Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Araplar
-
Adnan Menderes, Albay Nasır’a karşı, Washington güdümünde sert bir muhalefet vermekle birlikte, Bağdat’a karşı dostane bir tutum aldı. Şöyle de söyleyebiliriz; 27 Mayıs ile birlikte, Türkiye’nin Araplar’a, dostane ve “biraderâne” yaklaşımı sona eriyordu. Mayıs Devrimi, Türkiye’deki arabizmi sona erdirdi, bu nokta net görünüyor. Sf. 114 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,…
-
Şunları biliyoruz; İspanya’da Yahudiler, İslamik iktidarlardan hayli memnundular, Arap-Müslümanlar’ın adlarını alıyorlar ve benzer giyiniyorlardı. Birbirinin tarikatlarını kabul ettikleri, karşılıklı olarak ayinlere katıldıklarını biliyoruz; tasavvuf işte burada gelişmişti ve “kabala” nerede ise bir köprü oluyordu. Öylesine kaynaşmışlardı ki, Hıristiyanlar, Yahudiler’in, “işgalci” Müslüman devletleri desteklediklerini düşünüyorlar ve öfkeleniyorlardı; “ortak iktidar” denmese de bir beraberlik kesin ortadadır. Sf.…
-
Yenilgi üzerine, Sultan Ayşe’nin kral oğluna, “müdafa etmeyi beceremediğin taht için, kadın misli ağla, erkek de olamadın kral da” dediği meşhurdur. Bu söz, son Müslümanların, İspanya’dan çıkarılmalarını sembolize ediyor; 1492 yılındayız. Sf. 75 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ne hoş ve belki de çok acıdır; tarihimizi yazıyoruz ve Cemal Paşa’yı anlatıyoruz, amma Nili’den söz edemiyoruz; hâlbuki hem Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında ve hem de İsrael Devleti’nin kurulmasında çok önemlidir. Sf. 53 Aaron Aaronsohn, Cemal Paşa’nın karargâhındaydı, çok güvendiğini biliyoruz; aslında, Nili’yi, Aaronsohn ailesinin örgütü de sayabiliriz. İçlerinde yakalananlardan en yürekli çıkan Sarah Aaronsohn’dur. Sf.…
-
Gad Franko, Rıhtım Şirketi’nin sahibi Elezar Guifray’in sağ kolu ve bu nedenle Frenklerin, büyük tüccarların avukatlığını yaptı, çok kârlı işler çevirdi. Şunu da kaydedeyim ki, Gad Franko Mütareke’de bizim Müdafaa-i Hukuk-ı [Osmaniye] Cemiyeti’mize çok yararlı yardımlar ile şükranımızı kazanmıştır. Gad Franko Cumhuriyet’te İstanbul’a yerleşti. Bahtiyar Hanı’nı satın aldı. Kardeşi Marsel ile mâli işlere önem verdi.…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 18 Mayıs 1838, Kürdistan Dağları Sait Bey Kalesi) Atlar, koyunlar, inekler, keçiler, gayet iyi vasıflardadırlar. Dağlarda kaya tuzu açıkta bulunur ve dağların içlerinde başka ne gibi hazineler saklı olduğunu, sanırım ki henüz hiç bir mineralog araştırmamıştır. Eğer böyle zenginliklere sahip olan bir memleketin dörtte üçü işlenmemiş bir halde durursa bunun sebebini halkın acıklı…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Mayıs 1838, Dicle Kenarında Cezire (1)) Araplar, sınırların neresinde yabancı milletlerle temasa gelirlerse orada savaş vardır. İbrahim’in oğulları zengin ve verimli memleketleri pay etmişlerdi, yalnız İsmail ile kabilesi çöle kovulmuştu. Bütün öteki milletlerden ayrılmış olan Araplar için, yabancı ile düşman aynı anlama gelir ve el sanatlarının ürünlerini kendilerinin meydana getirmeleri imkânsız olduğu…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836 Beyoğlu, İstanbul) Arabistan’da, hatta Mübarek Şehirlerde çok eskiden beri padişahın hiç bir gerçek egemenliği yok. Sf. 43 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.
-
1909’da Adana’ya vali olarak atanan Cemal Paşa ile Aziz Ali arasında geçen şu konuşma o günlerde Arapların duygularını anlamamıza yardımcı olabilir: “Arapların yerden göğe kadar hakları var. Siz Türkler, biz Araplar hakkında şimdiye kadar imhadan, aşağılamaktan, küçümsemekten başka ne yaptınız ki, İstanbul’da köpekleri çağırmak için “Arap!.. Arap!.. Arap!..” dersiniz. En karmaşık meseleleri izah için ‘Arapsaçı…
-
Pan-İslamist Abdülhamid’in 1909’da tahttan indirilmesinden sonra iktidara yerleşmeye haşlayan Pan-Turancı (Türkçü) İttihat ve Terakkicilerin reformları yerleştirmek amacıyla merkezi otoriteyi güçlendirmek için attığı adımlar, Arapları kızdırmaya başlamıştı. Özellikle İttihatçıların Suriye’deki idari makamlara kendi adamlarını yerleştirmeleri ve buradaki okullarda, mahkemelerde ve idari birimlerde Türkçe kullanımını mecburi hale getirmeleri muhalefetin ‘Arapçılık’ hareketi etrafında toplanmasına neden oldu. Sf. 161…
-
Arapların siyasi temsili de önemli oranda artmıştı. 1877’de faaliyete geçen ilk Osmanlı Meclisi’ndeki 232 mebustan 32’si Arap’tı. Sf. 160 Alıntı; Öteki Tarih I (Abdülmecid’den İttihat Terakki’ye) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ocak 2012 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tarihi süreç içinde feylesof sayılabilecek bir kişiden Yakup ibn İshak el-Kindi’den (800 – 873) söz edelim. Abbasi halifeleri el-Memun, el-Mutasım, el-Mütevekkil dönemlerinde yaşadı. İleride bahsedileceği gibi, felsefi görüşleri nedeniyle eserlerine el kondu. Bu eserler daha sonra iade edildi. El-Kindi filozof, matematikçi, fizikçi, astronom, hekim, coğrafyacı ve müzik uzmanıydı. Matematikte, sayı sistemleri üzerine dört kitap yazmıştır.…
-
Türkleri nerede ise bütün düşmanları ve özellikle batılılar çok çirkin bulurlar. Onları canavar gibi, insandan daha çok hayvan gibi düşünürler. Tanımlamalar hep kısa boyları, büyük başları, kısa bacakları ve büyük kol ve elleri vurgulanarak yapılır. Burunları basık, göz çukurları oyuktur. Daha doğrusu öyle tanımlanır. Batılılar Türk ve Moğolları korkunç bulurken, Müslüman Araplar onları çok estetik…
-
Harizm’li Türk bilgini Biruni şöyle yazar: “Kuteybe, Harizmlilerin yazı dilini bilenlerini, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginlerini yok etti. Böylece her şey karanlığa gömüldü. İslam, Harizm’e girerken, geçmişi öğrenme olanağını bırakmamıştı.” Alıntı; Bizimkiler VII (Müslüman İmparatorluğu) – Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.
-
MS 710 Sonunda, Kuteybe, arabulucular yollayarak, Neyzek Tarhan’ı, canın bağışlanacak diyerek, tutsak olmaya ikna etti. Ama Araplar verilen sözü tutmadılar. Haccac “kâfire verilen söz İslam’ı bağlamaz” diyerek, Tarhan’ı öldürttü. Tarhan, yaptığı direnmenin sonucunu işkence çekerek ödemişti. Önce Tarhan’ın oğullarının başı kesildi. Sonra, Tarhan’ın 700 askeri bir bir öldürülerek, derileri yüzüldü. Bunların hepsi, Tarhan’ın gözü önünde…
-
Arap ordusu, Arap olmayan toprakları ele geçirdikten sonra, geniş köylü kitlesinin Müslüman olması işlerine gelmiyordu. Böyle bir Müslümanlaşma, dihkanların da işine gelmezdi. Haraç vergisi bir köye kesilirdi. Bir köyün bir kısmı Müslüman, bir kısmı başka bir dinden ise, köyden alınan verginin tüm yükü Müslüman olmayanlara binerdi. Bu nedenle, Müslüman olsa bile köyde kalanlar, haraç vergisine…
-
Haccac Mekke’yi kuşattı ve mancınık ile dövmeye başladı. Haç zamanıydı ve Emevîlerin eylemi Haç farzının yerine getirilmesini engelliyordu. Halife Ömer’in oğlu Abdullah araya girerek, Haç süresince Emevîlerin Mekke’yi bombardıman etmelerini önledi. Haç süresi bitince, Haccac’ın mancınıkları tekrar işlemeye başladılar. Mancınık ile atılan taşların bazıları Kâbe’yi isabet ederek, Müslümanların kutsal mabedinin yıkılıp, hasara uğratmasına sebep oluyordu.…
-
Bu yorumculardan biri olan Aliyyül-Kari şöyle der: “Türklerde insanlığa has yumuşaklık ve çelebi insanlara mahsus merhamet yoktur. Belki onlar başka tür bir insan cinsidirler. Onlara insan değil nesnas (bir cins maymun) dense daha uygundur. Türklere Yecüc ve Mecüc artıkları ve onların kardeşleri ve temsilcileri olduklarını söylemek, onların nemenem insanlar olduğunu beyan etmeye kâfidir. … Allah…
-
Bedevilerde, kadınlara geniş bir cinsi özgürlük tanınırdı. Özgür kadınlar, gizliliğe dikkat etmek şartıyla, dost edinme hakkına sahiptiler. Kadın ve erkek, velilerinin iznine gerek duymaksızın, kısa bir süre için geçici evlilik yapabilirlerdi. Bu tip geçici evliliklerde, kabilesinde kalan kadın, erkeğe mızrak ve çadır verirdi. Erkek, kadının kabilesi içinde yaşar ve bu süre içinde kabile üyesi gibi…
-
Urartu devletinin yıkılışından sonra, ülkede pek çok prenslikler oluştu. Bunlardan en güçlüsü Armenler kabilesiydi. Armenler’in öne çıkmasından sonra bu bölgeye Ermenistan denmeye başlandı. Ermeni halkı bu tarihten sonra, bölgeye gelenlerle yerli halkın karışmasından doğdu. Ermenilerin atalarının M.Ö. 1200 ila M.Ö. 800 tarihleri arasında, Frigler ve Traklar gibi batıdan gelerek, bu topraklara yerleşen Hind – Avrupa…