Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük

  • “Ahlaklı olabilmek için mutlaka kavga etmek gerekiyor, çünkü kavga bir hareketi içeriyor.   Duran bir nesnenin ahlaklı olup olmadığına karar vermek imkânsızdır: çünkü ahlak mutlaka bir harekette ortaya çıkıyor. Ancak her hareket de, ahlak araştırmasının alanına girmiyor, yalnızca iradi (bilinçli) olan hareketler bir ahlak sisteminin içinde oluşuyor.    Ahlak iradi hareketlerin başlatıcısıdır.   Ahlakın kaynağını akılda bulmak imkânsızdır.   …

  • “1940 Yıllarında Yeni Sabah Gazetesi “Şair Tevfik Fikret’in eserlerini yakmak lâzım” başlıklı yazıyı yayınladı. Cevabını Tan Gazetesinden Sabiha Sertel verdi. Kamplaşma mahkemeye kadar uzadı. Yaşamında yargılanmamış olan Tevfik Fikret, öldükten yıllar sonra yazdıklarından dolayı mahkeme önüne çıkmak zorunda kalmıştı.“ Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 531)…

  • “Halit Ziya’ya (Uşaklıgil) göre Tevfik Fikret, pek az okur bir şairdir.  Az bilen ve felsefi gelişmelerden habersiz bir şairdi. Birincilikle bitirdiği Galatasaray’dan aldığı ansiklopedik bilgiler, bir insan sevgisini ve insan sevgisinin zorunlu uzantısı olan Tanrısızlığa açılmayı sağlamaya yetiyor.     Çok bilen şair var mı? Veya çok bilen şair olabilir mi? Nazım ne kadar biliyordu?” Alıntı:…

  • “Beşir Fuat Türkiye’ye materyalizmi getirmeyi bir görev bildi.    … maddiyun akımının başlatıcısı oldu. Fizik ve kimya yasalarının insan vücuduna ve topluma olduğu gibi uygulanabileceğine inanıyor ve savunuyor.  Vali babası ile bulunduğu Adana’da, çocukluğunda, Cizvit Okuluna gidiyor, papazlardan ders alıyor.   Tıp öğrencilerinin yeterli ölçüde ceset bulamamaları nedeni ile araştırma yapamadıklarını düşünüyor, vücudunun, deney yapmaları için tıp…

  • “… normal sohbet sırasında ve kalabalık içinde, Hilmi’nin “Herkes bir meslek (siyasi ideoloji) sahibi oldu, ben bir şey olamadım, ne olsam acaba?” sözleri üzerine Baha Tevfik’in “Sosyalist ol be Hilmi!” dediğini Münir Süleyman yazıyor.  Hilmi o arada Sosyalizmin ne olduğunu soruyor. Baha cevap verip anlatıyor. Sosyalist Hilmi veya daha sonra Sosyalist Fırkanın yayın organı İştirakten…

  • “Bundan yüz yıl önceki Türk aydın kadınının, bugünkü aydın Türk kadınından daha kültürlü olduğunu söyleyebiliyorum.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 510) kitabından birebir alınmıştır.  

  • “Siyaset, eylem halinde felsefedir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 517) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Cevat Şakir’in Resimli Ay’da çıkan bir yazısından dolayı; Zekeriya Sertel ile birlikte Ankara İstiklâl Mahkemesinde yargılandığı ve mahkûm olarak Bodrum’a sürüldüğü doğru.  Ancak, Cevat Şakir’in politikaya pek ilgisi yok. Üstelik kendi ifadesinden de anlaşılıyor, Cevat Şakir bir politik dergide, yazmadığı bir yazıdan dolayı mahkûm olmuş. Cevat Şakir Abdülhamit’in ünlü Paşalarından Şakir Paşa’nın oğludur. İngiltere Oxford…

  • “İnsan yaratmak, düşünmeyi ve duymayı öğretmekle eş anlama geliyor.   Sevmeyi öğrenmek, karşı cinsin duymasını duymaktır.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 488) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1874 Yılında İstanbul’da on tane kız rüştiyesi var. Toplam 294 öğrencisi var. 8 Şubat 1870 Pazar günü… Maarif Nazırı (Öğretim Bakanı) Saffet Paşa’nın nutku ile Darülfünun (Fenlerin kapısı, Üniversite) açıldı. Müdür Tahsin Efendi Türkçe, Efganlı (Afganistanlı) Cemalettin Efendi Arapça, muallimlerden (öğretmenlerden) Aristokli Efendi Fransızca birer nutuk söylediler.    İstanbul Üniversitesi üç dilde açılış konuşmalarıyla enternasyonal bir…

  • Bayram Kodaman, “Abdülhamit Dönemi Eğitim Sırları” adlı kitabından: “Rüştiyeler 250’den 600’e, İdadiler 5’ten 104’e, Darülmuallimler 4’den 32’ye çıkartılmıştır. Yine 18762da sayıları 200 olan iptidai okullarına 4.000 – 5.000 civarında yenileri eklendiği gibi  …..     taşraya ilk defa orta öğretim müesseseleri ve öğretmen okulları, bu dönemde götürülmüştür. Böylece Tanzimatçıların İstanbul’u hedef alan maarifçiliği terk edilmiştir.” Alıntı: Aydın…

  • “Hamit “Aşiret Mektebi” açtı. Osmanlı toprakları içindeki Arap ve Kürt aşiretlerinin reislerinin çocuklarını burada toplamaya çalıştı. Bunlara gerekli özen gösterildi.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 484) kitabından birebir alınmıştır.  

  • 15. Asrın sonlarında ve 16. asırda, Yahudiler tarafından İstanbul, İzmir, Edirne ve Selanik’te kurulan matbaalarda yalnız İbranice eserler basılmıştır.” Matbaanın girişi öyle sanıldığı kadar geç olmamış anlaşılan.        1510-1520 Yılları arasında İstanbul’da Avrupa’dan ithal edilen sekiz matbaa daha kuruluyor. Bunu 1512 yılında Selanik, 1519 yılında Halep, 1554 yılında Edirne, 1605 yılında Şam’da kurulan matbaalar izliyor.…

  • “Türk diline ve özellikle düz yazıya önemli bir gelişmişlik getiren, cümle kuruluşunu genişleterek dilin anlatım gücünü arttıran Hüseyin Cahit’tir. (Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Edebiyat Anıları” adlı eserinden alıntı:) “… Rauf’un, benim bu yalnızlığımız, doğrusunu isterseniz, bilgisizliğimizden ileri geliyordu. Cenap’ın (Cenap Şahabettin) Arapçasını, Fikret’in kelime hazinesini bize veriniz, bak neler yazardık. En bilgisizi Rauf ile bendim. Bundan…

  • “Doktorluk askerlik mesleği olarak başladı ve taşradaki birliklere yayıldı.   … taşrada sivil insan da hasta olabiliyor. Fakat sivil doktor yok; bunu karşılamak için, kışladan sonra, subay doktorların sivil yurttaşlara bakabilmeleri imkânı yaratıldı. Çok yerinde. …. Doktorlar bunu bir ayrıcalığa dönüştürdüler. Yerinde değil.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985…

  • “Tekrarlayabilmek ise, tek kelimeyle, disiplindir. Tekrar, disiplin demektir.    Kışlada acemi ocağına gelen askere, silah tutmak, selam vermek, yürümek ve koşmayı öğretmek de, okula gelen öğrenciye okuma-yazmayı, oynamayı, oturmayı ve kalkmayı öğretmek te aynı kelimeyle, “talim” kelimesiyle anlatılır.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 447) kitabından birebir…

  • “Osmanlı’da bilim, ilim çok zayıf; bilim adamları, ûlema çok güçlüdür.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 448) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Adnan Adıvar’a göre, Osmanlı döneminde inançlarından dolayı, ortodoksi karşısında inançsızlığından dolayı da denilebilir, üç aydın ölüme mahkûm edilmiştir. Bunlardan birisi; Kabız-ı Acemi’dir ve Kanuni Sultan Süleyman astırıyor. Kabız’ın İsa’nın görüşlerini Muhammed’in görüşlerinden daha üstün tuttuğu için asıldığı bildiriliyor. Bilgin Hamza’yı dinsizliği gerekçesiyle Üçüncü Murat idam ettiriyor.           Üçüncüsü Behram Kethüda Müderrisi Nadaj’lı Sarı Abdurrahman. Sarı Abdurrahman;…

  • “Fatih Kanunnamesindeki Ulema imtiyazları, Köprülü’den; “Bayram merasiminde Padişah onları kabul ederken ayağa kalkar, merasimde Padişah’ın yanında dururlar. Seferlerde Padişahın yanına girebilirler. Günde ekalli (ortalama) 500 akçe tahsisat (ödenek, maaş) alırlar.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 456) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008): Osmanlı’da ulema sınıfı,…

  • “Devlet Başkanlığı köşkünden İsmet Paşa’nın desteği ile Garip Akımı başlatılıyor. Tam bir kaçış akımıdır. Abdülhamit’in Sarayından desteklenen Servet-i Fünûn akımı da bir kaçış akımı olmuştur.  Garip Akımı ve Orhan Veli ile diğer öncüleri, Türk Aydınının yüz karasıdır; Aydın olmaya reddiyedir. “Halkçılık” adına büyük bir tembelliğin ötesinde, insan ruhunu ve yapısını basitleştirici, insanlığın ortak kazanımı olan…