Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • (Kitabın bu bölümünde Nebil Reyhani yazısı) Bunun yanında, Kant’ın henüz ampirik olarak çürütülmemiş, dolayısıyla bugün için hala doğru olarak kabul edebileceği­miz bir görüşü var. Siyaset biliminde “demokratik barış” adı verilen bu görüş, demokrasiyle yönetilen ülkelerin birbirleri­ne karşı savaşmayacaklarını iddia eder. Kant’tan günümüze gelen bu iddianın bugün bile geçerliliğini koruması siyaset biliminin bir muammasıdır. Sf. 82…

  • Çanakkale’deki toplarımız da tahrip olunacaktı. Gerek Fevzi Paşa, gerek onun yerine geçen Cevat Paşa’nın tertipleri ile bu toplar da, gizlice, sonradan, bizim işimize yarayabilecek yerlere gönderilmiştir. İstanbul’daki depolarda bulunan silah ve cephane, hiç kimse farkında olmaksızın, daha sonra istediğimiz yerlere gönderilecek tertiplere konmuştur. Sf. 28 Alıntı; Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak – Ümid Sinan Topçuoğlu, (Latin…

  • Bu arada Rusya’dan yardım görüyorduk. İtalya, Fransa ve Almanya’ya gizli olarak harp malzemesi sipariş etmiştik. 1. Cihan Harbi’nden sonra mütareke (ateşkes) hükümlerine göre ordumuzdan geri alınan harp malzemesi İstanbul’da antrepolarda depo edilmişti. Bizim için en büyük malzeme bu depolardaydı. Maçka ve Zeytinburnu depolarında İngiliz ve Fransızların koruması altında silahlar muhafaza ediliyor ve depolarda çalışan silahsız…

  • Biz Selanik’ten durumu izlemeye çalışıyorduk. Meşrutiyet taraftarı olan vatanperver subay ve sivil aydınlar toplanarak neler yapılabileceğini tartışıyorduk. Mustafa Kemal, arkadaşlarını askeri kulüpte toplamış ve Rumeli’de askeri ve milis kuvvetlerden bir kıtanın hazırlanması ve olayları bastırmak üzere İstanbul’a yollanması fikrini ortaya atmış ve kabul ettirmişti. İşte “Hareket Ordusu” adlı kuruluş böyle oluştu. Sf. 3 Alıntı; Atatürk’ten…

  • Ancak, zaten MİT, darbeleri hiçbir zaman resmi raporlarla bildirmemiştir. Çünkü yasalar askerlerle ilgili istihbarat çalışmalarını yasaklamış durumdadır. MİT’in darbeci askerleri saptaması ve bunu resmî rapor hâline getirmesi suçtur. Bunu suç olmaktan çıkartacak yasal değişikliği yapabilecek bir siyasi iktidar da Türkiye’de hâlen işbaşına gelebilmiş değildir. Sf. 285 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay…

  • Zonguldak tüccarlarının kiralarında bulunan Fransız bandıralı Komilof, Mecda ve Vovesta vapurları ile İstanbul’dan İnebolu’ya ve Samsun’a yapılan muhtelif seferlerde birçok askerî malzeme ve askerî eşya gönderilmiş ve taşınmış. Sf. 115 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları, 7. Baskı Ekim 2003, Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örgütün üslerinden birisi de Merdivenköy’deki Bektaşi Tekkesi dir. Sf. 102 Örgütün parolası daha sonra Kurtuluş Savaşı’nın slogan hâline gelen “Ya İstiklâl Ya Ölüm” dür. Sf. 102 Karakolcular, Ankara Hükümetinin bel kemiğini oluşturacak Fevzi Çakmak, Kâzım Orbay, Saffet Arıkan, Kâzım Özalp gibi kumandanları Anadolu’ya başarıyla geçirmiştir. Karakol örgütü 1919 ile 1921 arasında tam iki bin subayı…

  • Mütareke ile ordunun elinden 1098 ağır top, 606 sahra topu, 667 bin 983 piyade tüfeği, 3118 ağır makineli tüfek ve benzeri araç alınmıştır. Sf. 87 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları, 7. Baskı Ekim 2003, Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • (1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup) Münevverler, tanırım ki, bayramlarda kürsüye çıkıp, “Yaşasın Memetçik!” diye bağırırlar, ama Memetçik etiyle kemiğiyle ve elinde bir istida ile masalarının önüne gelince kapı dışarı ederler. Onlar birer Burhan Cahit’tir: “Köroğlu”nda Memetçik resmi basıp satarak para kazanır ve yolda giderken Mehmetçiğin biri üstüne sürünecek diye ödü kopar. Vatanını ve halkını…

  • Silahlı kuvvetlerde görev yapan herhangi bilinin sağlıklı bir yaşam tarzı benimseme ve daha fazla toksik madde maruziyetinden kaçınma konusunda özellikle dikkatli olması gerekir. Sf. 49 Alıntı; Daha İyi Bir Beyin – Dr. David Perlmutter ve Carol Colman, Çeviri; E. Meriç ve Selvi Hoşafçı, (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Haziran 2019 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Asker tüm yurdu imam hatiplerle ördü 12 Eylül cunta idaresi dönemiyle devam eden süreçte 1982 Anayasası’nın 24. maddesiyle din eğitimi devlet güvencesi altına alınıp seçmeli olarak okutulan din dersleri, ilk ve orta dereceli okullarda zorunlu hale getirildi. 1979-80 döneminde Süleyman Demirel’in açtığı 36 imam hatip lisesine, darbenin hemen ardından askeri yönetim 35 tane daha ekledi.…

  • 14 Ekim 1980, Diyarbakır konuşması: “Dinsiz millet düşünülemez. Dinimize sımsıkı sarılmalıyız.” 15 Ocak 1981, Hatay konuşması: “12 Eylül yönetimi sadece sözlerle yetinmedi. MSP’lilerin bile başaramadığı, din derslerini okullarda mecburi hale getirdi.” 15 Ocak 1981, Konya konuşması: “Tanrısı bir, Kuranı bir, peygamberi bir, aynı sesleniş ve yakarışla namaz kılanları birbirinden koparmaya imkân yoktur.” Sf. 86 Alıntı;…

  • “Fethullah Gülen milliyetçidir. Komünizmle mücadele derneklerinde yetişmiş ve siyasallaşmış bir kişidir. 1960’ların komünizmle mücadele derneklerinin bir ürünüdür Gülen. Derin devlet, kendi denetimi altında oldukça her şeyi makbul görür. Bir şey onun denetimi dışına çıktığı anda tehdit unsuru haline gelir. Gülen’in altın nesil yetiştireceğiz diye bir iddiası var. Burada inanılmaz bir Müslüman Türk elitizmi söz konusu.…

  • Türkiye’nin darbeler tarihinin de kanıtladığı gibi her darbenin ardından hayata geçirilen Darbe Harekât Planı henüz ortaya çıkmış değil. Darbe girişiminin lider kadrosunun kimler olduğunu, başarılı olunması halinde iktidarın kimler tarafından hangi hiyerarşi ve işbölümü içerisinde kullanılacağını, devlet yönetiminin kimlerden oluşacağını, hangi kurum ve kuruluşlara kimlerin atanacağını gösteren ayrıntılı planlara ulaşılamadı. Sf. 74 Alıntı; İmamın Ordusu…

  • Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur’un 21 Nisan’daki “Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk ‘Tar’da Sayılır!” başlıklı ikinci yazısı ise çok açık biçimde darbe planının izlendiğim aktarmaktaydı. “Devlet onları izliyor. İstihbaratıyla, tüm silahlı kuvvetler hiyerarşisi olarak komuta kademesiyle, hükümetiyle, emniyetiyle, halkıyla, siyasetçisiyle, STK’larıyla bir bütün olarak devlet ‘suç’ işlemelerini bekliyor. Yani TAR üzerinde hizalanmalarını. Teker teker sayacaklar…

  • Darbe gecesi Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Galip Mendi ise Çıray’ın yönelttiği aynı soruya, “Ben de basında okudum Sayın Milletvekili,” dedikten sonra şu yanıtı veriyordu: “Bir defa eğer öyle bir darbe girişimi haberi aldıysa Genelkurmay, otomatikman bütün kuvvet komutanlarını haberdar etmesi lazım, muhtemelen öyle bir şey değildi, bilemiyorum. Ancak, bana 16.00’da ne davetiye geldi, Genelkurmay…

  • Abdülkadir Selvi’nin Hürriyet gazetesindeki köşesinde de işlendi. Herkesin kolaylıkla kahraman ilan edildiği o günlerde Selvi, 4 Ağustos tarihli yazısında, meçhul binbaşının darbeyi ihbar etmiş olmasına rağmen TSK’den ihraç edildiğini duyuruyordu. Sf. 65 Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erdoğan iki önemli şey söylemişti. Konuşmasının başında, kalkışma hazırlıklarının saatler öncesinden tespit edildiği anlamına gelen “Bugün bildiğiniz gibi öğleden sonra bir hareketlilik ne yazık ki silahlı kuvvetlerimizin içinde mevcuttu,” cümlesini belki de ağzından kaçırmıştı. Erdoğan’ın ağzından kaçanlar bununla da sınırlı kalmamış, darbeden sonra OHAL ilanıyla ve kanun hükmünde kararnamelerle devletin yeniden inşa sürecinin başlayacağının işaretini…

  • İzmir merkezli soruşturmayı yürüten Sava Okan Bato, eğer 15 Temmuz kalkışması olmasaydı ertesi sabah erken saatlerde TSK içindeki Cemaat örgütlenmesine yönelik büyük bir operasyon karan almıştı. Birkaç yüz subayın bu operasyonlarda gözaltına alınacağı konuşuluyordu. İddia edilen o ki, söz konusu soruşturma ve gözaltılardan haberdar olan Cemaat mensubu askerler başka bir tarihte yapılması planlanan darbeyi öne…

  • “Gülen Cemaati ordu ve bürokrasi içinde gerçekten bu kadar iyi örgütlenmişse, darbe yapmaya ihtiyacı var mıydı?” diye de sorabilirsiniz. Ama daha önemlisi, Cemaat 7 Şubat 2012 tarihli MİT ve 17/25 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk soruşturmalarında AKP ve Erdoğan’a yönelik niyetini açık ettiği halde, 248 insanın hayatım kaybetmesine yol açan darbe girişiminin neden önlen(e)mediği en meşru…