Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel

  • İnsan, yeni şeyleri denemekten korkmamalı, örneğin bir alandan başka bir alana geçmekten ya da farklı disiplinlerin sınırında çalışmaktan çekinmemeli; çünkü en ilginç sorunlardan bazıları sınırları mesken tutar. Faal bilimciler sürekli yeni şeyler öğrenir ve sırf aşina değiller diye yeni bir alana girmekten sakınmazlar. İlgi alanlarının peşinden içgüdüleriyle giderler ve yolda kendilerine gerekli olan bilimi öğrenirler.…

  • Neredeyse hiçbir şey, ne kadar mütevazı olursa olsun yeni bir buluş yapmak kadar insanın hayal gücünü heyecanlandırıp tetikleyemez. Yeni bir buluş sayesinde, doğanın bir yüzünü ilk kez görürsünüz; bir şeyin nasıl işlediğine dair bulmacanın küçük bir kısmına şahit olursunuz. Sf. 542 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1.…

  • Kabilecilik çoğunlukla yabancılardan korkmakla, nefret etmekle, onlara tahammül etmemekle bağdaştırılır. Sf. 541 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • İtalyan sinirbilimci Giacomo Rizzolatti, maymunlar elleriyle belirli bir hareketi yaptığında, mesela ağızlarına fındık attıklarında, premotor kortekste belirli nöronların etkinleştiğini keşfetmiştir. Olağanüstü olan şu ki, maymun, ağzına yiyecek tıkıştıran başka bir maymunu (ya da insanı) izlediğinde de aynı nöronlar etkinleşir. Rizzolatti bunlara “ayna nöronu” der; taklit, kimlik benimseme, duygudaşlık ve muhtemelen sesleri taklit etme yetisi için…

  • Önümüzdeki yıllarda yeni zihin bilimi hangi doğrultuda ilerleyecek? Bellek depolanması araştırmalarında, ulu bir dağın henüz eteklerinde sayılırız. Bellek depolanmasının hücre ve molekül mekanizmalarına dair bir anlayışımız var, fakat bu mekanizmalardan yola çıkıp belleğin sistem özelliklerine varmalıyız: Farklı bellek türleri için hangi sinir devreleri önemli? Bir yüzün, sahnenin, ezginin ya da deneyimin iç temsili beyinde nasıl…

  • Yüzlerce denemeden sonra Kornhuber, beyinden alınan elektriksel kayıtta, istisnasız her hareketten önce küçük bir sinyal geldiğini görmüştü; bir özgür irade kıvılcımı! Beyindeki bu potansiyele “teyakkuz potansiyeli” demiş ve istemli hareketten bir saniye önce ortaya çıktığını bulmuştu. Kornhuber’in bulgusunun izinden giden Libet, yaptığı deneyde gönüllülerden, ne zaman içlerinden parmaklarını kaldırmak yönünde bir dürtü gelirse parmaklarını kaldırmalarını…

  • İnsanlarda 100.000’den fazla beden dili ifadesi sınıflandırmış olan Ekman, tıpkı ondan önce Charles Darwin’in yaptığı gibi, cinsiyetten ya da kültürden bağımsız olarak, yedi surat ifadesinin, yani mutluluğun, korkunun, tiksinmenin, aşağılamanın, öfkenin, şaşkınlığın ve üzüntünün bilinçli algısının fiilen herkes için aynı anlama geldiğini gösterebilmişti. Sf. 493 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan,…

  • Biyoloji bilimi, belirli bir madde türünün özelliklerinin, o maddeyi meydana getiren moleküllerin nesnel özelliklerinden nasıl doğduğunu kolaylıkla açıklayabilir. Bilimin yoksun olduğu şey, nesnelerin (birbiriyle bağlantılı sinir hücreleri) özelliklerinden öznel vasıfların (bilinçlilik) nasıl doğduğunu açıklayacak kurallardır. Sf. 488 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 –…

  • Bir gülün kırmızı görüntüsüne, nasıl oluyor da bana mahsus bir hisle tepki veriyorum? Başka bir örnekten faydalanmak gerekirse, bir anne çocuğuna baktığı zaman, annenin hissettiği duyguların ve bu duygularla ilgili anılar ile çocuğunun görüntüsünü anımsama yetisinin sebebinin, çehre tanımadan sorumlu korteks bölgesindeki hücrelerin sinyal göndermesi olduğuna inanmak için elimizde ne gibi bulgular var? Sf. 487,…

  • Biyolojik bir sistem, biyolojik bir makine nasıl olur da hisseder diye sorarlar. Hatta daha tuhafı, kendi hakkında nasıl düşünür? Bu sorular yeni değil. Batı düşüncesinde ilk defa MÖ 5. yüzyılda Hipokrat ve Atina Akademisi’nin kurucusu Platon bu soruları sordular. Hipokrat, batıl inançlardan kendini sıyıran, düşüncesini klinik gözlemlerine dayandıran ve tüm zihinsel süreçlerin beyinden kaynaklandığını ileri…

  • Crick, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra biyoloji alanına ilk girdiğinde, iki büyük meseleyi yanıtlamanın, bilimin kabiliyetlerini aştığı düşünülüyordu: Canlılar dünyasını cansızlar dünyasından ayıran şey nedir? Bilinçliliğin biyolojik doğası nedir? Crick önce, daha kolay olan meseleyi canlı maddeyi cansız maddeden ayırt etme meselesini ele aldı ve genin doğasını araştırmaya başladı. Sadece iki senelik bir işbirliğinin ardından 1953’te…

  • Bu tanıma göre bilinçlilik, bir algısal farkındalık ya da belirgin bir seçici dikkattir, insan bilinci, özünde, bir benlik farkındalığı, farkında olmanın farkındalığıdır. Dolayısıyla bilinçlilik, salt haz ve acı deneyimleme yetimize değil, aynı zamanda bu deneyimlerin farkında olma ve bu deneyimleri yansıtma yetimize, aynı zamanda hayatımız ve yaşamöykümüz bağlamında farkında olup yansıtma yetimize de atıfta bulunur.…

  • Bu bulgu temel alınarak, bir hipotez geliştirildi; buna göre depresyon, beyinde serotonin, epinefrin ya da ikisinin birden miktarının azalmasını temsil eder. Sf. 462 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 462) kitabından birebir alınmıştır.

  • Parkinson’un, devinim denetiminde yer alan beyin bölgelerinde dopamin derişiminin azalmasından kaynaklanabileceğini ileri sürdü. Carlsson ve başka bilimciler bu fikri sınadılar ve hastalara ilave dopamin vererek Parkinson hastalığının belirtilerini giderebileceklerini buldular. Sf. 457 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 457) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ön alın korteksi araştırmalarının mazisi 1848’e uzanır; o zaman John Harlow, demiryolu ustabaşısı Phineas Gage’in günümüzde meşhur olmuş vakasını betimlemişti. Kaza eseri gerçekleşen bir patlama sonucunda Gage’in ön alın korteksine demir çivi girmişti. Kazayı, genel zekâsına, algısına ve uzun süreli belleğine hiçbir zarar gelmeden sağ salim atlattı, fakat kişiliği değişmişti. Kazadan önce, vicdanlı ve sıkı…

  • Gerçekliği yorumlamada bu yetersizliğin alametifarikası, kuruntular yani olgulara ters düşen abartılı inançlar ve bu inançların mantıksız olduğunu gösteren bulgulardır. Bunlar ortaya konsa bile inançlarını değiştirmezler. Diğer alametifarikası ise sanrılar yani dış bir uyarıcı olmaksızın meydana gelen algılar; örneğin kişinin eylemleri hakkında yorum yapan sesler duyma. Mantıksız düşünceler; fikirler arasındaki normal bağlantıların ve çağrışımların yitirilmesi, bağdaşım…

  • Bu bağlamda, Lev Tolstoy’un, topluma ters düşen bir aşk ilişkisinin feci sonuçlarıyla ilgili romanı Anna Karerıina’nın giriş cümlesini anımsamaktan kendimi alamıyorum: “Mutlu aileler hep birbirine benzer; her mutsuz aile kendine özgü bir şekilde mutsuzdur.” Burada Tolstoy, bilimsel açıdan ziyade edebiyat açısından güçlü olan bu cümleyle, anksiyetenin ve depresyonun pek çok biçime kavuşabileceğini, fakat güvenlik, huzur…

  • Freud’un işaret ettiği gibi, normal bir endişe, zorlu koşullara hükmetmeye, dolayısıyla kişinin büyümesine katkıda bulunur. Normal endişenin, iki ana biçimi mevcuttur: İçgüdüsel endişe (içgüdüsel, yani doğuştan gelen korku) organizmanın yapısında vardır ve sıkı bir genetik denetim altındadır; öğrenilmiş endişeye (öğrenilmiş korku) organizma genetik yatkınlık gösterebilir fakat temelde bu endişeyi deneyimle edinir. Daha önce gördüğümüz gibi,…

  • Dahası, psikiyatrik hastalıklar, üst düzey zihinsel işlevlerle ilgili rahatsızlıklardır. Endişe bozuklukları ve çeşitli depresyon türleri, duygusal bozukluklardır, oysa şizofreni, düşüncelerle ilgili bir bozukluktur. Duygu ve düşünce, karmaşık sinir devrelerinin hayata geçirdiği karmaşık zihinsel süreçlerdir. Kısa süre öncesine kadar, normal düşüncelerle ve duygularla ilgili sinir devreleri hakkında çok az şey biliniyordu. Sf. 434 Alıntı; Belleğin Peşinde…

  • Aristoteles ve ardından Britanyalı deneyci filozof ve başka düşünürler, öğrenmenin ve belleğin, iki fikri ya da uyarıcıyı zihnin bağdaştırabilmesinden ya da aralarında kalıcı bir zihinsel bağlantı kurabilmesinden doğduğunu ileri sürmüşlerdir. NMDA reseptörünün ve uzun süreli potansiyel artışının keşfiyle birlikte, sinirbilimciler, bu çağrışımlı süreci pekâlâ yürütebilecek bir moleküler ve hücresel süreci gün ışığına çıkarmıştı. Sf. 368…