Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Bakkal Defteri
Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.
-
Kürtlerde sadakat yoktur ve sadakati olmayanın millet olması zordur. Bu gün daha az sadık olduklarını acı ile görüyoruz. Uzaklaşıyorlar. Tamahkârdılar ve Türklere mahkûmdular. El koydukları mülkleri (1) savunmak zorundalar ve Türklere muhtaç oldular. İhtiyaç, ittifakın anasıdır. Sf. 10 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’I…
-
Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) İki-üç gün sonra o adam yeniden geldi; onun iki öküzü ve iki ineği daha kudurmuştu. O hayvanları da bize verdi; onları da pişirdik ve yedik. Sonra, köydeki Arapların inekleri de kudurdu. Onlar bize: “Ermeniler gelin! Bizim kudurmuş hayvanlarımızı vadiye götürüp kesin ve yiyin” dediler. O kudurmuş ineklerin kulakları, kuyrukları…
-
Harutyun Torosi Grigoryan’ın Tanıklığı (D; 1898 Erzurum, Avırdnik Köyü) Harput her türlü nimete sahip bir yerdi; toprağı verimli, meyvesi bol, suları lezzetli, otları, çiçekleri bol bir yöreydi. Gümüş, bakır, taşkömürü, tuz bakımından da zengindi. Maden suları da boldu. Harput’ta eski anıtlar da vardı; Zeva yakınlarında üzerinde Ermenice yazılar bulunan, labirent şeklinde mağaraları olan bir kale…
-
Geğam Poğosi Hatsagortsyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sper [İspir] Kazası) Sper ahalisi 1530 yılında 4.500 kişi idi, 1915’te ise 500, bunun 62’si Ermeni, kalanıysa zorla Müslümanlaştırılmış Ermenilerdi. Sf. 303 1915 kışındaydı, Enver Paşa 12 bin kişilik ordusuyla Rusların üzerine saldırdı. Ruslar Sarıkamış’a kadar geri çekildiler, fakat orada Osmanlı ordusu kuşatıldı ve kötü şekilde yenildi. Harbiye Nazırı…
-
Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu” Küçük Asya (1) bölgesi bu dönemde ekonomik kriz yaşıyor, ülkenin sivil yönetimi, özellikle de adlî yapı çok kötü durumda bulunuyordu. Konsoloslar, adlî müesseselerin prestijinin bu kadar düştüğü ve adlî personelin de bu kadar ahlaksız ve satılık olduğu başka bir dönemin muhtemelen olmadığını kaydetmektedirler:…
-
Belge 3 – A. M. Kolübakin, “Erzurum Ovasından Kığı, Palu, Çarsancak Üzerinden Harput’a Uzanan Operasyon Hattı (Çapakçur Üzerinden Palu’ya Uzanan Kuzey Kolu)”, Asya Türkiye’sinin Askerî ve İstatistikî Analizi İçin Malzemeler, Sf. 39 (Palu’daki siyasi ve ekonomik durum) … Birkaç zengin Ermeni’nin etkisi burada o kadar büyüktür ki, bunlar çok zengin ve yetkin Müslüman aileleri…
-
Uzun müddet Hacı Bektaş dergâhında hizmet ettikten sonra köyüne dönen ve çevresinde oldukça saygı toplayan Pülümür’ün Fem köyü halkından Porikli (1) Derviş adında okuryazar olmayan bir zatın söz arasında açıkladığına göre: “Âlem bir kubbedir. Bu kubbenin altı duman üstü dumandır. Havada yalnız bir ışık, bir nur, bir yeşil kandil vardır. Bu kandil hazreti Fatıma’dır ve…
-
Şeyh Said’in yakalanması ile ayaklanma olayı önemini kaybetmiş olmakla beraber harekâta katılan birlikler, kendilerine verilen bölgelerde tedip ve temizlik faaliyeti ile meydana çıkacak asilerin yakalanması ve silahlarının toplanması işleriyle görevlendirildiler. Sf. 405 Alıntı; İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan, (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır. BAKKA’IN YORUMU (2007); Şeyh…
-
11 Nisan 1925’te Beşiri bölgesinde karşı harekâtla görevli 12. Alay Komutanından alınan rapora göre, 11 Nisan’da 6 saat süren bir çarpışmadan sonra Senikanlı aşiretinin dağılarak Raçkotanlılara sığındığı ve bu sebeple Senikan aşiretinden dört, Raçkotan aşiretinden üç olmak üzere yedi köyün yakıldığı bildirilmekteydi. Bu çarpışmada alay 15 ölü, 10 da yaralı vermişti. 12. Alay bu çarpışmadan…
-
Bu sırada (Elazığ) hükümet binasına giren asi lider Şeyh Şerif, halkı toplayarak maksat ve gayesinin, dini ve Kuran’ı kurtarmak olduğunu, halka katiyen tecavüz niyetinde olmadığını söylüyordu. O, bu teminatı verirken, öte yandan adamları evleri ve mağazaları yağmalamaya başlamışlardı. Bu yağmalamalar karşısında halk Şeyh Şerif’e başvurmuşsa da çapulculuk önlenememişti. Sf. 383 Bir yandan Elazığ’ı işgal eden…
-
Bütün Dersim’de, ayrı ayrı aşiretler halinde, 200 bin dolayında İslam olmayan Kürt yaşar. Bunlara genellikle Kızılbaş adını verirler. Bunların bir bölümüne de Çırak söndüren (1) derler. Bugüne değin hangi ırka veya millete ait oldukları, yani hangi soydan geldiklerine dair somut bir kanıt yok. Şimdiye kadar hemen tümüyle başına buyruk kalarak, yurdumuzda bir tür cumhur idaresiyle…
-
Kazasız belasız ulaşamayacağımıza dair bende korku dolu bir önsezi oluştu. Vartan bana, yanımda kıymetli evrak veya para varsa Marhatun’a vermemi hatırlattı; çünkü Dersimli haydutlar kadınlara tepeden tırnağa altın veya elmasla dahi olsalar yanaşmazlardı. Sf. 62 Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU…
-
Azap (1) Enveri’nin Düsturname adlı eserinde geçer. Azap, ok ve kancalarıyla düşman gemilerinin arkasına takılan Timur Paşa tayfalarıdır. Zanaatkâr ve köylü Türklerdir. Fatih bunları daha sonra sınır şehirlerinde ve kale birliklerinde kullanır. Dönmelerden oluşan akıncıların tam karşıtıdır. Sf. 220, 221 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) İkta sahiplerinin, memur ve gulamların yerlerine çakılıp kalmamaları, ulaşılmaz yapılar ardına sığınmamaları ve rahatsızlık vermemeleri, halka aklı başında ve iyi muamele etmeleri ve dolayısıyla memleketin huzuru için onları iki yılda bir değiştirmelidir. s. 51 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI.…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) İkta sahibi olan kişilerin, kendilerinden tahsil etmeleri istenen mal dışında reayadan bir şey almaya hakları yoktur. s. 41 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 41) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2015); İkta: Osmanlı ve Selçuklu…
-
Binaenaleyh, 1925’te, Mustafa Kemal’in toprak reformu düşünmesi hikâyesine en güzel cevap da şudur: Giderek bürokratların toprak ve servet edinmeleri sırasında Mustafa Kemal’in 154 bin 709 dönüm toprak sahibi olmasıdır. (Asıldığı zaman Adnan Menderes’in toprağı 4 bin dönüm kadardı.) s. 246 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2.…
-
İttihat ve Terakki idaresi, özellikle yabancı sermayeye ait şirketlerde 1908 yılında yer alan grevleri zaman zaman asker ve polisle zorla bastırmıştı. Yabancı sermayenin zoruyla meşhur “Tatili Eşkâl Kanunu” çıkarılmıştı. (1) s. 92 Gerçekten de adamları ve akrabalarıyla bunu da bir derecede başardılar. İttihat ve Terakki için anlamlı bir adı, Yahya Kemal koymuştur. Bu ad “İktidar…
-
Sapkınların en çok üne sahip olanı Mitharaik, Zerdüştlük gnostik (1) ve Hristiyanlıktan etkilenen Maniheizm’di. Bu mezhep, MS. 214 yılında Bağdat yakınlarında Persli bir kral ailesinden olan Mani adına birisi tarafından kuruldu. Genç Mani, babası tarafından zahitlik ve dinî açıdan evlenmemeyi ilke edinen, vaftiz edilme ve beyaz cübbeler giyilen bir mezheple (muhtemelen gnostizm idi) (1) tanıştırıldı.…
-
Zamanın üçüncü büyük sapkını; MS 120-130 yılları arasında İskenderiye doğumlu bilgin Basilides’di. Basilides hem İbrani yazmalarına hem de Hıristiyan İncillerine aşinaydı. Aynı zamanda Mısır ve Helenistik düşüncesine de meraklıydı. İncillere yirmi dörtten fazla yorum kattığı sanılmaktadır. Irenaeus’a göre, Basilides en çirkin sapkınlığı yaymıştı. Basilides, çarmıha germenin yalan olduğunu, İsa’nın çarmıhta ölmediğini, kendi yerine Sirene’li Simon’un…
-
“Hava kararmadan önce eve girmek zorundaydık. Bizim evin karşısında Müşerref Abla dediğimiz bir komşumuz vardı. Ben beş-altı yaşlarındaydım. Çocuğum ya, küfür ediyorum ona. Beni almış karşısına. Ben küfrettikçe onun hoşuna gidiyor, o da benim popoma vuruyor. O vuruyor, ben küfrediyorum. Babam gelince hemen şikâyet etmiş beni. Bunlardan haberim yoktu tabii. Babam içeri giriyor…” “Alıyor beni…