Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • Bildiğimiz kadarıyla sadece Sapiens hiç görmediği, dokunmadığı veya koklamadığı varlıklar hakkında konuşabiliyor. Sf. 37 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • Modern Sapiens’in yaklaşık 70 bin yıl önce edindiği yeni dil becerisi, ona saatlerce dedikodu yapabilme şansı verdi; kime güvenilebileceğine dair bilgi, küçük grupların daha büyük gruplara dönüşmesine, dolayısıyla da Sapiens’in daha sıkı ve karmaşık işbirliği yöntemleri geliştirmesine yol açtı. Sf. 36 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları,…

  • Bu teoriye göre dilimiz dedikodu yapma aracı olarak evrilmiştir ve Homo sapiens her şeyden önce sosyal bir hayvandır, sosyal işbirliği hayatta kalma ve üreme için kritik öneme sahiptir. Kadın ve erkek bireyler için aslanların ve bizonun yerini bilmek ye- terli değildir, asıl önemli olan kabilede kimin kimden nefret ettiğini, kimin kiminle ilişkiye girdiğini, kimin dürüst…

  • Bir çocuk büyütmek, ailenin diğer üyelerinden ve komşulardan sürekli yardım almayı gerektirir, bu yüzden bir insanı büyütmek için bütün kabileye ihtiyaç vardır. Evrim böylelikle, güçlü sosyal bağlar kurabilenleri desteklemiştir. Buna ek olarak, insanlar az gelişmiş olarak doğduklarından diğer tüm hayvanlardan daha çok eğitilebilir ve daha çok sosyal ilişki kurabilirler. Pek çok memeli, anne karnından fırından…

  • Kadınlar daha da fazlasını ödemek zorunda kaldı. Dik bir duruş daha dar kalçalar demekti ve bu da doğum kanalını daraltıyordu, üstelik aynı anda bebeklerin de beyni giderek büyüyordu. Doğumda ölüm, dişi in- sanlar için ciddi bir sorun hâline geldi. Bebeklerinin kafası ve beyni daha küçük olduğundan, erken doğum yapan kadınlar daha çok hayatta kaldılar ve…

  • Bununla birlikte, iki ayak üstünde yürümenin dezavantajları da vardır. İlkel atalarımızın iskeletleri, milyonlarca yıl boyunca dört ayağı üstünde yürüyen ve görece küçük kafası olan bir canlıdan evrilmiştir. Dik bir pozisyona geçmek büyük bir zorluktu, özellikle de iskeletin çok geniş bir kafayı desteklemesi gerektiğinde. İnsanlık geniş görüş açısının ve becerikli ellerinin bedelini sırt ağrıları ve boyun…

  • İnsana mahsus diğer bir özellik de iki ayak üstünde dik yürümesidir. Ayaktayken av hayvanlarına veya düşmanlara karşı savanı taramak daha kolaydır ve hareket etmek için gerekmeyen kollar, taş atmak veya işaret etmek gibi işler için kullanılabilir. Ellerimiz daha fazla şey yapabildikçe ellerin sahipleri de daha başarılı hâle geldiler, dolayısıyla evrimsel baskı avuçlarda ve parmaklarda daha…

  • Aslında büyük bir beyin vücutta büyük bir yük demektir. Taşıması zordur, özellikle de büyük bir kafatasının içindeyken. Enerji sağlaması daha da zordur. Homo sapiens’te beyin toplam vücut ağırlığının yalnızca yüzde 2 ila 3’ünü oluşturur, fakat dinlenme hâlinde vücudun tükettiği enerjinin yüzde 25’ini harcarken, diğer maymunların beyni dinlenme anında enerjinin sadece yüzde 8’ini kullanır. Arkaik insanlar…

  • Pek çok farklılığa rağmen tüm insan türleri belirleyici pek çok özellik paylaşmaktadır. En başta, insanların diğer hayvanlara kıyasla olağanüstü büyük beyinleri vardır. 60 kilogram ağırlığındaki memelilerin ortalama beyin hacmi 200 santimetre küptür. En erken erkek ve kadının, 2,5 milyon yıl önce beyinleri yaklaşık 600 santimetre küptü. Modern Sapiens’in ortalama beyniyse 1.200 -1.400 santimetre küptür, Neandertal…

  • Böylece inanca ilişkin anlatı yolculuğunun sonuna varmış bulunuyoruz; ama aslında beynin inançları nasıl ürettiğine ve birer doğru gibi pekiştirdiğine dönük yeni bir anlayışın daha başındayız. Çözdüğümüz birçok gizem ve cevap bulmaya çalıştığımız birçok soru içinde özellikle biri öne çıkıyor. Homo rationatlis -verileri soğukkanlı, mantığa sıkıca bağlı ve rasyonel yaklaşımla analiz ederek bütün kararları titizlikle tartan…

  • Felsefe ve teoloji mantığa, akla ve düşünce deneylerine dayanırken, bilim ampirizme, bulguya ve gözlem üzerine kurulu deneylere başvurur. İnanca bağlı gerçekçilik tuzağından kaçınmak için elimizde olan tek umut budur. Sf. 415 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 415) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir evren kendisini nasıl yaratabilir? Cevabın evrendeki toplam enerjiyle ilişkili olması gerekir; Hawking ve Mlodinow’a göre bu enerji sabit ve her zaman sıfır olmak zorundadır. Yıldız ya da gezegen gibi bir cismi yaratmak enerjiye mal olduğuna göre, lokal düzeyde sıfır olmayan enerji dengesizlikleri vardır. “Kütle çekiminin çekici olması nedeniyle, kütle çekimi enerjisi negatiftir: Dünya ve…

  • Stephan Hawking ve Caltech matematikçilerinden Leonard Mlodinow, en mühim sorulara (“Hiçlik yerine niçin hep bir şey vardır?”, “Niçin varız?” ve “Var olandan başka bir yasa dizisi niçin yok?”) cevaplarını, 2010 sonlarında The Grand Design [Büyük Tasarım] kitabında sundular. Mesele, bu soruna yaklaşırken kullandıkları “modele bağlı gerçekçilik”, beynimizin duyusal girdilerden hareketle dünya modelleri oluşturduğu, olayları açıklamada…

  • 1. Evren pek de yaşama göre incelikle ayarlanmış değildir; çünkü evrenin büyük bölümü boş uzaydır ve yıldızlar, gezegenler biçimindeki sınırlı madde çoğunlukla yaşama elverişsizdir. 2. Evrenin bize göre incelikle ayarlandığı fikri, yaşamın karbon dışında bir şeye dayanamayacağı inancı anlamında Carl Sagan’ın “karbon şovenizmi” dediği yaklaşımın daha genel bir varyantı olan kozmik şovenizmden kaynaklanan bir sorundur.…

  • İşin ilginç tarafı, Diyalog 1835’e kadar Katolik Kilisesinin Yasak Kitaplar Listesi’nde kaldı. Galileo da ancak 1992’de resmi bir özür açıklamasıyla Papa II. Johannes Paulus tarafından aklandı. Sf. 361 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 361) kitabından birebir alınmıştır.

  • Belirsiz ve kuşkucu bir zihin, zinde dünya görüşlerine, yeni ve sürekli değişen gerçeklikler olasılığına yol açar. Sf. 352 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 352) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önce inançlar oluşur, ardından inançlara ilişkin açıklamalar gelir. Sf. 351 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mekânın ara alanında, duyularımız orta boydaki -sözgelimi kum tanesi ve dağ sırası arasındaki- nesneleri algılama yetisini evrimle kazanmıştır: Ölçeğin bir ucundaki atomları ve mikropları ya da öbür ucundaki galaksileri ve genişleyen evrenleri algılayacak donanıma sahip değiliz. Hızın ara alanında, yürüme ya da koşma temposunda hareket eden nesneleri-belirleyebiliriz; ama kıtaların (ya da buzulların) son derece yavaş…

  • Princeton Üniversitesi psikologlarından Emily Pronin ve meslektaşlarının yürüttüğü bir çalışmada, deneklere bir “sosyal zekâ” testinde rastgele yüksek ya da düşük puanlar verildi. Şaşırtıcı olmayan bir sonuçla, yüksek puan verilenler testi düşük puan verilenlere oranla daha adil ve daha yararlı buldular. Sf. 347 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,…

  • Yakınlık etkisi: Yakın dönemdeki olaylar önceki olaylardan daha fazla fark etme, hatırlama ve daha değerli sayma eğilimi. Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.