Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali

  • “Atatürk’ün sofrada birden bire; “-Bugün bana bir rüşvet verdiler!” ve “-Bekir!  Bugün bana gönderilen şu pırlanta tabakayı getir!” emrini verdi.    Biraz sonra bu altın tabaka geldi.    Paşa, bunun, Milli Savunma Bakanlığında taahhüt işlerine girişen bir arkadaşından geldiğini söyleyerek; “-Bana bunu verirlerse, Milli Savunmada filan efendiye veyahut hatta Milli Savunma Bakanına acaba ne verirler?”  Recep Peker…

  • “Ara sıra biraz da hasisliği vardır…. Bazen meselâ vermeyi, hediye etmeyi kararlaştırdığı bir şeyi son dakikada vermeye kıyamaması gibi geçici haleti ruhiyesinden (ruh halinden) ileri gelmekteydi.   Salih Bozok ile beraber yanında oturuyorduk; “Çocuklar! Size bugün birer hediye vermek istiyorum!”   Gardırop odasına çıktım. Atatürk; “-Size birer kalpak vereceğim!” diyerek emir verdiler ve kalpak dolabını açtırdılar. Dolapta…

  • “Atatürk çok sıkılgan bir insandı. Profesör Neşet Ömer Bey; “-Kılıç Ali Bey, tarihteki dâhileri inceleyecek olursak hepsinin sıkılgan ve uykusuz olduğunu görürsünüz.” dedi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Atatürk’ün kendilerine has telaffuz ettiği bezi kelimeler vardır. Meselâ; tabanca’ya tapança, kırbaç’a kırpaç, henüz’e henüs, muhakkak’a muhakkaka, yoğurt’a yuğurt, sarhoş’a sarfoş derlerdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Atatürk omleti çok severdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Siroz olan bir insan yumurta yememeli. Ya Paşa yumurtayı sevmiyor veya Paşa Siroz değilmiş.

  • “Bir gün, parti divanında,, savaş sanayisi fabrikasında yapılan kadro düzenlemesi nedeni ile açıkta bırakılan işçilerin durumu görüşme konusu olurken, İsmet Paşa, işçiyi koruyan Recep Peker’e kızarak; “-Milli egemenlik, kamuoyu, sözleri bir lafzı-ı muraddan (istek sözünden) ve bir takım süslü kelimelerden ibarettir. Böyle bir şey yoktur. Bütün dünyada geçerli ve kaçınılmaz oldukları gibi mesele; Okur-yazar denilen…

  • “-Adam olmak demektir hocam! Adam olmak! İlk Meclis’te, bir gün, laiklik konuşuluyordu. … din alimlerinden bir arkadaş, kürsüye geldi, alaycı bir tavırla; “Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz, ben bu laikliğin anlamını anlayamıyorum!” diyor. Riyaset makamında oturan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış; “-Adam olmak demektir hocam! Adam olmak!” .. bu cevabı alan mebus arkadaşımız hoca efendi, bir…

  • “İçkisiz zamanlarında adeta utangaç insandı. Bazı, gündüzleri yaptığı ziyaretlerde, bilhassa kadınlar da bulunursa, adeta sıkılgan görünürlerdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştı.  

  • “Mustafa Kemal Park Otel’inde halk ile bir arada oluyordu.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN YORUMU (1995): Halk Park Oteli’ne geliyormuş.

  • “Mustafa Kemal’i Diyarbakır’daki 2. Orduya tayin ediyorlar. “Ben de zahiri sebepler göstererek bu tayini reddettim. Bunun üzerine bir – iki ay izinli olduğumu söylediler. Halep’ten İstanbul’a gitmek için tren bileti alacak param yoktu.” diyor.   Hâlbuki General von Falkenhain, bu göreve gelirken O’na yığınla altın göndermişti.  “-Yıldırım Ordusu Kumandanlığına tayin edilip İstanbul’a tam hareket edeceğim günlerde…

  • Atatürk; “-Ben Sofya’ya Ateşemiliter (askeri ateşe) olarak gittiğim zaman, Fethi (Okyar) Bey’e “Bizim için oda hazır mı?” diye sordum. Bana, “Ne odası burası, Sefarettir, sefirlere mahsustur, sen başının çaresine bak!”  demesin mi?”    Atatürk bu hikâyeyi Fethi Bey’in yanında anlatır ve Fethi Bey’de sürekli mahcup olurdu.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf.…

  • “1935 yılı, Karpiç Lokantası, Mustafa Kemal Ahmet Emin Bey’i masasına çağırttırıyor. Mustafa Kemal Ahmet Emin Bey’i eleştiriyor. Hanımı Rezzan, “Aman Efendim estağfurullah, hiç te böyle düşünmemiştir.” diyor. Atatürk hemen; “Aferin! Çok zeki bir Türk kızı!” diyor.  Ve “Hanımefendi, … hayatınızdan memnun musunuz?” “-Hayır efendim! Memnun değilim. İş başka türlü çıktı, ben gazeteci ile evlendim, hâlbuki…

  • “Annesi Atatürk’ü, Atatürk’te annesini, her ikisi birbirlerini adeta âşık gibi severlerdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Selanik’e geldiği zaman, arkadaşları ile birlikte kurduğu “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin” İttihat ve Terakki adını alarak faaliyete geçtiğini görmüş.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Onun bütün hayatında, hiçbir zaman şöhret ve makam hırsına tesadüf edilmemiştir.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Merhum Tahsin Uzer, …Ali Rıza Efendi’nin bir fotoğrafını ele alarak Atatürk’e getirmişti. Ali Rıza Efendi askeri bir kıyafetle görünüyordu. Atatürk, bu fotoğrafın babasına ait olup olmadığında tereddütte kaldı. Emir verdi; Fotoğrafı, hayatta olan ve babasını tanıyan kişilere gösterildi. … görenlerin tanıklığıyla resmin gerçekten Ali Rıza Efendiye ait olduğu anlaşılmasına rağmen, Atatürk’te yine bir şüphe, bir…

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Kaymak Hafız denen hocanın Mustafa Kemal’i çok dövdüğünü yazıyor. Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 10) kitabından notlar alınmıştı.

  • “Mustafa Kemal’in Fransızcası da el yazısı da çok kötü.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 12, 13) kitabından birebir alınmıştı.