Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Askerlik
-
Ekim ayının başında 4 bin kişilik bir Kürt birliği Beyazıt’ı bastı ve bazı Türk subay ve erlerini İran’a kaçırdı. Ankara’nın buna cevabı: Beyazıt’ı ilçe, Karaköse’yi (aslında adı Kızılkilise idi ama 1921’de Kâzım Karabekir tarafından değiştirilmişti) il yapmak, Furugi’yi kasım sonuna kadar otel odasında bekletmek ve İran’la transit ticareti kesmek oldu. Furugi sonunda pes edip Ankara’dan…
-
Ancak herkes böyle ‘uyumlu’ değildi. Başta Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve Gümüşhane olmak üzere pek çok yerde, “din el-den gidiyor!”, “gâvur memur istemeyiz!”, “şapka istemeyiz!” sloganlarıyla gösteriler başladı. Çoğu küçük olaylardı ama 25 Kasım 1925 günü Erzurum’daki olaylar ancak silah zoruyla bastırıldı. Rize’de İmam Şaban ve Muhtar Yakup…
-
Cemiyet-i Akvam’ın (Birleşmiş Milletler’in)bir raporuna göre harekât sırasında 15 – 20 bin isyancı öldürülmüş, 206 köy, 8.758 ev yıkılmış, hükümet 20 milyon pounda yakın para harcamıştı. Bu miktar tüm Millî Mücadele sırasında harcanan paradan fazlaydı. Resmî rakamlarca “16 zabit, 106 nefer şehit olmuş, 17 zabit, 300 nefer yaralanmıştı” Tarafların kayıpları arasındaki devasa fark, Ankara’nın isyanı…
-
15 Mayıs 1919’da İzmir’e Yunan çıkartması yapıldığında bu sefer İtalyanlar ortaklarını protesto ettiler, bununla da yetinmeyerek Selçuk havalisini işgal ettiler. Ancak İtalyanlar Türklere o kadar iyi davranıyorlardı ki, düzenli ordunun henüz kurulmadığı günlerde Ankara Hükümeti’nin hizmet aldığı çetecilerden biri olan Demirci Mehmet Efe’nin Denizli’de terör estirmesi üzerine, şehir halkı, İtalyanlara sığınmayı bile düşünmüştü. Bununla da…
-
Alptekin Müderrisoğlu’nun Kâzım Özalp’ten aktardığına göre Fransızlar, Ocak 1922’de güney topraklarımızı terk ederken 10 bini aşkın tüfek, 1.505 sandık mermi ile parası ileride ödenmek üzere 10 hangar, 4 yedek uçak motoru, 3 telsiz istasyonu ile 10 Brege tipi uçağı Ankara Hükümeti’ne bırakmış, daha sonra da 1.500 adet hafif makineli tüfek, 2.735 sandık fişek, 200 kamyon,…
-
Örneğin Fransız Mareşali Foch’un Mart 1920’de yaptığı hesaba göre, Türkleri yenmek için en az 27 tümene ve 400 bin askere ihtiyaç vardı. Oysa o tarihlerde İstanbul’daki Müttefik askerî varlığı yedi bin, Yunan ordusunun toplamı ise 80-100 bin civarındaydı. Sevr sürecinde, aslan payını almayı uman Yunanistan ise o tarihlerde Bursa’ya kadar gelmişti. Hâlbuki Sevr ile Yunanistan’ın…
-
Bir İngiliz raporu da Bekir Ağa Bölüğü’ndeki rahat havayı doğruluyordu: “a) Toplam 112 kişi olan mahkûmlar hapishanede istedikleri gibi gezinebiliyorlar ve bütün gün bir arada bulunuyorlar, b) Mahkûmların arkadaşları için ziyaret saatleri güya 12 ile 14 arası ama bu saatlere uyulmuyor ve isteyen istediği zaman cezaevine gelip gidiyor, c) Cezaevine gelen ziyaretçiler, girişleri sırasında tesadüfi…
-
Bu iş için Belçika İzcilik Teşkilatı kurucusu İngiliz Harold Parfıtt ülkeye davet edilmişti. Parfıtt, 9 Nisan 1914’de Keşşaflık Cemiyeti İzci Ocağı’nı kurduktan sonra Dârül-Muallimin-i Aliye’de (Yüksek Öğretmen Okulu) izcilik dersleri, yürüyüşler, kamplar, oymak beyi kursları ile izciliği kurumsallaştırmaya başladı. Ocağın 22 Mayıs 1914’te hazırlanan 35 maddelik Nizamnamesinin 2. maddesine göre “İzci oymakları (tabur) teşkil edilerek,…
-
Ayaş ve Çankırı’ya gönderilen ilk grup arasında papaz, kompozitör, müzikolog, ‘Ermeni müziğinin babası’, Anadolu’nun Türkçe, Kürtçe, Gürcüce, Ermenice türkülerini ilk derleyen Gomidas (Komitas) Vartabed de vardı. Halide Edip (Adıvar) Gomidas’la yakın arkadaştı. “İnsan ve sanatçı olarak çok nadir karşılaşabileceğimiz bir değerdi. Gomidas benim evime gelir saatlerce çalar, söylerdi.” Sf. 243 Gomidas tutuklandığında öğrencilerinden biri Gomidas’ın…
-
Bırakın halkı, dönemin Sadrazamı Said Halim Paşa bile “Sarıkamış’ın felaketini çok sonra haber aldığını” söyleyecekti. Çünkü İttihat ve Terakki, savaş aleyhine yayınları önlemek için hükümetin resmî gazetesi sayılan Tanin haricindeki bütün gazeteleri kapatmıştı. Askerî sansür ancak 11 Haziran 1918’de kaldırıldı. Fakat Sarıkamış konusundaki sansür ancak 1921 yılında kırıldı. 9. Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Köprülü Şerif…
-
O günlerde kendisine 3 Ordu mıntıkasında yaklaşık 600 bin civarında askerin ‘zayi’ olduğunu söyleyen Harbiye Nezareti’nin Ordu İkmal Dairesi Müdür Vekili Miralay Behiç (Erkin) Bey’e şöyle demişti: “Bunlar nasıl olsa bir gün ölecek değiller miydi?” Sf. 214 Alıntı; Öteki Tarih I (Abdülmecid’den İttihat Terakki’ye) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ocak 2012 – Sf.…
-
1909’dan itibaren kademeli olarak iktidara yerleşen İTC, 1911’deki ara seçimlerde adayını seçtiremeyince, önce Kanun-i Esâsî’de değişiklik yapmaya teşebbüs etmiş, başarısız kalınca Meclis’i Kanun-i Esâsî’nin 35. Maddesine dayanarak feshetmişti. Yeni meclisi oluşturmak için Aralık 1912’de yapılan seçim, ülkedeki ilk genel seçimdi ancak İTC militanları tarafından muhaliflere uygulanan şiddet yüzünden tarihe ‘Sopalı Seçim’ olarak geçti. İttihatçıların yaygın…
-
(Birinci Balkan Savaş’ı;) Öyle ki, Şevket Süreyya Kırklareli kaybedildiğinde “Türk piyadesinin kaçışı, Bulgar süvarisinin ilerleyişinden daha hızlıydı!” diye yazacaktı. Sf. 179 Alıntı; Öteki Tarih I (Abdülmecid’den İttihat Terakki’ye) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ocak 2012 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.
-
Halaskâr Zabitanlar işbaşında; Bu arada İTC karşıtları da boş durmuyordu elbette. 1912 yılının haziranında İstanbul’da ‘Halaskâr Zabitan’ (Kurtarıcı Subaylar) adı altında örgütlenen subaylar bir muhtıra yayımlayarak ülkenin II. Abdülhamid devrindeki gibi bir buhran geçirmekte olduğunu ve çökme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ve vatanın kurtarılmasının “yine en çok askerlere düştüğünü” ilan etmişlerdi. Sf. 177 Alıntı; Öteki…
-
Ayaklanma başlıyor; Mart ayının sonlarına doğru, o güne kadar askerlikten muaf olan din adamlarının askere alınmasını öngören kanun çıktığında iş bir kıvılcıma kalmıştı. Çünkü özellikle Anadolulu gençler, askerlikten kaçmak için medrese öğrencisi oluyorlardı. Anadolu’daki nüfusun yaklaşık üçte birine tekabül eden bu kesim, ordunun asker potansiyeli açısından büyük bir kayıptı. İttihatçılar bu kesimlerden basit bir okuma…
-
1096 yılı geldiğinde ilk haçlı seferleri başlamıştı. Haçlı seferlerinin organize edilmesinde en önemli nedenlerden biri Selçuklu fetihleriydi. Selçuklular önce Anadolu’yu, sonra Filistin’i ve en önemlisi Kudüs’ü ele geçirmişlerdi. Doğu Roma İmparatoru Alexios Komnenos’da 1091 yılında Papa II. Urbanus’e mektup yazarak yardım istemişti. Aslında onun istediği asker yardımı idi. Çünkü Alexios görüyordu ki Türklerin bu gelişi…
-
Alp Arslan’ın ordusunda çok miktarda Kürt asker ve Kürt Beyler vardı. Yani Malazgirt savaşının kazanılmasında Kürtlerin de büyük payı vardır. Alp Arslan, Romanos Diogenes’e bir savaş tutsağı gibi değil, bir konuk hükümdar gibi muamele etmiştir. İmparator için özel bir çadır hazırlanmış, emrine hizmetkârlar tahsis edilmiş, özel masrafları için her gün para verilmeye başlanmıştır. Savaştan bir…
-
Türk orduları yaz kış dinlemez her mevsimde hareket ederlerdi. Düşman durmadan takip edilir, saldırmak için en uygun an beklenirdi. Saldırılar genellikle gece başlar veya bazen şafak beklenirdi. Türk askerleri bitkin bile olsa, savaşmak için uygun an yakalandığında savaşılırdı. Hızlıydılar, kendilerine güvenliydiler. Komutanları savaş taktiklerinde inanılmaz uzmanlaşmışlardı. Onların hem stratejileri ve hem de iradeleri vardı. Gerekmedikçe…
-
Türkleri nerede ise bütün düşmanları ve özellikle batılılar çok çirkin bulurlar. Onları canavar gibi, insandan daha çok hayvan gibi düşünürler. Tanımlamalar hep kısa boyları, büyük başları, kısa bacakları ve büyük kol ve elleri vurgulanarak yapılır. Burunları basık, göz çukurları oyuktur. Daha doğrusu öyle tanımlanır. Batılılar Türk ve Moğolları korkunç bulurken, Müslüman Araplar onları çok estetik…
-
1937 ve 1938 Yıllarında Kırım, Sürgün ve İdamla Dağıtılan Aşiret ve Ocak Büyükleri Hakkında Özet ve Toplu Bilgiler; 38 öncesinde Dersim toplumunun öncü ve yönetici öznesi, benim “Aşiret ve Ocak Büyükleri” olarak tanımlamayı tercih ettiğim birkaç yüz kişilik küçük bir toplumsal katmandır. Bu katmanın bir bütün olarak “feodal”, “ağa” ya da “derebeyi” olarak tanımlanması yanlıştır.…