Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Araplar
-
Kitabın 2. Bölümünde de, Doğu Yahudiliğinin ve dolayısıyla dünya Yahudiliğinin büyük çoğunluğunun Sami kökenli olmayıp, Hazar-Türk kökenli olduğunu ortaya koyan tarihsel kanıdan derledim. Sf. 235 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 235) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Kadınları, ne kendi erkeklerinin ne de yabancıların yanında peçe kullanıyor; vücutlarını da örtmüyorlar. Bir gün bir Oğuz’un evinde oturuyorduk. Karısı da yanımızdaydı. Biz konuşurken kadın bir ara vücudunun görünmemesi gereken bir tarafını açıp kaşıdı… Hepimiz gördük. Hemen ellerimizle gözlerimizi kapatıp, “Allah’ım, sen bize günah yazma,” diye yakardık. Kocası güldü, çevirmenimize şunları söyledi: “Sizin önünüzde açılmamızın…
-
“Ertesi gün Türklerden biri karşımıza çıktı. Görünüşü pek çirkin ve kirliydi, davranışları kaba ve nefret uyandırıcıydı. O sırada sağanak yağmur altında ilerliyorduk. O, “Durun!” diye bağırdı. 3000 hayvan ve 5000 kişiden oluşan kervan olduğu yerde durdu. Adam, “Biriniz bile bir adım ileriye geçmeyeceksiniz” dedi. Emrine uyup durduk. “Biz Kudarkin’in (vali) dostlarıyız” dedik.” Sf. 40 “Bunlar…
-
İbn Abbâs’dan: “Peygamber (sav) erkekten muhanneslere (kadın kılıklılara), kadınlardan da kendilerini erkeklere benzetenlere lanet etmiş ve şöyle buyurmuştur: «Onları evlerinizden çıkartın.» Bunun üzerine o, falan kadını çıkarttı. Ömer de falan erkeği çıkarttı.” [Buhârî, Tirmizî ve Ebû Dâvud.] Merak ettiğim şey, benzerliğin ölçütü neydi? Özellikle kadının erkeğe benzerliğini neyle, nasıl tespit ediyorlardı? Ve İbni Abbas’ın da…
-
“Ali ise şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Resulü! Allah seni darda koymaz. Ondan başka çok kadınlar vardır. Fazla düşünme, cariyesine sor, sana doğrusunu söyler.” Sf.151 “Bunun üzerine aynı gün Peygamber (sav) îbn Ubeyy bin Selûl’ün iftirasını hükümsüz kılmak için minbere çıkıp şöyle konuştu: ‘Ailem hakkında yaptığı eziyet ve cefayı bertaraf edecek (ve iftiracıyı cezalandıracak) kimse yok…
-
Âişe(ra)den: “Cahiliyette nikâh dört şekildi. Biri bugünkü şekli: Kişi, kişiden velisi bulunduğu kadını veya kızını ister, karşılığında mehrini verip onunla evlenir. Diğer nikâh şekli: Kadın hayızından temizlendiği zaman, kocası ona şöyle derdi: «Haydi git falandan faydalan, hamilelik talep et.» Kadın gider, ondan faydalanırdı; o kocadan gebe kaldığı iyice anlaşılıncaya kadar esas kocası ondan uzaklaşıp ona…
-
Câbir(ra)den: “Biz Allah Resulü(sav)nün ve Ebû Bekr’in zamanında bir avuç kuru hurma ve un karşılığında, günlerce kadınlardan yararlanırdık. Ömer, Amr bin Hureys’e bunu yasaklayıncaya kadar bu böyle devam etti.” [Müslim] Sf. 138 Alıntı; Hadisler Hadisi Şerif midir? – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları, Kasım 2016 – Sf. 138) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hadis sizce de ilginç değil mi? Bir kadın geliyor, insanların içinde peygambere kendisini bağışlıyor. Yani peygamberle yatmak istiyor. Bugün dünyada bir milyarı aşkın Müslüman içinde kadınların konumunu düşününce o dönemde ne büyük cesaret ne büyük özgürlük varmış kadınlarda diye düşünüyor insan. Aslında Kur’an’daki bir ayetin yorumu için uydurulmuş olan bir hadis bu. Peygamberin nikâhlama yöntemi…
-
Şeytan Ayetleri öyküsü ne Kur’an’da ne de herhangi eski sözlü veya yazılı kaynakta yer alır. Peygamberin en yetkin biyografisi olan İbn İshak’ın Siret’inde de yoktur. Ancak onuncu yüzyılın tarihçisi Ebu Cafer ül Taberi’nin (öl. 923) eserinde sözü edilir. Taberi, Muhammed’in, tanrıçaların kültünü reddettikten sonra kendisiyle aşiretinin çoğunluğu arasında gelişen gerginlikten rahatsız olduğunu ve “Şeytan”dan aldığı…
-
Eski kaynakların bize aktardığına göre bir an için bütün Mekke Muhammed’in yenilenmiş Allah dinini kabul edecek gibi oldu. Mevcut durumdan memnun olan zengin takımı anlaşılır biçimde yeni dinden uzak durdu, fakat Muhammed Müslümanlara pagan tanrılara inanmayı yasaklayana kadar önde gelen Kureyşlilerin açık bir karşı koyuşu da yoktu. Görevinin ilk üç yılında Muhammed’in mesajının tektanrıcı yönünü…
-
Ömer sözlü Arap şiir geleneği konusunda tanınmış isimlerdendir ve şairler dilin kusursuz kullanımı konularında ona danışırlar fakat böyle bir metne daha önce rastlamamıştır. Hayret içinde, “Bu sözler ne kadar güzel ve hakimane!” der ve o anda Allah’ın yeni dinine girer. Sf. 227 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu,…
-
Fakat ilk mesajları da hüküm dolu değildi. Daha çok umut dolu iyimser mesajlardı bunlar. Muhammed Kureyş’e Tanrı’nın varlığını kanıtlamak zorunda değildi. Hepsi, zımnen yerlerin ve göklerin yaratıcısı Allah’a inanıyordu ve büyük çoğunluğu O’nun Yahudi ve Hristiyanların inandığı Tanrı olduğunu biliyordu. Sf. 221 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu,…
-
Daha beşinci yüzyılda Filistinli Hristiyan tarihçi Sozomenus bize Suriye’deki bazı Arapların, İbrahim’in özgün dini adını verdikleri dini yeniden keşfettiklerini bildirir. İbrahim, Tanrı daha Tevrat’ı, İncil’i göndermeden yaşamıştı ve dolayısıyla, ne Yahudi ne de Hristiyan’dı. İlk biyograficisi Muhammed bin İshak’ın (öl. 767) bildirdiğine göre, Muhammed’e ilk vahyin gelmesinden kısa süre önce, Mekke’de Kureyş’ten dört kişi, İbrahim’in…
-
Bütün Mekkeliler, Arabistan’ın en önemli kutsal yeri olan Kâbe’yle övünüyorlardı. Her yıl yarımadanın her yerinden Araplar hac için Mekke’ye geliyor, birkaç gün boyunca geleneksel ritüelleri uyguluyorlardı. Kutsal yerin çevresinde bütün şiddet eylemleri yasaklanmıştı ve Araplar Mekke’de, eski aşiret düşmanlıklarının askıya alındığını bilerek, barış içinde ticaret yapabiliyorlardı. Kureyşliler kutsal yer olmadan ticarî başarılarını ve öteki aşiretler…
-
Muhammed olağanüstü zeki biriydi. 632’de öldüğünde, Arabistan’ın neredeyse bütün aşiretlerini yeni bir birlik, ümmet içinde toplamıştı. Araplara kendi geleneklerine uyan özgün bir maneviyat getirmiş. Sf. 214 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 214) kitabından birebir alınmıştır.
-
Mürüvvet Araplar için yüzyıllarca işlevsel olmuştur fakat altıncı yüzyıla gelindiğinde artık çağdaş koşullara yanıt vermez olmuştur. Sf. 213 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 213) kitabından birebir alınmıştır.
-
Komün etiğini burada daha da net biçimde görüyoruz: Katilin kendisini cezalandırmak gibi bir görev yoktur, çünkü İslam öncesi Arap toplumunda bir kişinin iz bırakmadan ortadan yok olması çok kolaydır. Bunun yerine düşman aşiretten bir kişinin cezalandırılması bu tür amaçlar için yeterlidir. Merkezi iktidarın bulunmadığı, her aşiretin kendi yasasını koyduğu ve çağdaş kolluk kuvvetine benzer bir…
-
Yaşamın sürebilmesi için zorunlu olan toplumsal ruhun halk arasında gelişmesine yardımcı olmaya yönelik olarak Araplar mürüvvet adıyla anılan bir ideoloji geliştirmişlerdi ve bu ideoloji dinin işlevlerinden birçoğunu yerine getiriyordu. Arapların geleneksel anlamıyla dinle uyuşacak durumları yoktu. Sf. 212 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı…