Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Böylece, ilk defa, sosyal ilişkileri toplumcu olan bir çoğunluk Türkiye’de seçimleri kazanmış oluyor. Onun için Üçüncü Cumhuriyet’i kutlayabiliriz. Millî Selâmet Partisi bu anlamda toplumcudur: Bugünkü AP, DP, CHP’nin aksine toplumcudur. s. 120 Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ağustos 2010 –…

  • Birinci Cumhuriyet döneminin ideolojik, ekonomik, hukuki karakterlerine bakmak gerekir: Eğitimde tek tip insan yetiştirme, insana tapma motifi hâkimdir. Bu, demokratik sıfatı ile bağdaşamaz. Bilimler, birbirinden ayrılmış; ayrı bir iktisat, ayrı bir hukuk, ayrı bir sosyoloji öğretilmiş, bunlar da doğal bilimlerden ayrılmıştır. Oysa gerçek hayattaki ilişkiler bunlar arasındadır. Bütünü kapsayan, bütünün hipotezini yapan insan Türkiye’de yetiştirilmemiştir.…

  • İdris Küçükömer, bu açıkoturumlardan sonra üzerinde tarih olmayan bir yazı yazmıştır. Yazıda açıkoturumu ve özellikle Şevket Süreyya ile Yakup Kadri’yi ideolojik olarak değerlendirmiştir. Bu açıkoturumlar üzerine Doğan Avcıoğlu da açıkoturumlardaki İdris Küçükömer’in tezlerini çürütmek üzere “Millî Kurtuluş Tarihi” adlı kitabını yazmaya başlamıştır. s. 99 Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris…

  • Hatta bu dengenin unsurları, belki birtakım solcuların tuhafına gidecektir. Mesela, İsrail’e nazaran dış politikada Arap dünyasını tercih etmektedir. Arap dünyasına giden Rus Mig uçakları Türkiye üstünden geçme müsaadesi alabilmektedir. Doğu Bloku’yla ekonomik ilişkiler gelişmekte, 360 milyon dolarlık bir kredi anlaşması yapılmaktadır. Söylentilere bakılırsa, bu projelerin uygulanmasına gelecek uzmanların kontrolü dolayısıyla Demirel ile dış istihbarat çevrelerinde…

  • Binaenaleyh, 1925’te, Mustafa Kemal’in toprak reformu düşünmesi hikâyesine en güzel cevap da şudur: Giderek bürokratların toprak ve servet edinmeleri sırasında Mustafa Kemal’in 154 bin 709 dönüm toprak sahibi olmasıdır. (Asıldığı zaman Adnan Menderes’in toprağı 4 bin dönüm kadardı.) s. 246 Alıntı; Batılılaşma  ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2.…

  • Muhalefet, özellikle bürokratik CHP, başlangıçtan beri inemediği temel meselelere inebilecek değildi. Türkiye’de sol yaşatılmamıştı. CHP bazılarına göre soldu. Oysa üretim güçlerinin geliştirilmesi açısından bakarsak ve daha büyük kitlelere mutlak olarak bir şeyler verebilmeyi dikkate alırsak DP daha soldu denilebilir belki. Harpten sonra iki partinin emperyalizmle ilişkilerinde, ana hatlarıyla önemli bir fark görülmemiştir. Laik olarak, Batıcı…

  • İsmet Paşa’nın sık sık tekrarladığı bir söz vardı. Bu, Lozan Sulh Konferansında Lord Curzon tarafından Osmanlı borçları konusu tartışılırken İsmet Paşaya söylenmişti; “Siz paraya ihtiyacınız olunca nasıl olsa bize başvuracaksınız” biçiminde bir sözdü bu. Hazin değil midir ki, bu sözleri söyleyen Paşa’nın CHP’si, 1950’den önce iktidarda iken, dış krediler almaya başlayan, bazı ikili anlaşmaları yapan…

  • Devletçiliği savunan kadroculardan Yakup Kadri Karaosmanoğlu devletçilik uygulamasını şöyle anlatıyor: “Fakat bu iktisadi ve sınai gelişme hareketimiz öylesine “irrational”, öylesine başıbozuk bir tarzda kalmış ve araya işten anlamaz ya da kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmez komisyoncu, anaforu bir takım tufeyli unsurların karışımıyla kurulan fabrikalar, yapılan tesisler o kadar pahalıya mal olmuştu ki, uzun bir…

  • İttihatçılar devrim ya da ıslahat olarak başka neler yapıyordu? Kadınlara hürriyet, şefkat, “kadınlı erkekli müsamereler”, şapka ve harf devrimi için hazırlıklar. Kooperatifçilik ve yerli malı kullanma propagandaları. s. 94 Yahya Kemal şöyle yazıyor (o sırada Paris’tedir): “Cemal Bey’in (Paşa) Üsküdar Mutasarrıfı olduğunu, orada entari ile gezmeyi kaldırdığını, Meşrutiyetin ilk ıslahatından biri olarak işittim.” Şüphesiz bu…

  • İttihat ve Terakki idaresi, özellikle yabancı sermayeye ait şirketlerde 1908 yılında yer alan grevleri zaman zaman asker ve polisle zorla bastırmıştı. Yabancı sermayenin zoruyla meşhur “Tatili Eşkâl Kanunu” çıkarılmıştı. (1) s. 92 Gerçekten de adamları ve akrabalarıyla bunu da bir derecede başardılar. İttihat ve Terakki için anlamlı bir adı, Yahya Kemal koymuştur. Bu ad “İktidar…

  • SOL YAN SAĞ YAN Yeniçeri-esnaf-ulema birliğinden gelen Doğucu-İslamcı halk cephesine dayanan:   Batıcı-laik bürokratik geleneği temsil eden:   Jön Türklerin Prens Sabahattin Kanadı Hürriyet Ve İtilaf Jön Türklerin Terakki Ve İttihat Kanadı İttihat Ve Terakki (Önce cemiyet, sonra fırka) İkinci Grup; (Birinci Büyük Millet Meclis’inde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde) Birinci Grup; (Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Müdafaa-i…

  • Sait Halim Paşa şöyle diyordu: “Sultan Hamid dünyaya gelmemiş olsaydı, yine kendi çağdaşları bir Sultan Hamid’in meydana gelmesine sebebiyet vereceklerdi” s. 21 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Harun Karadeniz anlatıyor; “İstanbul’a geldikten sonra öğreniyorum ki, ben içerdeyken karım İstanbul Sıkıyönetim Adli Müşaviri Turgut Akan‘a çıkmış ve ‘kocamı hangi suçla tutuyorsunuz? Sağlığı iyi değil, hayati tehlike söz konusu. Sağlık kurulları ve klinik raporları bu durumu belirtiyor’ demiş. Adli Müşavir’in cevabı ise benim Ankara öykümün içyüzünü açıklamaya yeter de artar bile: “Ölsün istiyoruz” demiş…

  • Harun Karadeniz; “Aynı yıl Giresun Parkı’nda parasız bölümdeydik. Vali, parka açık lokantanın önünde hasır bir koltukta oturuyordu. Bir anda bağrışarak kalabalık bir köylü kadınlar grubu parka girdi ve valiye saldırdılar: “Açız” diyorlardı. Çünkü fırınlar onlara ekmek satmıyordu. Köylülere ekmek karnesi verilmiyordu. Sanıyorum birkaç gün sonra idi, bir köylü açlıktan vilayet konağı önündeki uçuruma atlayarak intihar…

  • Hitler ne kadar Sosyalist idi ise de, Özal da o kadar Liberaldir; keşke liberal olabilseydi! s. 175 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • “…dogmacı kişi, bir varsayımı, olguları açıklayabildiği sürece elde tutacağına, varsayımına uygun olgular ister.” “Eğer yasanın hesaba katmamış olduğu bir takım yeni olgular ortaya çıkarsa, bu durumda değiştirilmesi gereken şey olgular değil, yasadır.” Aragon. Sf. 155 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf. 155)…

  • Ne demişti rahmetli Menderes: “Biz hiçbir zaman devlete hâkim olamadık”. Sf. 150 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf. 150) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi Paşa’nın konuşmasının bize göre en önemli kısmını birlikte okuyalım: “Biz, eski Anayasa ile Teşkilatı Esasiye Kanunu ile bir Anayasa düzeni içinde idik. O Anayasa düzeni, Meclisten çıkacak kanunların Anayasaya uygun olması lazımdır, kaydını koymuştu. Herkes bu kayda riayet edecektir; ama Meclisten çıkan bir kanunun Anayasaya uygun olup olmadığına da gene Meclis karar verecektir. Masum…

  • Celal Bayar, “fiili durum” dediği 27 Mayıs hareketinde, “Demokrat Parti‘ye karşı düşmüş ve devlete ortak olmuş iki grup vardır” der. Bunlar ordu ve aydın gruplarıdır. Ordu ve aydını şu kısımlara ayırmaktadır: “Anayasanın karakterine bakarak bu yeni ortakları ordu ve aydın diye niteleyebiliriz. Ordu, Millî Güvenlik Kurulu ile aydın, Anayasa Mahkemesi, Üniversite, TRT, Planlama ve hatta…

  • İsmet Paşa’nın sık sık tekrarladığı bir söz vardı. Bu, Lozan Sulh Konferansında Lord Curzon tarafından Osmanlı borçları konusu tartışılırken İsmet Paşaya söylenmişti; “Siz paraya ihtiyacınız olunca nasıl olsa bize başvuracaksınız” biçiminde bir sözdü bu. Hazin değil midir ki, bu sözleri söyleyen Paşa’nın CHP’si, 1950’den önce iktidarda iken, dış krediler almaya başlayan, bazı ikili anlaşmaları yapan…