Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Anekdotlar
-
.. Daha sonra 1930 yıllarında devrin Adalet Bakanı olan Mahmut Esat Bozkurt bunu şu şekilde ifade etmiştir; “Bu memlekette Türk olmayanların tek bir hakkı vardır; Türklere hizmetçi olma, Türklere köle olma hakkı.” Milliyet Gazetesinin 1655 sayı ve 19.9.1930 tarihli nüshasında. Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) I – İsmail Beşikçi (Sf. 190) kitabından…
-
Mussolini şöyle diyor; ” …Sosyalist devlet de, liberal devlet de sınıf devletidir. Faşist Devlet de milletin hukuki tezahürü olduğuna göre milli devlettir.” Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) 1- İsmail Beşikçi (Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yumuşaklıkta en değme liberallerden daha liberalim. Bu yeteneğim vardır. Şimdi neden bu yeteneği geliştirdim biliyor musunuz? Bizim toplum çok ikiyüzlü, çok yalancı, çok sahtekâr, çok tembel, çok cüce, fakat fırsat değdi mi kendini birden bire Allah yerine de koyan bir toplumdur. … bu da esnekliği gerektiriyor. Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah Öcalan (Güneş Ülkesi…
-
Kesinlikle doğru değil PKK bu uyuşturucu kaçakçılığına bulaşmamıştır. Bu kesindir ve ilkeseldir. Kullandıkları tipler hep bu Bingöl’ün Zaralarıdır. Eskiden faşist hareket onları Elazığ’da kullanıyordu. Hepsi Paluludur. Paluluları önce faşist maşa olarak kullandılar, şimdi de esrar taşıyıcısı olarak kullanıyorlar. Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah Öcalan (Güneş Ülkesi Yayıncılık 1995 Baskısı – Sf. 235) kitabından…
-
Mahir çok gözü kara bir militandı. Anı anına eylem içindeydi, değil mi? Müthiş bir yoğunluk, düşünmek gerekiyor. Düşünün yani, yurt dışına çıkmayı onuruna yediremiyor. Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah Öcalan (Güneş Ülkesi Yayıncılık 1995 Baskısı – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Öcalan’ın Kürt çözümlemesi:) “Kürtlerin, din, felsefe, sanat gibi çeşitli alanlardaki durumu, hem var hem yok arasıdır. .. Demek ki Kürt gerçekliği kaygandır. Demek ki bir yerden bir başka yere akıyor. Ve henüz oturmamıştır. İşte burada, bu çözümlemede, sınır tanımaz Kürt ihanetinin çıkması kaçınılmaz ve bunu tartışmak mümkündür. Halkım için; “Kendisine en çok ihanet eden halk!”…
-
(Öcalan Anlatıyor:) “Nazım, hem Kemalizm’in elinde esirdir hem de Kemalizm’in övgücüsüdür. Ve bu bir dramdır. Nitekim bu dramın sonucunda kaçışı geliyor. Bence Sovyetlere gidişiyle davayı kaybetmiştir. O yıllarda artık Sovyetlerin bunları bir Sovyet propagandacısı yapmak gibi geleneksel bir yaklaşımı vardır. .. şöyle bir olay duydum; Bu bir yerde herhalde içki içerken, Nazım da uzakta başka…
-
(Öcalan Anlatıyor:) Türkiye halkı da bana bir temsilcisini, doğru bir talebini yöneltsin; eğer uğruna savaş vererek karşılamazsam, “Apo, şu kadar kötüdür!” desin. Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf.332) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Öcalan anlatıyor:) Ben Türkiye’ye de fazla zarar vermek istemiyorum. Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 276) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Öcalan:) Benim o zaman (gençlik yılları) sevgi meselemde çelişkilerimin olduğunu şimdi anlıyorum. Ne seviyorum, ne seviliyorum, ne sevebiliyorum, ne kendimi sevdirebiliyorum. Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Öcalan:) İsmi Faruk Çağlayan’dı. Binbaşıydı. Harp Okulunda edebiyat öğretmeniydi. Bizim okula gelip, edebiyat dersi verirdi. Benimle olağanüstü ilgilenmesi oldu. Bana “-Sen kendine büyük güven, sen çok büyük birisin. Çocuklar ben Abdullah’ın yazdığı kompozisyon yazılarını alıp bütün profesörlere okutuyorum ve tahlil ediyorum (inceliyorum)” diyordu. Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları…
-
(Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir) “Türkiye’deki ve Türkiye dışındaki Kürtler arası ilişkiler konusunda bilgilerin az olmasına karşın Türkiye Kürtleri İran ve Irak’taki komşu Kürtlerle siyasi işbirliği konusunda fazla yatkın olmamışlardır. Aşiret bağları etnik bağlardan daha önemli görünmektedir. Sözgelimi, Irak’ta Barzani ve Talabani kesimlerine, Türk sınırı boyunca çatışmaları…
-
(Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi yayınından alıntı;) “Çünkü sırasıyla, Tanzimat’ın ve meşrutiyetin, Kürtlerin yaşayışı üzerinde yapacağı değişiklik, doğrudan doğruya, ağa, bey, reis, şeyh ve hocaların bu ilkel sürüler üzerindeki nüfuzlarını kıracak nitelikte idi. İnsanlığı bile idrak etmemiş olan bir kitleye ise, Kürtlük telkin etmeye imkân yoktu, bu kitle varlığının manasını bir avuç gulgul (bir nevi darı)…
-
Zamanın ölçüsünü ise dünyanın güneş etrafındaki hareketine göre ayarlamayı da bir türlü kabul edemiyorum. Bu nedenle bir yerde, güneş ışınlarının dünyaya gelişinin engellendiği zamanda, bir yapay uydu ile bu ışınları dünyaya yansıtmayı hayal ettiğimi yazdığımı hatırlıyorum. Böylece insanlığı çok basit ve kaba bir zaman ölçüsünden kurtarmış olabileceğimizi düşünüyorum. Sf. 273 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler –…
-
3 Eylül 1989’da Sokak Dergisindeki röportaj.. Soru; “Abdullah Öcalan’ın sizce niyeti ne?” Yalçın Küçük; “Kampa gidip bu mülakatı yapıncaya kadar, ayrı bir devlet kurmak istediğinden hiç kuşkum yoktu. Ancak şu anda en çok istediği, kendisini kanıtlamak ve Kürtlerin ayrı olduğunu kabul ettirmek.” Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990…
-
Bütün dillerdeki “salari” sözcüğü, maaş, “salt” ve tuz sözcüğünden çıkıyor. İnanılır gelmeyebilir; bir zamanlar insan bütçesinde tuz o kadar önemliydi ki, Avrupa’ya yine Suriye üzerinden gönderiliyordu, insanlara maaş değil “tuzluk” ödeniyordu. Özellikle kamu görevlilerine, belli bir günde, tuz almaları için bir ödeme yapılıyordu; buna “tuzluk” ya da maaş deniliyor. Sf. 258, 259 Alıntı; Kürtler Üzerine…
-
(Yalçın Küçük’ün savunmasından:) Ben Türkiye’de Darülfünunun (üniversitenin) ilk emini (rektörü) Hoca Tahsin Efendiden geri kalamam. Hoca Tahsin Efendi, canlıların Tanrı yoluyla değil de, örnek olsun havasızlıktan öldüklerini gösterebilmek için bir deney yaptığı gerekçesiyle, darülfünundan kovuldu. Fakat kovulduğu yere yakın bir oda kiralayarak derslere serbestçe ve buradan devam ediyordu. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük…
-
Değerli Kurul, Çalışkan birisi olduğum biliniyor; dürüstüm. Aptal olduğum söylenmiyor. Bana bütün kariyerler açıldı. Hepsini reddettim. Çünkü bu düzene itirazım var. Bütün sınıfları birincilikle geçtim. Bütün mektepleri geride bıraktım, şimdi benim bir mektebim var; sosyalizm. Bu ülkede sosyalizmin kurulduğunu görmek istiyorum. Suç işlemiyorum. İşimi suç işlemeden yapıyorum. Bana tahammül etme zorunluluğu var. Alıntı: Kürtler Üzerine…