Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan
-
Yahudi örflerinde evlenmeler ise sonsuza dek akitlerine dayanmaktaydı. Havra’da adeta sözleşme yapılırdı. Evlenen çiftlerin birbirini terk etmesi olanaksızdı. Sf. 133 Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.
-
Evlere 8 gün süresince ekmek girmezdi. Bayram, Hz. Musa’nın Firavundan kaçışı sırasında, yiyeceği kalmadığı için sadece un ve suyla yaptığı hamursuz yiyeceklerin anısına izafe edilmekteydi. Bayramın sekizinci günü evlere “Mersin Dalı” atılarak bayram tamamlanıyordu. Sf. 131 Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 131) kitabından…
-
Yahudi defin törenlerin de kimi ilginç uygulamalar görülebilmektedir. Gözlemler göstermektedir ki, ölümlerde defin gece vakti yapılmaktadır. Son dönemlerde gündüz definlerine de rastlanmışsa da genel ve geleneksel uygulamada defin gece yapılmaktadır. Oysa İslami geleneklerde akşam saatinden sonra defin yapılmamaktadır. Yahudiler’in ellerde meşaleler ve yüksek sesle okunan dualar eşliğinde grupça gece vakti de gömme örfü geliştirdikleri anlaşılmaktadır.…
-
Kısaca “Alyans” olarak adlandırılan ve “Birleşme” anlamına gelen sözcük, Universal (Evrensel) ve “Israelite” ulusal kimlik genişliği ile Yahudi dünyasına beklenenden de hızlı girdi ve gelişti. Özellikle İzmir’de 1873 yılında açılan Alyans’ın sahip olduğu öğrenci sayısı 300 kişiden oluşurken, diğer bir kız Alyans okulu 250 öğrenciye sahipti. Alyans dışında, Sanayi Kız okulu 25, Sanayi Erkek okulu…
-
“Drahoma” adı verilen geleneksel “Başlık Parası” genç gelin adaylarının korkulu rüyası olmayı tarih boyu sürdürmüşe benzemektedir. Bir genç kız, evlenebilmek için eş olacak erkeğe, önceden belirlenen bu “Drahoma”yı vermek zorundadır. Bir genç kız için bu parayı bulmak ve biriktirmek yıllar almaktadır. Sf. 107 “Drahoma”yı sağlayan kızlar ise, ileri yaşlarında evlenebilmektedir. Bu kez de Yahudi ailelerde…
-
Kentteki aileleri genel olarak ele aldığımızda yeni soyadı kabulüyle, geniş bir tablo ortaya çıkmaktadır: Akcan, Akdura, Akkuş, Akoğul, Andıç, Anak, Arı, Artan, Ateşalp, Ataşe, Ayçiçek, Aygen, Azal, Azan, Bagalı, Bahalı, Bakış, Barıtoğlu, Bars,Barsan, Basmacı, Basmacıoğlu, Başaran, Batan, Beydemir, Bezek, Bile, Biter, Büberoğlu, Candan, Cen, Çerçi, Dağaç, Deyerli, Dinmez, Donduer, Ediş, Ediz, El büken, Erkasap, Erez,…
-
1900 yılında İzmir’i ziyaret eden Paul Lindau, Yahudi mahallesinin diğer mahallelere göre daha bakımsız ve düzensiz olduğunu ileri sürmektedir. Türk ve Yahudi mahallelerine göre Rum ve Ermeni mahallelerinin daha göze batıcı olduklarını ifade ederken, özellikle Yahudi mahallesiyle ilgili gözlemlerine geniş bir yer ayırır; Sf. 90 “Yahudi Mahallesi ise en pis ve en huzursuz olanı.…
-
Ancak, 1942 yılında çıkarılan “Varlık Vergisi” kentteki özellikle Yahudiler’in güç koşullar altında yaşama sürecini başlattı. Ardından İsrail Devleti’nin kurulması ve giderek Yahudilerin de göç almasıyla tarihi sosyal coğrafya değişime uğradı. Tarih boyunca devam eden birliktelikler 20. yüzyılla birlikte sona ermiş oldu. Sf. 90 Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1.…
-
19 Eylül 1900 tarihinde Donna adlı bir Yahudi kızı, Kaymakamlığa başvurarak, Müslüman olmak istediğini belirtmişti. Kaymakamlık, Donna’nın isteğini Kadı’ya iletmiş, Kadı da isteği kabul etmişti. Bunun üzerine, Kadılık, Musevi toplumu lideri Hacı Hahambaşı’na çağrıda bulunmuştu. Kent meclisinde Hahambaşı, Donna’yı bir kenara çekerek uzun telkinlerde bulunmuş, ancak, Donna’nın kararlı olması nedeniyle kararı onaylamak zorunda kalmıştı. Tanıklar…
-
Yunan işgali sırasında Türk-Yahudi yakınlığı daha da belirgin hale gelmişti. Yunan birlikleri kendilerine tam destek vermedikleri gerekçesiyle Yahudileri daima eleştirmektedir. Türklerle Yahudiler arasında o denli güven vardı ki, zaman zaman müftüler vekâlet vermeleri gerektiğinde “Rabin”lere geçici olarak vekâlet verebiliyorlardı. Hatta kent yöneticileri, Tire’nin Yunanlılarca işgal edildiği yıllar içinde her türlü bilgiyi Yahudilerden alabiliyorlardı. Sf. 74…
-
Yahudi grupların eğlencelerde ve de dinlenme saatlerinde ellerinden düşürmedikleri “Boyoz”, “Tuzlu Bakla” ve “Kavrulmuş karpuz çekirdeği” Türklerin de ilgi gösterdikleri yiyeceklerdi. Hatta bir Yahudi içeceği olan “Sübiye” daha sonraları Türklerin de vazgeçemediği bir içecek olup çıkacaktı. Sofra kültüründen yine bize kalan “Pandispanya”, “Sakız Macunu” ve “Piyaz”ı da anımsamak gerekir. Diğer bir kültürel miras da “Karambol”du.…
-
Ancak, Rumların kenti terk etmelerinden sonra ekonominin kontrolü tamamen Yahudi iş adamlarına geçmiştir. Özellikle bu yeni süreç tüccar sınıfının giderek canlandığını ve sayısal artış gösterdiğini açıklamaktadır. Kent merkez çarşı hâkimiyeti genel olarak Yahudi iş adamlarının kontrolüne geçmekle kalmamış, ticari yaşam canlılık kazanmıştır. Cumhuriyet Dönemi, Yahudiler’in ekonomik ve sosyal yaşamında, önceki dönemlere göre oldukça farklı bir…
-
Tanzimat’ın getirdiği ticari haklar ki bunların başında ekonomik yaptırımlar ve zorunluluklar gelmektedir, dengeleri değiştirmiştir. Kara gümrüklerinin kaldırılmasıyla ekonominin Rumların lehine çalışması ve nüfusun ticari ayrıcalıklar elde etmesinin yanında, geniş kapsamlı bir organizasyonun da öncüsü olmuştur. “Tanzimat-ı Hayriye”nin ilanıyla kara gümrüklerinin kaldırılması ve vergi alınmaması esası dış ticaret girişimlerinin önünü açmakla kalmamış, mahkemelerin fiyat tespitleri Rum…
-
İlginçtir ki, 1908 yılındaki meclis idare heyetinde, gerek nüfusça gerek ekonomiye hâkimiyetlerine karşın kent yönetiminde Rum kesiminden temsilci yoktur. Buna karşın Yahudi cemaatinden Çelebon Beje’nin seçilmesi anlamlıdır. II. Meşrutiyet’ten itibaren Belediye Meclislerinde, Haim Beja Robeno, Haim Beja Sebatay, Bohor Danon ve Şmail Barsimento’nun görev aldığını görüyoruz. İlginç bir konu da Belediye örgüt yapısı içinde Yahudi…
-
Tire çerçileri, Rum Ermeni ve Yahudi olarak görünmekteyse de asıl ağırlık Yahudi çerçilerde toplanmaktaydı. Tire tarihinin ekonomik lokomotifini oluşturan Yahudi iş adamları önce çıraklık örneği mesleğin kurallarını ve ahlakını “Çerçilik” aşamasıyla kazanmışlardır. Bu nedenle çerçiler üzerinde durulması gereken ciddi bir kesimi oluşturmaktadırlar. Çerçiler, geleceğin Yahudi tüccarlarının pişmesini, ticareti öğrenmesini sağlamakla kalmamış, ticaret ahlakını da çevreleriyle…
-
Avram Galante, 1904 Tire ziyaretinde, kentte 360 aile bulunduğunu ve yaklaşık olarak bunun 1.600 nüfusu karşıladığını belirtirken, özellikle daha sonra 1914-1918 arasında Filistin’e önemli göç olduğu ve Tire’den 200 ailenin ayrıldığını eklemektedir. 1927 yılı resmi rakamını ise 1.063 olarak vermektedir. Yine Galante’nin Tireli Yahudilerin ifadelerine dayanarak kentteki Yahudi nüfusu, Selanik, Bursa ve İstanbul Yahudileri yakından…
-
Diğer bir bilgi de Yahudi bir din adamının naklidir. Havra’da görevli İlya Sağman’ın, Yahudiler’in kentteki ilk mezarlıklarında bulup okudukları bir kitabedir. Alayparkı ile Askerlik Şubesi arasında yol yapım çalışmaları sırasında ele geçen kitabenin 700 yıl önceye ait olduğunun tespitidir. Havra müezzini İlya Sağman’ın bu nakli 1953 yılma aittir. Nakle göre mezar taşı 1200’lü yıllara uzanmaktadır.…
-
Diğer taraftan Şeyh Bedreddin olayları sürecinde bölgedeki Yahudi varlığından söz edilmesi belgelerle uyuşmaktadır. Osmanlı tarihçilerinden Murat Bey; “Tarih-i Ebül Faruk” adlı kitabında, ayaklanmacıların “Cami, kilise ve sinagoglara” dokunmadıklarından söz etmektedir. Bu ve diğer kaynaklarda ifade edilen “Sinagog” varlığı bölgede önemli Yahudi nüfusunun bulunduğunu göstermektedir. Diğer taraftan Bedreddin olaylarının Manisa ayağındaki lideri Torlak Kemal’in Yahudi olduğu…
-
Yahudiler, Beylikler Döneminden, İsrail Devleti’nin kuruluşuna değin, Osmanlı toprakları üzerinde huzurlu bir yaşam sürmüşlerdir. Tarihsel süreçte Fatih ile başlayan koruma şemsiyesi hanedan zincirinde aralıksız devam etmiştir. İstanbul’daki Hahambaşılık Kaymakamlığı daima saygı görmüş ve kimi istekler doğrudan Sultan’a iletilebilmiştir. Öyle ki, Theodore Herzl, II. Abdülhamit’ten Yahudiler için özerk nitelikli bir İsrail yerleşimine izin vermesini istemesine karşın,…
-
“Kan İftirası” denen bir suçlamanın yaygınlık kazanması, Yahudi toplumuna karşı bir dikkat unsuru oluşturmuştu. Yahudiler’in “Hamursuz” bayramlarında hamura insan kanı karıştırdıkları yolundaki inanç, Yahudi katliamlarına değin uzanmıştı. Bu iddia tarih boyunca Hristiyan -Yahudi dünyasını karşı karşıya getirmiş ve tarihe “Kan İftiraları” adıyla tehlikeli bir malzeme oluşturmuştu. Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Tire’de de çocukları korkutmak…