Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük

  • Bizans’ın son imparatoru XI. Constantinus’un müteveffa ağabeyinin üç oğlu da fethin hemen ardından Fatih tarafından saray hizmetine alınıyorlardı. Şehrin düşmesinden 17 sene sonra, 1470 yılında bu oğullardan biri, Osmanlı donanması amirali ve Gelibolu vilayeti Sancak Beyi Mesih Paşa olarak, İngilizcesiyle christ ya da messiah ismiyle, saray duvarlarının dışına çıkacaktı. 1482 yılında bu yeni Osmanlı paşası…

  • Roma Ortaçağ’da hem Balkanlar, hem de Doğu için bir modeldi. Tam da bu nedenle zaptı bir tür modeli ele geçirme ve modelin yerini alma anlamına geliyordu. Roma İmparatoru olmanın yolu ise İstanbul’u almaktan geçiyordu; bu bakış açısıyla zapt edilmek isteneni “Roma’nın tüm bir tarihi ve unvanları” olarak düşünebiliriz. Nitekim Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethettiğinde sadece…

  • Bahçesinin duvarını yaptıran bir soyluya Mevlana’nın söylediği bu cümleyi Ernst Werner Eflaki’den aktarıyor: “Efendi … Bu inşaat için Rum işçiler almalısın. Türk işçiler yalnızca yıkmak için işe yarar, çünkü dünyanın imar edilmesi Greklerin bir özelliğidir, ama o dünyanın tahrip edilmesi ise Türklere mahsustur.” Bkz: Ernst Werner, Büyük Bir Devletin Doğuşu: Osmanlılar (1300-1481) Sf. 224 Alıntı;…

  • Anadolu Selçuklu için kullanılan Rum Selçuklu ifadesi hâlâ tarih piyasası dolaşımındaki yerini korumaktadır. Mevlana Celaleddin Rumi isminde de aynı tanımlamayı teşhis edebiliyoruz. Sf. 231 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Profesör Louis Bazin’den aktararak, Pachymere ve Nicephoras Gregoras’ın kroniklerinde ısrarla ve tutarlı olarak Osman’ın ismini “Atman” ya da “Ataman” olarak yazdıklarını; ismini Hellenize ettikleri hallerde ise “Atumanos” ya da “Atumanes” haline çevirdiklerini kaydetmektedir. Küçük, Osman formülasyonunun daha sonra, Dukas’ta ortaya çıktığı ve ancak 16. yüzyılda yerleştiği bilgisini de veriyor. Başka deyişle, Osmanlının kuruluşunu kayıtlara geçiren…

  • Makalesinde Gyula Kaldy-Nagy, Ertuğrul ve oğullarının, adlarından yola çıkarak İslamiyet ile bağlarının çok gevşek olduğunu ileri sürer. Profesör Kaldy-Nagy’e göre, Ertuğrul ve iki kardeşi Gündoğdu ve Sungur ile oğulları olduğu söylenen Gündüz ve Savcının adları Türk isimleridir. Makalesinde Osman’ın en seçkin destekçilerinin de, Konur Alp, Akça Koca, Samsa Çavuş, İslami değil, Türkçe adlara sahip olduklarının…

  • Lindner de Osmanlıları İslam savaşçısı olarak görmüyordu. Onları İslam’dan çok Şamanizm’in savaşçıları saymaktadır. Nicoara Beldiceanu, Osmanlının bir din savaşı vererek İslam’ı yaymakta ve Hıristiyanları Müslüman yapmakta ekonomik bir çıkarının olmayabileceğini de yazıyordu ki, gazaya ilişkin önemli bir ampirik kayıttır. Sf. 221 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 –…

  • Gazilik mertebesine ulaşmış Osman Müslüman mıydı; Gibbons’a Osman’ın pagan olduğu iddiasını daha önce not etmiştik. Sf. 219 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Napolyon, büyük ve görkemli dini törenler düzenlemesi ile ünlü idi. “Bir din seçmek zorunda kalsaydım, tanrım, evrensel bir yaşam verici olarak güneş olurdu.” .. onun sözüdür; ama Fransız devriminin sloganlarını fetihleriyle Avrupa’ya taşıyan bu hırslı general ve daha sonra imparator, hâkimiyeti altındaki topraklarda, ünlü büyük törenlerini güneş için değil, inanmadığı Katoliklerin Tanrısı için düzenliyordu. “Din…

  • Doğa durumunda adalet ve ahlakın bulunmadığını savunan Hobbes, devlet/ yasayı ve özel mülkiyeti de ahlakın temelinde görme eğilimdedir. Şu anlamda öyledir, mülkiyet hakkının yasa ile güvence altına alınmadığı, insanlar birbirlerinin can ve mal güvenliğini güvence altına alan yasalar üzerinde uzlaşmadığı sürece, Hobbes’a göre ahlaksızlık da ahlak da yoktur. Demek ki, devlet/yasa ile mülkiyet hakkını, akıl…

  • Hobbes, insanın, doğası gereği çıkarlarının esiri olduğunu kabul etti; ancak özel çıkarın hâkim olduğu bir toplumun insanın çıkarına olmadığını da teslim eden Hobbes oldu. Hobbes’a göre, doğru kullanıldığında, iradenin de temelini oluşturan aklın görebildiği işte budur. Hobbes, her toplumun temelinde bir sözleşme olduğunu savundu; bu, düzenin “ilahi” olduğunu söyleyen Kiliseye karşı, her toplumsal düzenin insan…

  • Machiavelli’nin ulus-devletinin de, “silahsız peygamberlerin başarısızlığa mahkûm olduğu” saptamasının da, feodal dönemin azılı ve en acımasız egemeni Kilise için “şeytan işi” olduğundan kuşku duyamayız. Sf. 88 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doktor Barış Erman’ın çalışması pek açıklayıcıdır ve çok kısa aktarmalar yapmak istiyorum. Mucid Jakobs’a göre, “düşman ceza hukukunun özelliklerinden biri, bakışını gelecekteki fiillere yöneltmesi ve toplumun tehlikeli failden korunma amacını gütmesi nedeniyle, failin kişi olmaktan çıkarılması sonucunu öngörmesidir.” Peki, bunlar kimler mi, “vatan hainleri, teröristler”, ayrıca, “hukuk düzeninin diğer ilkel düşmanları” böyle sayabiliyoruz. Bunlar “düşman”…

  • İsmail Canbolat nazırlık yapmıştı, İzmir İstiklal Mahkemesinde sürgün cezası aldı ve hapishanede “10 yıl sürgünü hak etmiyorum” yollu bağırıp çağırıyordu, o sırada mübaşir dolaşıyor ve “itirazı olan var mı” diyerek koğuş koğuş adam topluyordu. Koğuş arkadaşları Canbolat’ı tutmaya çalıştılar, suçsuzdu, kendine güveniyordu, itiraz ederse beraat edeceğine inanıyordu, önleyemediler. Gitti, bu kez idama mahkûm ettiler ve…

  • Tuncay Özkan Sendromu: İspanya Engizisyonunda, Elvira del Campo, “Tell me what l have to say” suçumu bana söyleyin, ben size söylerim, diye inliyordu. Bizimki bir Engizisyon’dur. Sf. 51 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu nedenle, diyebiliriz, halklar despotları değiştirmeyi başarsalar da, despotizmi ortadan kaldırmayı ve meşruti, anayasalı demek istiyorum, bir monarşi ile değiştirmeyi bilemediler. Sf. 49 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Perinçek’in ise ne zaman ve hangi bayrağa selam vereceğini bilemiyorum. Sf. 45 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşünceme göre, 6/7 Eylül, özünde, bir çapulcu işi değil, Hıristiyanları kovma savaşıdır. Ve Erdoğan döneminde, Trabzon, İstanbul ve Malatya’da hep Hıristiyanların öldürülmesini de tesadüfe bağlamıyorum; savaşı sürdürdüler. Yazılmayı beklemektedir. Ve Hıristiyanları kovmak, Hıristiyanları katletmek, adım adım, Türkiye’yi yobazlaştırmak demektir. Hep bunu yaptılar. Sf. 34 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım,…

  • Erdem Güven, Kuzguncuklu, 6-7 Eylül’ü yaşamış bir Yahudi’yle konuşarak, adını “Y.N.” şeklinde bildiriyor, “6-7 Eylül Olaylarında, kendisinin de, ‘Y.N, mensubu olduğu Yahudi cemaatinin can ve mal güvenliğine yönelik bir saldırı olmadığını” yazmaktadır. Bu kadar değil, Amy Mills adındaki bir yabancı araştırmacının, “6-7 Eylül Olaylarında Yahudilere hiçbir şey yapılmamıştır” tespitini aktarıyor. Bir de “6-7 Eylül Olaylarında,…

  • Çok güzel, bu yolla, Jön-Türk liderlerinden Ahmet Rıza’dan sonra Türkiye İşçi Partisi’nin efsanevi liderlerinden, kurucu ve en uzun genel başkan ve milli atlet Aybar’ın da Kuzguncuklu olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Sf. 30 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.