…
-
Budizm, Kişisel ıstıraba tevekkül ile katlanılmasını, diğer canlıların ıstıraplarının düşünülmesini, zihnen de olsa bütün canlıların sevinçlerine ve kederlerine ortak olmaya çabalanmasını, iyi olunmasını, merhametli olunmasını, yapılan hakaretlerin bağışlanmasını, başkaları için fedakârlık yapılmasını ister. İnsan, başkalarına yalnız varını yoğunu değil, zamanını, canını ve benliğini de vermelidir. Böyle davranan kimse, ne olursa olsun, gerçek bir Brahman’dır. “Yoksul…