Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • (Kitabın yazarı Dora Sakayan’ın açıklamaları;) Osmanlı Ordusundaki Ermeniler’in Balkan Savaşı’nda cesurca dövüştükleri biliniyordu. O dönemin Amerikan Büyükelçisi Morgenthau’ya göre; “Binlerce Ermeni askeri Türk olmayan diğer unsurlardan daha iyi savaşmışlardır.” .. Buna rağmen, bilindiği gibi, 1914 yılından itibaren, Osmanlı İmparatorluğunun askerlikle yükümlü Hristiyan yurttaşlarının büyük çoğunluğu istihkâm işlerinde zorla çalıştırılan amele birliklerinde toparlanarak, savaş alanlarından geri…

  • (Kitabın yazarı Dora Sakayan’ın Notu;) Jöntürklerin iktidarı ele geçirmesinden sonra, gerçek reformların yapılacağı umudu ile kendi özerklik ya da bağımsızlık taleplerinden vazgeçtiklerini, özellikle Taşnaksiyun Partisi’nin üye ve yandaşlarını daha sonra da, umutları kırılana dek devlete sadık kalmaya çağırdığını gizlemeye çalışmaktadır. Ermeni Soykırımı konusunda Bibliyografya bölümüne bakın. “Ermenilerin alanı anlamına gelen Haynots, İzmir’deki Ermeni mahallesinin adıydı.…

  • (Kitabın yazarı Dora Sakayan’ın açıklamaları;) Dr. Haçeryan, 1914’de, Bardizag’lı 1.500 genç ile birlikte Türk ordusuna katıldı ve 1. Dünya Savaşı boyunca Tıbbiye Zabiti olarak hizmet etti. .. Üstün askeri hizmeti nedeniyle askeri madalyalarla taltif edildi. 1922 de, İzmir felaketi sırasında görevi aniden sona erdi,. Birkaç gün içinde Dr. Haçeryan işini ve evini kaybetti ve Ermeni…

  • Altı ay içinde Bozüyük civarında İnönü tepelerinden, Sakarya gerisine kadar Garp Ordusu’nu mağlubiyetten mağlubiyete ve perişanlığa düşüren acaba başka bir İsmet Paşa var mı? Meşhur tarihçi Michelet’in kitaplarında yazılı olan şu ifade ne büyük hakikati ihtiva eder: “Napoléon, Waterlo muharebesinde son derece sıkışmıştı.  Vaziyeti kurtarabilmek için yardıma muhtaçtı.  Etrafına bakındı; ufukları gözden geçirdi; bir general,…

  • 1921 Ekim ayının son günlerinde Afyonkarahisar tarafında bizimkilerin yaptıkları taarruz, tahmin ettiğim gibi, muvaffakiyetsizliğe müncer olmuş (başarısızlığa dönüşmüş) ve zayıf mevcutlu beş piyade ve üç süvari fırkamız, düşmanın üç piyade fırkası karşısında muvaffak olamayarak geri çekilmeye mecbur kalmışlar ve büyük zayiat vermişlerdi. Sf. 130 Garp cephesi karargâhına mensup birçok subayların ve memurların aileleri karargâh ile…

  • İngilizlerin mütarekenâmenin son 24. maddesinde Ermeni vilayetleri dedikleri şarktaki altı ilimiz, Diyarbekir, Van, Bitlis, Erzurum, Elâziz ve Sivas vilayetlerini işgal etmek için bahaneler icat edeceklerini, buna karşı tedbir almaklığımızı Yakup Şevki Paşa’ya açıkça teklif ettim.  …ben kendi ordumun mıntıkasındaki vilayetlere fazla silah ve cephanemizi sevk ederek icabında buralarda Müslüman çoğunluğunun bulunduğunu anlatmak üzere silahların halka…

  • 1.Bahr-i Siyâha mürûr (Karadeniz’e geçmek)  için Çanakkale ve Bahr-i Siyâh Boğazlarının küşadı (açılması) ve Bahr-i Siyaha mürûrun temini, Çanakkale ve Bahr-i Siyah istihkâmlarının müttefikler tarafından işgali; Sf. 321  7.Müttefikler, emniyetlerini tehdit edecek vaziyet zuhurunda (ortaya çıkması hâlinde) herhangi sevülceyş noktasını (Stratejik noktayı) işgal hakkını haiz olacaklardır.  10.Toros Tünelinin müttefikler tarafından işgali;  Sf. 322   24.…

  • Zeki Paşa, bu seferin icrasındaki zorlukları ve çöl seferinin icrası için lazım gelen malzemenin bulunmadığını, daha deve tedarikinin bile yoluna girmediğini, uzun ve amansız bir çölün her türlü mahrumiyetini yenmek için erzak ve cephaneden başka, içecek ve yıkanacak suyun bile beraber götürülmesi zaruretini izah ederek bu seferin sarih (açık) olarak aleyhinde bulundu. Yarbay Von Kress’in…

  • Şu tetkik ve mütalâaya göre, bizim filomuz 29.10.1914 sabahı Sivastopol ve Novorosiski limanlarına ilerleyip bombardıman yapmasaydı, belki, 30 sabahı, Rus gemileri Boğaz’ın önüne gelecekler ve torpil dökerken yakalanıp ateş başlayacaktı.  Netice aynı ise de, şekil ve yol bize daha uygun olurdu. Sf.106 1914 senesinin Ekim ayı sonunda Kurban Bayramı, Türk milletinin neticesi meçhul bir harbe…

  • “Harp hud’a dır”  (hud’a=oyun, aldatma) Alıntı; Harp Hatıralarım II (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Talat Paşa harbin sonunda; ” Beklendiğinden daha fazla devam eden harp, nakliye ve ticaret işlerinde ve ihtiyaç maddelerinin tevzisinde (dağıtımında) yolsuzluklar yaratmıştır.  Bugün bunlara imkân yoktur.  Yolsuzlukları cezalandırmak elbette hükûmetin vazifesi idi.  Bu vazife ifa edilmemiştir.   Bu ihmalden kimlerin mesul olduğu malûmdur.  Bu mes’uller biziz ve hareketlerimizin bütün mesuliyetini çekmeye hazırız.  Yolsuzluklar çok umumi bir…

  • General Bronzart, muhtelif vaziyetlere göre sefer planlarımızı hazırlamış; Genel Kurmay Reisi olan Enver Paşa da bunlarla hem fikir olduğunu beyanla aynen kabul ve tasdik etmiş.   Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sefer planlarını bizzat Genel Kurmay Reisi yapacaktı.  Bizim Genel Kurmay Reisimiz, Erkânıharbiye-i Umumiye Reisimiz Enver Paşa idi.  O böyle şeylerle meşgul değildi.  Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) ve parti işleri, onu daha çok meşgul ediyordu.  General Bronzart, Genel Kurmayın Birinci Reisi Sanisi (ikinci reisi) ise de hakikatte Genel Kurmay Reisliğini yapıyordu.  Şu halde sefer planlarımızı da…

  • “Her tarafı örtmek isteyen hiçbir tarafı örtemez.”  Bu sevkülceyşin ezelî (en eski) bir kaidesidir. Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 167) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birinci Dünya Harbi’nin sonuna doğru bizim dokuz ordumuz vardı. Bunlardan Yedinci Ordu’nun kumandanı Mustafa Kemal Paşa, Altıncı Ordu’nun başında da ben bulunuyordum.  Fakat bu ordu teşekkülleri, boş birer kadro, birer bostan korkuluğu idi.  Çünkü orduların muharip mevcutları çok azdı.    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf.…

  • Enver Paşa, her şeyde olduğu gibi bunda da ifrat kararını iltizam etti (aşırılık kararını lüzumlu gördü).  Latin harfleri şeklinde, Arap harflerini birbirleriyle birleştirmeksizin, yan yana yazmak usulünü ileri sürdü.  Bunu aklına koydu ve ısrara başladı. Sf. 150  Bu zihniyetle orduya emir verilmişti.  Ayrı harflerle, munfasıl (fasılalı, aralıklı) harflerle yazı yazılacak; bütün askeri muhabere (haberleşme) evrakı;…

  • Mirliva; Tuğgeneral, Miralay; Albay,  Kaymakam;  Yarbay… Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fransız Generali Boman jandarmamızı tensik (düzene koyma, düzeltme) ediyordu.  Almanlarla çatışmaması için de jandarmamız Harbiye Nezareti emrinden alınarak dâhiliye vekâletine rapt olundu (bağlandı).  Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 57, 58) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008); İlginç, orduyu Almanlar eğitiyor iken Jandarmayı Fransızlar eğitiyorlar.…

  • 1 Haziran 2005, Vakit Gazetesi haber yapıyordu, ADL, yani Anti Defamation League’nin Çevik Bir’e verdiği aynı amaçlı ödül için “Yahudilerden Üstün Hizmet Madalyası” başlığını kullanırken, Tayyip için hafif bir kıvırtma yaparak “Musevilerden Cesaret Ödülü” açıklamasında bulunuyordu.  Gerçekte ADL, bu ödülleri kendilerine üstün hizmet edenlere veriyordu.  Tayyip’in ödülü almasını Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Devlet Bakanı Ali…

  • 6 Nisan 2002 tarihinde Başbakan Ecevit’in; “Filistin halkına karşı, dünyanın gözleri önünde soykırım uygulanmaktadır” şeklindeki..  … Ecevit’in o dönemde hastalandı (!) diyerek yattığı hastanenin sahibi Mehmet Haberal, Ankara’da bulunan Doğuş Locasının 424 Nolu üyesiydi.  …  Tayyip; Haberal’ın kedisine İhsan Doğramacı’nın emaneti olduğunu vurguluyordu. Erdoğan ve Haberal, hastane açılış törenini, protokolde kendilerine ayrılan yerde “el ele”…