Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın

  • Yani, TBMM hilafeti kaldırmamış, kendi sorumluluğuna almıştı! Bunu tek düşünen Türkiye’deki bazı isimler değil. CIA geçen yıl, “global geleceği haritalamak” (mapping the global future) adlı bir rapor hazırladı. Kendi internet sitesinde de olan bu rapor, dünyanın 2020 yılına dair öngörüleri kapsıyor. Dört bölümden oluşan raporun bir bölüm başlığı ilginçti: “yeni hilafet.” CIA, 2020 yılına kadar…

  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın işlerinden sorumlu danışmanı Mehmet Akif Beki’nin “Erdoğan’ın Harfleri” adlı kita­bından bir aktarma yapmak istiyorum: “Başbakan Erdoğan, Musa Peygamber soyundan geliyor. Abdullah Gül de yoldaşı ve iktidar paylaştığı kardeşi Harun’a benziyor.” (Milli­yet gazetesi, 30 Mayıs 2003) Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran…

  • Sabetay Sevi’nin torunu olduğunu söyleyen Ilgaz Zorlu’yu dinleyelim: “(Sabetayistlerin) Masonluk ve Melamîliğe karşı gösterdikleri il­gi bizleri şaşırtmamalıdır. Nitekim adı geçen organizasyonlarda üst kademelere kadar gelmeleri de bunun bir örneğidir. Melamilerin Sabetay Sevi’nin fikirdaşı olan Niyazi Mısrî’ye karşı duydukları il­giyle beraber Sabetaycılar bu tarikata intisap etmeye başladılar. Melamîlik’e Yalılar bölgesindeki evini tekke haline getirerek maddî destek…

  • Yaptığı iyilikleri, gösteriş olur endişesiyle gizleyen; işlediği günahları ise nefsiyle mücadele etmek için açığa vuran tasavvufî tarikatın adıydı “melametîlik” ya da bildik adıyla “melamîlik”. Sf. 307 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 307) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan II. Abdülhamid döneminde, “İttihatçı” diye kendisini jurnal edince, deniz subayı Şair Edib Harabî, Topal Tevfik hakkın­da şu şiiri yazdı: Ben ehl-i tariykim diye davalar edersin Bir hırka giyip heyet-i dervişle gezersin Lâkin biliriz biz seni her boku yersin        Noksan seni halk etti Hûda çünkü bodursun Lanet sana mecra-yı fesad-fitne fücursun..  Sf. 294  Alıntı; Beyaz…

  • Mihaylo Miço Latoş, 1806 yılında Hırvatistan’da Plaşki’de, le­vazım çavuşu Sırp bir baba ile Polonyalı bir anneden doğdu. Ma­tematik ve resimde çok başarılı olduğu için öğretmenleri tarafın­dan Avusturya İmparatorluğu Harp Okulu’na burslu öğrenci ola­rak gönderildi. Dört yıl eğitim aldığı harp okulundan kaçarak, 1826’da Osmanlı topraklarına sığındı, iki yıl çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, İs­tanbul’da yeni açılan askerî…

  • Halifebaba Turgut Koca İttihatçıları: “Bektaşiler”, “Masonlar”, “Melamiler” ve “Mason-Bektaşiler” başlıkları altında toplamıştı. Bizi ilgilendiren, listenin “Mason-Bektaşiler bölümü; bakın Halifebaba Turgut Koca’ya göre İttihatçıların içinde kimler “mason- Bektaşi’ydi? “Enver Paşa, Ali Fethi (Okyar), Kazım (Karabekir) Paşa, Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi, Salah (Cimcoz) Bey, Ethem Ruhi (Balkan), Dr. Miralay Mehmed Ali Bey, İhsan Namık Bey, Ahmed Bedevi…

  • Özetle, kına yakmadan, nazardan korunmaya; adak olarak horoz kesmekten, muska yazmaya; ağza tükürmekten, sünnete; gelin hamamından, lohusa yatağına kadar bugün Anadolu’daki birçok örf ve âdet Yahudilerde de vardı!.. Bektaşilikteki “takiye” anlayışı Sabetayistlerin zaten yaşam zorunluluğuydu. Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 278) kitabından…

  • Peki, niye böyleydi? Kabaladaki Mesih inancı gereği Sabetay Sevi’nin “ahlaksız bir ortam yaratması”; fahişeyle evlenmesi inanılmayacak olaylar de­ğildir aslında. Çünkü Mesih’ten önce toplum o kadar ahlaksız ola­cak ve çürüme yaşayacaktı ki, Mesih geldiğinde bunların hepsini düzeltecekti! Daha önce de basite indirgeyerek yazdım; Mesih Hz. İsa’yı ör­nek gösterdim: Domuz yenmiyorsa, Mesih gelince yenecektir. Sünnetliyse, Mesih gelince…

  • İran kökenli musahiplik törenleri iki aile arasında yapılıyordu: Musahip olan çiftlerden erkekler baş açık, yalın ayak yere uzan­mışken kadınlardan her biri musahip erkeklerin çıplak ayaklarını uzun kefen etekleriyle örterler. Bu hareket onların bacı-kardeş olmalarını simgeler. Nitekim musahip ailelerine nikâh düşmez. Çocukları bile birbirleriyle evlenemez. Durumu böyle benimsemek istemeyen kimi kötü düşünceliler, durumu istedikleri yöne çekmektedirler.…

  • (Abraham Galante yazıyor;) “Eski tarihi incelersek zaman içinde bu törenin gözlemlendiğini ve izlerine bugün bile rastlanıldığım, ön Asya’daki bir ekol mensubu grup tarafından uygulandığını görürüz. Kızılbaş ya da Tahtacı olarak tanınan bu grup mensupları kendilerini bu tuhaf içki âlemlerine ver­mek için büyük mumların söndürüldüğü gece törenleri düzenlerdi.” “Garip tesadüf! Biz bu satırları yazarken, İstanbul’da yayımlanan…

  • Bu kuzu bayramı hakkında Sabetay zümresi mensuplarından Karakaşzade Rüştü, 1924 ‘tarihinde Vakit gazetesi muhabirine şu izahatı vermişti: “Kuzu Bayramı 22 Adar’da (Mart ayında) yapılır. Bu bayram geceye mahsustur. Ve her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebe­tiyle ve hususî merasimle yenir. Bu merasimde en aşağı ikisi erkek iki­si kadın olmak şartıyla evli dört kişinin…

  • Bu birlikteliğin itici gücü Sabetayistler miydi?.. Bektaşî, mason ve Sabetayistlerin ortak noktası, değişmez ritüeli “sır” saklamak, sırla dolu hayatı sürdürmekti. Bektaşîlik, Sabetayistlik ve masonluk; üçü de “sırlar cemiyetiydi; gizliliği kurumsallaştırmışlardı. 1666’dan sonra Sabetayistlik; 1738’de Papa XII. Clemens’in yasaklamasıyla masonluk ve 1826’dan sonra Bektaşîlik varlıklarını hep “gizli cemiyet” olarak sürdürmek zorunda kaldılar. Toplanmaları, törenleri, simgeleri hep…

  • Yazar Arşen Yarman, bundan üç yıl önce, Ermeni cemaatinde çok konuşulan bir olayı aktardı: “İstanbul Kumkapı eski Ermeni patriği Şinork Kalustyan ölme­den önce çevresine, Diyanet İşleri eski başkam Lütfi Doğan’ın üvey kardeşi olduğunu açıklamış.”  Hangi Lütfi Doğan’la kardeşti; aynı adı taşıyan biri MSP’li, di­ğeri CHP’li iki Diyanet İşleri başkanı vardı. Sf. 256 Alıntı; Beyaz Müslümanların…

  • Ermeni Yahudiler Pakraduniler. Selanikli Sabetaycılar, İspanyol Marranolar – Konversolar ve İranlı  Meşhedilerden sonra Ermeniler içinde de gizli Yahudi bir cemaatin iki bin yedi yüz yıldır varlığını sürdürdüğünü biliyor muydunuz? Pakraduniler (Bagratuni / Bagradits) adı verilen ve asırlarca Ermeni toplumunu yöneten bu gizli Yahudi cemaatin hikâyesi, MÖ 730 yılında başlıyor ve günümüze kadar uzanıyor. İddianın iki…

  •  İsrailli yazar Errol Gelardin, Sabetaycı Selim’in Öyküsü adlı romanında, Sabetay Sevi’nin Mesih olduğunu; çünkü Sabetayistlerin Müslü­man kabul edilip Türkiye’ye gönderildikleri için, Hitler’in Selanik’teki soykırımından kurtulduklarını yazdı. Sabetay Sevi üç yüz yıl sonra bile “müritlerinin” hayatını kurtar­mıştı! İkinci teşebbüs, İstanbul’un işgali döneminde oldu; ticaret-seyahat müsaadesi al­mak isteyen bazı Sabetayist tüccarların dönme teşebbüsüne İstanbul Hahamlığı izin ver­medi.…

  • Mezar taşları bile kırıldı. Bektaşîlerin “takiye” yapıp diğer tarikatlara sızmasını önlemek için, her tarikat mensubunun kendisine mahsus kıyafet giymesi mecburiyeti getirildi. Tekkelerin malvarlıkları Nakşibendîlere nakledildi. Hacıbektaş’taki dergâhın başına bile Nakşibendî şey­hi Kayserili Mehmed Said Efendi getirildi; dergâhtaki caminin adı Nakşibendî Camii yapıldı. Amaç, Bektaşîleri Sünnî yapmaktı. Sf. 246 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II)…

  • Sultan II. Mahmud nasıl Yeniçeri Ocağı’nı gözden çıkardıysa, yeniçeriler de Sultan Mahmud’u tahttan indirmeyi tartışıyorlardı. Ancak II. Mahmud’u öldürürlerse Sa­ray’da yerine oturacak erkek yoktu. Bu nedenle kimi yeniçeri “II. Mahmud’un kız kar­deşi Esma Sultan’ı padişah yapalım” önerisi getirdi. Ama kabul görmedi. Hayır, Esma Sultan’a kadın olduğu için değil, çapkın olduğu için kimi yeniçeriler karşı çıkmıştı!…

  • Yeniçeri Ocağı klasik biçimini XV. yüzyılda aldı; XVI. yüzyılda gücünün doruğuna ulaştı. Askerlik dışında bir iş yapmaları yasak olduğu için seferlerde elde ettikleri ganimetleri, paraları bezir­gan/tüccar Yahudiler aracılığıyla işletiyorlardı. Tatsız olaylar da olmuyor değildi, örneğin, III. Murad döneminde, kendilerini kan­dırdıklarını düşündükleri Yahudilere karşı ayaklandılar; bazı zen­gin Yahudiler ile III. Murad’ın baş kadını Safiye Sultan’ın yakın…

  • Sonuçta, Talat Paşa, Mithat Şükrü Bleda, Cavid Bey, Dr. Rıza Tevfik, Nesim Mazelyah, David J. Kohen, Osman Adil, Âsim, Mi­sel Noradunkyan, Mehmed Galib ve Mehmed Arif’e masonluğun en büyük rütbesi 33. derece verilerek, Türkiye Yüksek Şûrası kuruldu. İstanbul Tokatlıyan Oteli’nde yapılan ilk toplantıda, amir-i hakim-i âzamlığa (en saygıdeğer üstatlığa) Prens Aziz Hasan Paşa; yardımcılığına da…