Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bakkal Defteri

Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.

  • Yükselen en ilginç din, ne tanrılara ne de insana hürmet ediyor, sadece veriye tapıyor: Dataizm dini.  Sf.381 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 381) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU; Data yerine veri kelimesi kullanılıyor ama mâlumat kelimesi daha uygun…

  • İnsan beyni tabiri caizse kalın bir sinir kablosuyla birbirine bağlı iki yarıküreden oluşur. Sağ yarıküre bedenin sol tarafını kontrol eder, sol görme alanından gelen verileri işler ve vücudun sağ tarafındaki uzuvların hareketlerinden sorumludur. Sol yarıküre içinse bu işleyişin tam tersi geçerlidir. Bu nedenle beyinlerinin sağ yarıküresinde felç geçirenler zaman zaman bedenlerinin sol tarafını görmezden gelirler…

  • Bunun üzerine NATO, Sovyetler’in konvansiyonel silahlarla saldırması durumunda, topyekûn nükleer saldırıyla yanıt vereceklerini beyan eden MAD doktrinini benimsedi. “Saldırırsanız, bu savaştan kimsenin canlı çıkmasına izin vermeyiz,” diyerek tehdit ediyordu liberaller. Sf. 278 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 278)…

  • Demokratik seçimler yalnızca dini inanç ya da ulusal efsaneler gibi belli ortaklıkları paylaşan toplumlarda uygulanabilir. Seçimler temelde anlaşan insanlar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için bir yöntem olarak kullanılabilir. Sf. 262 Muhalif kampların sonuçlara saygı duymak için bir gerekçesi olmadığı bu gibi durumlarda, demokratik seçimler hiçbir derde devâ olamayacaktır. Sf. 263 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir…

  • Bir varlığın kurgusal olup olmadığını nasıl bilebilirsiniz? Oldukça basittir aslında; “Acı çekiyor mu?” diye sorun yeter. İnsanlar Zeus’un tapınaklarını yaktığında Zeus acı çekmez. Euro değer kaybettiğinde Euro kederlenmez. Bankalar battığında banka mağdur olmaz. Bir devlet savaşta kaybettiğinde devlet ıstırap çekmez, bankalar ve devletler metaforlardan ibarettir. Fakat savaşta yaralanan bir askerin acısı gerçektir. Sf. 186 Alıntı;…

  • Aynı dönüşüm pek çok ülkede yaşanmıştır ve bunun en dikkat çekici örneği Çin’dir. Kıtlık, Sarı İmparator döneminden Kızıl Komünistlere dek bin yıl boyunca Çin’deki tüm idarecilerin başına musallat olmuştur. Çin yakın bir tarihe kadar gıda kıtlığıyla özdeşleşmiş bir ülkeydi. Sf. 17 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur…

  • Kuantum uyarlaması yapılan ilk kuvvet elektromanyetizma olmuştur. Kuantum elektrodinamiği veya kısaca KED denilen elektromanyetik alanın kuantum kuramı, 1940’larda Richard Feynman ve diğerleri tarafından geliştirildi ve bütün “kuantum alan” kuramlarına model oluşturdu. Belirtmiş olduğumuz gibi, klasik kuramlarda, kuvvetler, alanlar tarafından aktarılırlar. Ancak “kuantum alan” kuramlarında, kuvvet alanları, bozon denilen çeşitli temel parçacıklardan oluşmuştur; bozonlar kuvvet taşır,…

  • Modele dayalı gerçeklik, bizim nesneyi algılayış biçimimizle uyumludur. Görme sürecinde beynimiz optik sinirlerden bir dizi sinyal alır. Bu sinyaller televizyonda gördüklerimize benzer görüntülerden oluşmazlar. Optik sinirin retinaya bağlandığı yerde kör bir nokta vardır ve görmenin gerçekleştiği yer, retinanın merkezinde 1 derecelik bir görüş açısına ve kolunuzu uzatıp baktığınızda başparmağınızın eni kadar bir genişliğe sahip, daracık…

  • Küçük mülk sahipleri, pek çok durumda görünürde başka bir almaşık yoksa ve kendilerinin de büyük mülk sahibi olabilme şansları varsa büyük toprak sahiplerinin önderliğini benimserler. Sf. 158 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN…

  • Çağın bu değişiklikleri yaşayan insanları, bunların sağladığı üstünlüklerin bilincindeydiler; hatta belki gereğinden fazla bilincindeydiler. Kırsal bölgenin kapitalisti, kentteki kapitalist gibi, kendisinin neden olduğu acıları, elde ettiği çok büyük kişisel kazancın bütün toplum için yarattığı yararlardan dem vurarak haklı göstermeye çalışmaktaydı. Bu toplumsal yarar düşüncesi ve içindeki oldukça büyük gerçek payı olmaksızın, çitlemelerin (1) nasıl bu…

  • Beklentilerinizle gerçekliğiniz arasında bir uyuşmazlık olduğunda, orta beyindeki bu dopamin sistemi, durum için biçilen değeri yeniden değerlendirmeye yarayan bir sinyal yayınlar. Bu sinyal sistemin geri kalanına, işlerin beklenenden iyi mi (dopamin (1) düzeyinin aniden fırlamasıyla) yoksa kötü mü (dopamin düzeyinin düşmesiyle) sonuç verdiğini bildirir. Beynin geri kalanı da bu öngörü hata sinyalinin etkisiyle beklentilerini, bir…

  • Mushaf’ta Ebu Lehep gibi acımasız bir müşrik yer alır; ama Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hamza gibi peygamberin çok önemli dava arkadaşları açık açık yer almaz. Sf. 57 Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 57) kitabından…

  • (17 Ağustos 2013 tarihli görüşme tutanağında) “Kendimizi asla tasfiye ettirmeyeceğiz…” “Sn. Beşir Bey’in bilmesi lazım, kendimizi asla tasfiye etmeyeceğiz. Cemil’den gerillaya kadar herkese siyaset hakkı, kimine şimdi, kimine 5 ay sonra olur. 1 Eylül dediğimiz süre de budur. Ya stratejik çözeceğiz ya da oyalamayı bırakacağız. Sf. 88 “PKK, tarihin iç-dış en büyük savaş potansiyeline sahiptir.…

  • “Bakkal Mektebi” de deniyordu. Mezunlarının çoğu, bakkaliye işlerini sürdürüyorlardı. Bizim zamanımızda üniversite olmuştu ve bizi hızla attılar. Tayyip Erdoğan’ın artık bir yüksekokul diploması olmadığına emin olabiliriz. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli de Ankara Akademisinin (1) “bakkal mektebi” sayıldığı zamanda Akademi’den çıktılar. Sf. 396 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 –…

  • Duttan pekmez hazırlardık. Dut bizim ikinci ana ürünümüzdü. Bağlarımızın dut ağaçları eylülü yarıladıktan sonra bile ürün verirdi, başka yerlerdeki gibi sadece haziran, temmuzda değil, iri ve çekirdeksizdi, şiresinden parmakların birbirine yapışırdı. Her evin pekmezi olurdu. Önce siyahken gitgide sararır, katılaşır, taş gibi sertleşirdi. Bıçakla keserdik. Öyle de tatlanmış olurdu ki, içimiz yanardı. Duttan rakı, sirke,…

  • Süt bir besin değildi, hammaddeydi bizim için. Kaynattıktan hemen sonra aşağı alır, mayalar, yoğurt yapardık. Ama yoğurdu da yemek için hazırlamazdık. Evde yiyecek bir şey olmasa bile, bir tabak yoğurt doldurup yemek gelmezdi aklımıza veya kırk yılda bir olurdu, onu da hep beraber değil, bizden biri yerdi. Hastaya, çocuğa da vermezdik. Yoğurt verilir miydi onlara?…

  • Biz sadece ayda bir kere taze, sıcak ekmek yerdik, tandırı yakıp ekmek pişirdiğimiz gün. Bizler bir aylık ekmek pişirir, yirmi dokuz gün kuru ekmek (1) yerdik. Ama bizim ekmeğimiz yuvarlak somun ekmeğine veya francalaya benzemezdi. Onların içi hamur, üzeri kabuk olur, çabucak küflenir. Ramazan pidesine de benzemezdi. O da kaim olur, içiyse hamur. Bizim ekmeklerimiz…

  • Salta ve şalvardan ibaretti giysimiz. Bizim yöresel kıyafetimizdi. Mavi kumaştandı. Mavi çuhadan da olurdu. Sf. 191 Bu mavi ve beyazlar daha çok biz Ermenilerin giysilerinin rengiydi. Sf. 191 Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2015); Harput folklor ekibinin kıyafeti de mavi ve…

  • Belki de şu yeterlidir, Şemsettin Günaltay’ın hitabesinin bir bölümü şudur:  ”İlk mekteplerde din dersleri okutturmaya başlayan Hükümet’in başkanıyım. Bu memlekette, Müslümanların namazlarını öğretmek, ölüklerini yıkamak için imam-hatip kursları açan bir Hükümet’in başkanıyım. Bu memlekette, Müslümanlığın yüksek esaslarını öğretmek için İlahiyat Fakültesi açan bir Hükümet’in başkanıyım.” Demek ki, 1949 yılının ortasına geldiğimizde, artık ilkokullara din dersi…

  • Ahmet Ertegün; “Ordu ve Türkiye’de İsrael; Geçmiş yıllarda, Türkiye ile İsrail dostluğu için çok çalıştım. Gide gide İsrael cumhurbaşkanı ile yakın dost oldum. O zamanlar iki ülke arasında sefir bile yoktu, üçüncü kâtip düzeyinde temsil ediliyordu. Yahudi lobisini bizim tarafa çevirmek için çok uğraştım ama bunu, en doğrusu, bizim Ordu gerçekleştirdi. Bir politikacı kalkıp İsrail…