Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Askerlik
-
(Yıl 1877, 93 Harbi de denilen Türk-Rus savaşı. Ruslar İstanbul’a kadar dayanmış ve Osmanlı perişan halde:) “…..19 Mayıs 1878 tarihli Basiret Gazetesinde küçük bir ilan çıkıyor; “Müşkülatı hâzıra (mevcut güçlükler) büyüktür, lakin çaresi kolaydır. Yarınki sayımızda, herkesin izniyle bu çareyi kısacık izah ve beyan edeceğim.” diyor. Bir gün sonra Ali Süavi Efendi Çırağan Sarayında öldürülüyor. …
-
(Yalçın Küçük, Barış Davası duruşmasında mahkeme heyetine anlatıyor; 1867 Yılında Mustafa Fazıl Paşa’nın Fransız’ca olarak kaleme aldığı ve Sultan Abdülaziz’e sunduğu dilekçe bir aydınlar dilekçesidir. Dilekçeyi yazan Namık Kemal, Ebuzziya Tevfik ise tekrar Fransızcadan Türkçeye çevirip bastırıyor. Halka elli bin adet dağıtılıyor. Bu dilekçeden örnek;) “… Padişahların sarayına en güç giren şey doğruluktur. Onların etrafındaki…
-
(Aydınlar Dilekçesi Davasında:) “İhtilal düzenleri ya da askeri rejimler, genellikle birer özel mahkeme kurarlar. Savcılardan birisi askeri rejim adına suçlamalarda bulunur. Çok zaman sanık olarak getirilebilenleri değil, getirilemeyenleri de suçlar. Askeri rejim bu suçlamalardan güç alır. Beni savaşa (Kıbrıs savaşına), aldığım emirden çok, Türkiye’ye bağlılığım ve bu yurda olan sevgim götürdü. Ben Gazi’yim. Öncelikle siz…
-
(“Aydınlar Dilekçesi” Davasında Prof. Dr. Hüsnü Göksel’in savunmasından;) “Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yürürlükte olduğu bir ülkede benim gibi bir cerrahi profesörü, kanser cerrahı, kalkıp da Devlet Başkanı’na demokrasi konusunda dilekçe verse, onu mahkemeye değil, psikiyatri servisine götürürler.” “Ben burada ne “adaletinize sığınıyorum” diyorum, ne de “adaletin tecellisi deyimini kullanıyorum” “Adaletin inşa edilmesine ortak katkımla…
-
“Mustafa Kemal Haziran 1927 sonuna kadar asker kaldı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 410) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2008): 1919’da Erzurum’da askerlikten istifa etmişti. Sonra tekrar asker mi oldu yoksa hiç istifa etmemiş gibi devam mı etti?
-
“Saidi Kürdi (Saidi Nursi) okuma yazma bilmiyor, düşüncelerini müritlerine, kâtiplerine yazdırıyor. 31 Mart ayaklanmasına öncülük eden İttihat-ı Muhammedi Fırkasının başında Derviş Vahdeti ve Saidi Kürdi var. Sultan Hamit’e karşı olan 13 Nisan ayaklanması Sultan ile anlaşıyor. Sultan’ı kurtarmak için yola çıkan Hareket Ordusu ise Hamit’i tahttan indiriyor…. Sina Akşin ..”Hareket Ordusu’nun masraflarının Almanya ve Avusturya…
-
“Bir ulusun tarihindeki her dış savaş aynı zamanda bir iç savaştır. Bu en çok kurtuluş savaşları için doğrudur.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 213) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Dahi, çok hızlı görebilendir. Mustafa Kemal çok yavaş ve sakin görebilendir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Harekât Ordusu’nun Komutanı bile, bastırmak üzere geldiği olayı, irtica olarak değerlendirmiyor. Harekat Ordusu Komutanı Hüseyin Hüsnü Paşa İstanbul halkına dağıttığı ilk beyannamesinde, 31 Mart Ayaklanmasını bütün alem-i İslam’ın tel’in ettiğini (lanetlediğini) belirtiyor ve amacın istibdat yönetimine dönmek olduğunu kaydediyor…… ve ordunun namusunu ikmal etmek için geldiğini ilan ediyor. 31 Mart 1909 tarihinde isyan, ordu içinden…
-
“Hareket Ordusu, ne düzenli bir Ordudur, ne de düzenli bir Ordunun parçası, tümüyle gönüllülerden kurulan, sayısı ve yönetimi çok milli olmayan tam bir silahlanmış halk topluluğudur. Resmi ordu ile bir ilişkisi yok. …yalnızca, İttihat ve Terakki’nin militanı olan bazı genç subaylar bulundular. Yer yer birlikte komuta ettiler.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük…
-
“Mustafa Kemal Bey: Erkân-ı Harp Kolağası (Kurmay Yarbay), 1926’daki İzmir suikastı sırasında Cumhurbaşkanı. Pirlepe’li Fethi Bey (Oyar): Erkân-ı Harp Binbaşısı, İzmir Suikastı öncesinde Başbakan. İzmir’li İsmet Bey (İnönü): Erkân-ı Harp Kolağası, İzmir suikastı sırasında Başbakan. …Vehbi Paşazade Süleyman Askeri Bey: Erkân-ı Harp Kolağası, Teşkilat-ı Mahsusa (Özel Teşkilat, MİT, Özel Harp Dairesi gibi) Başkanı. Ohri’li Eyüp…
-
“14 Temmuz 1880’de iki taraf arasında yapılan bir sözleşme ile Osmanlı Hükümeti, Osmanlı rütbesi ve üniforması taşıyacak bazı asker ve sivil uzmanları kadrosuna alıyor. Times Gazetesi “İstanbul’da Alman subayları” başlığı altında tepkisini ve hayretini yazdı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 350) kitabından birebir alınmıştır.
-
“…başlarında Okul Komutanı Süleyman Paşa olmak üzere Harbiye öğrencileri harekete geçiyor. Taşkışla ve Gümüşsuyu barakalarındaki askerler de İstanbul Komutanı Refik Paşa’nın komutasında Dolmabahçe Sarayını kuşatıyorlar. Artık Aziz’in tahtta son günü gelmiştir. Aydınlar Partisinin (Aydınlardan oluşan siyasi bir birliğin) darbeden önce Murat Efendi ile anlaştığı biliniyor. Murat Efendi tahta çıkıyor, ama kendisi deli çıkıyor. Yerine aklı…
-
“Türkiye’nin ilk örgütlü ihtilâl girişimi; Kuleli Vakasını tertip edenlerin (düzenleyenlerin) reisi, 46 yaşında Süleymaniyeli Şeyh Ahmet’tir. Namık Kemal’e göre, Şeyh Ahmet, yalnızca özgürlükçü olmakla kalmıyor, aynı zamanda özgürlükçülerin de duayeni (en kıdemlisi) oluyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 281 ile 285 arası) kitabından birebir alınmıştır.
-
(İlber Ortaylı’nın II. Abdülhamit Döneminde Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu adlı kitabından;) “Colmar Freiherr Vo der Goltz özellikle genç subayların eğitiminde etkin rol oynadı. On iki yıllık ilk çalışma döneminde Harbiye Mektebi’nde ders kitabı olarak okunmak üzere 4000 Sayfadan fazla Türkçe broşür ve ders kitabı yayınladı.” “Öncelikle eğitim gören genç subaylar ve subay adaylarını etkilemeyi bildiğinden…
-
“18. Asra gelinceye kadar Osmanlı Devletinde yüksek memuriyetlere çıkanlar arasında Türkoğlu Türklere az tesadüf edilir. Türkler yalnızca Yeniçeriliğe ve yüksek kamu hizmetlerine değil, memur yetiştiren okula da alınmıyor. Ancak Türkler doğuda köle olarak yaşadıkları pek çok devlette en yüksek kamu görevlerine tırmandılar.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985…
-
(Falih Rıfkı Atay “Başveren İnkılapçı” adlı yapıtında:) “Ali Suavi, .. bugün bile değme fikir kahramanlarının dokunamayacağı ileri fikirler ortaya atmıştır. 1870 sularında, Hilafetin dinde yeri olmadığını söylemek ve yazmak, eğer Latin alfabesi dilimize uygun düşerse yazıyı değiştirmenin şeriatla hiçbir ilgisinin olmadığını iddia etmek, kitabına resim koyduğu için kendisine zındık diyenlere karşı, Peygamberin bile resminin yapılabileceğini…
-
Yeniçerilik, merkezi otoriteyi sınırlayan bir işleve sahip. Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 162) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Büyük Padişah Selim ne yapılması gerektiğini saptayabilmek için devletin ileri gelenlerinin görüşlerini istedi. Başta Sadrazam (Başbakan) Koca Yusuf Paşa olmak üzere yirmi iki kişiden lâyiha (görüş bildiren yazı) istedi ve Nizam-ı Devlete dair lâyihalar (devlet düzenlemeye dair görüşler) bu şekilde ortaya çıktı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985…
-
“Yeniçeri için hayat, ganimeti arttırmak için bir bahanedir. Yeniçeriliği yaratan Osmanlı Sultanlarıdır, ancak Yeniçerilerin gözünü açan Yavuz Sultan Selim oldu. Yavuz, Yeniçerilere dayanarak Padişah oldu. … Böylece Yeniçerilere bir yol gösterdi: Güçlerini öğretti.” (1) Sf.77 “Profesyonel askerlik, eski ırklara özgüdür; Fakat “Memluk Türkleri”, deneyimli Türklerin çok başarılı köle asker olduklarını kanıtlıyor. Esir alınan Hıristiyan…