Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük
-
(Namık Kemal’in Ali Paşa için yazdığı bir şiir:) “Ali, bu devleti sana muhtaç gösterip. İkbal-ü mesnedinde bekadan ümidi kes. Bilmem nedir lüzum-u vücudu habisin. Dünyayı boynuzun mu tutar hey öküz teres?” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 416) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Aşabilmek için yalnızca eleştirmek yetmiyor; açıklayabilmek gerekiyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 429) kitabından birebir alınmıştır.
-
BAKKAL’IN YORUMU (1995): Gücü çok seviyor, güreşlere düşkün, deve, koç, horoz güreşlerini de çok seviyor. Hatta galip gelen hayvanlara devlet adamlarıyla generallere verdiği madalyalardan takıyor. Ve hemcinslerine meylediyor, yani homoseksüel iddiası var. Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Mithat Cemal Kutay’a göre, “Fuad Paşa, Namık Kemal’i altında ağlamak şartı ile asmak istedi.” …Mustafa Kemal’in de Nazım Hikmet için; “İncir ağacına asıp altında ağlamak gerek.” dediği ileri sürülür. Her ikisi de yakıştırma olabilir. Fuad’ın rüşvetçi olduğu kesin. Fuad Galatasaray Lisesini kuruyor. Fuad ve Ahmet Cevdet Paşa “Şirket -i Hayriye” adında bir anonim şirket kuruyorlar…
-
“Abdülaziz, Mısır Hidiv’i İsmail’in kızı Tevhide ile evlenmek istiyor. … Sadrazam Fuad, … Mısır Hidivi’nin daha da şımaracağından endişe ediyor. Evliliğe karşı çıkıyor. Padişah ısrar ediyor: Sadrazam diretiyor. En sonunda görüşünü bir kâğıda yazıp Padişah’a sunuyor: “Kullarında iki hal vardır, birisi sadece Fuad’lık, o birisi Sadrazamlıktır. Fuad’lık, efendimizin rahatı ve gönlü neyi isterse onu yapmaktır.…
-
“Demokrasi diktatoryadan geçer…. Jakoben diktatoryası olmasa Fransız İhtilali’nin getirdiği burjuva demokrasisi olmazdı. Mahmut, Senedi-i İttifak-ı (Üçüncü Selim’in memleketin ileri gelenleri ile birlikte, yönetimi paylaştığı ve onlardan yenilikleri destekleme sözü aldığı bir senet) yırtmakla, önce Ayan’ı sonra da yeniçeriliği ortadan kaldırarak bir diktatorya ve demokrasi düzenine kapıları açmış oluyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın…
-
“Halil İnalcık şunları yazıyor: “Siyasi tarih bakımından Senedi İttifak, Büyük Ayan’ın devlet iktidarını kontrol altına alma girişimini ifade eder, Gülhane Hattı ise ona karşı Padişah’ın mutlak otoritesini savunarak, merkeziyetçi devlet idaresinin, başka deyimle bürokrasinin işlere mutlak bir şekilde el koymasını ifade eder.” Tanzimat diktatoryası en yüksek noktasına Ali Paşa ile çıktı….. Abdülaziz’in, Ali Paşa’nın (Sadrazam)…
-
“Türk aydını tarihi, .. Halkı yenilikçi yapma mücadelelerinin tarihidir. .. Amerikan siyaset tarihi, halkı kandırıcı kurnazlıkların tarihidir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2008): Halkı yanıltıcı kurnazlıkların zirvesi Türkiye tarihidir. Dünyada hiçbir halka bizim halkımıza uygulanan beyin yıkama yöntemi bu…
-
“Kendisini özel giysileri ile kabul etmek isteyen Sultan Abdülaziz’i bile “Efendimiz İstirahat buyuruyorlarmış, neden rahatsız ettik.” diye terk ederek, elbise değiştirmeye zorlayan bir Babıali bürokratı oldu. Sf. 397 Medeni Kanunun alınmasını ilk kez önerdi. Olmadı, Ali Paşa döneminde Mecelle (Osmanlı Devletinin Medeni Kanunu) yazıldı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2.…
-
“Meclis-i Vâlâyı Ahkâm-ı Adliye, Tanzimat diktatoryasının özel mahkemesi olarak da çalıştı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 382) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1995) İlber Ortaylı; Adli Kararlar Yüksek Kurulu, Ahmet Mumcu ise Adalet-Hukuk İşleri Yüksek Kurulu diye adlandırıyorlar. Bu mahkeme de tıpkı İstiklâl Mahkemesi gibi,…
-
BAKKAL’IN NOTU (1995): Reşit Paşa, Tanzimat Fermanı’nı okuduğu zaman Hüsrev Paşa Sadrazam’dı. Birkaç yıl sonra Reşit Paşa, Hüsrev Paşa’nın bu görevi sırasında rüşvet aldığını ileri sürerek Meclis-i Vâlâyı Ahkâm-ı Adliye (Meclisin Yüksek Hüküm Mahkemesi, Yüce Divan gibi) bir özel mahkemeye verdi ve Hüsrev’i mahkûm ettirdi. “Diktatorya için bu gerekti.” diyor Yalçın Hoca. Hüsrev Paşa “gulam”…
-
“Prens Sabahattin tam bir Tanzimat düşmanı olarak ortaya çıkıyor; “Türkiye Nasıl Kurtulur?” adlı eserinde; “Tazimatın özü; İleride gösterileceği gibi, gelirleri bir merkeze toplayarak, büyük bir yönetim hayatı cemaati (topluluğu), yani merkezi yönetim örgütü ile çerçevelenecek bir memurlar topluluğu meydana getirmekten başka bir şey değildir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2.…
-
“Dönmeler daha ortodoks (militan, tutucu)olurlar.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 307) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1995): Günümüzde de çok dindar olanların çoğu başka bir dinden dönme olduğunu bilen insanlar. En Türkçü görünenler Kürt veya Zaza kökenli olanlar. Resmi ideoloji, mahalle baskısı veya gelecek kaygısı…
-
“Aziz Nesin anlatıyor; “4 Aralık 1945 günü…. CHP’nin el altından çabalarıyla, yardımlarıyla, kışkırtmalarıyla, Tan Gazetesi ve Basımevi polislerin gözleri önünde ve onların korumaları altında yıktırıldı… ertesi günü 5 Aralıkta İstanbul’daki bütün lokantaların yemek listesinde Rus salatasının adı Amerikan salatası oluyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.260) kitabından…
-
“Büyük Britanya’nın İstanbul Büyükelçisi Sir Henry Bulwer 1857 yılında Türkiye’deki ilk mason locasını kurdu, bunu bir yıl sonra 1858’de Fransız Büyükelçisinin kurduğu, Unıon d’orient (Doğunun Birliği) Locası izledi. Fuad bu locaya kayıt oldu.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 415) kitabından birebir alınmıştır.
-
BAKKAL’IN NOTU (1995): Osmanlı’da bürokrata erbabı-ı kalem (kalem ustası) deniliyor. Uzun yıllar bürokratı sadece kalem tanıtıyor. Masa kullanılmıyor. Arap alfabesi sağdan sola yazıldığı için masaya pek ihtiyaç duyulmuyor. Çünkü sağ ele alınan kalem, biraz bükülen vücutla, sol ayak üzerine konulan kâğıda yazılabiliyor. Latin alfabesinin alınması Türkiye de çok önceleri de tartışıldı. Namık Kemal Bey buna…
-
“Eğer yanlışlar bir nakarat haline gelmişse, doğruların ayrı bir makamdan fakat ısrarla tekrarlanması zorunlu oluyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Osmanlı fetih modeli üç öğeye dayanıyor. Bir; Fethedilecek yerde toplumsal hoşnutsuzlukları saptamak. İki; Hoşnutsuzluğu ve hoşnutsuzlukları biri birine karşı kullanmak. Üç; Fethedilen yerleri olduğu gibi bırakmak. Bu maddelerin uygulanabilmesi için iki koşul gerekiyor; Bunlardan birisi dinsel bağnazlıktan uzak durma. İkinci koşul ise çok etkin propaganda ve casus ağının kurulması.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I –…
-
“Büyük adamı büyük yapan menşei (kökeni) değildir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.