Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Beyin
-
Mizah çelişkiyi görme yeteneğidir. Özellikle gülünçlü çelişkiyi sezebilme işidir. Bu da eleştirinin kaynağı anlamındadır. Bunun için mutlaka zekâ gerekiyor, ama tersi de doğrudur; mizah yapa yapa zekâ gelişiyor. Mizahı kurumuş bir toplum aptallaşmaya mahkumdur.. Aptallar mizah yapamazlar. Mizah yapamayanlar aptallaşırlar. Bu arada eklemek gerekiyor, solcu olamazlar. Sf. 317, 318 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın…
-
Resmi tarihin uyuşturucu yanını şimdi daha iyi kavrıyoruz. Ve resmi tarihi dahi halkların afyonu sayıyoruz. Sf. 146 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yalnız masallarda esastır, kahramanlarımızın kişilikleri hakkında duyduklarımızı da nakletmemiz isabetlidir; Moorehead, Kemal Faşa Hazretleri için claustrophobia teşhisi koyuyor ki, kuşatılmış ya da kapatılmış olmaktan aşırı korku anlamındadır. Sf. 109 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.
-
Daha önce de not etmiştim, alışkanlık, insanın en büyük dostudur; yaşamı kolaylaştırıyor. Zaman zaman ise en büyük düşmanı oluyor ve direnci azaltıyor; bu da insani damarların zayıflaması anlamındadır. Sf. 14 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.
-
Üçü de zekâ bakımından parlaktır ama. Akıl demiyorum, ayırıyorum. Zekâ çok çeşitli elemanları hızla bir araya getirir. Akılda ise tutarlılık vardır. Ben Vedat Dalokay’a Çetin Altan’a, Aziz Nesin’e tutarlılık yüklemiyorum. Eksikleri tutarlılık. Sf. 38 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.
-
Baskı, candan çok beyinle ilgilidir. Baskı, ölümden daha çok, beyazlaştırılmış beyinlere yeni yazımları amaçlıyor. Korku, ölüme çare olmuyor; yeni yazımları kolaylaştırıyor. Korku, güvenini yitirmiş, saflığını koruyamamış, bembeyaz olmuş beyinleri, her türlü «yanlış» düşünceye hazır hale getiriyor. Sf. 45 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 45) kitabından…
-
Korkan insanın yüzü bembeyazdır; öyle görünür. Doğrudur; tüm görüntüler türünden eksik kalıyor, eksikli doğru oluyor. Korkan insanın, aynı zamanda, beyni de bembeyazdır. (Tabula rasae) (beyaz tabla, temiz levha); korku beyni siliyor. Osmanlıca bir sözcük ile «tebyiz» ediyor. Korku, beyni siliyor. Korku, beyni, yeni ve kolay yazımlara hazır hale getiriyor. Sf. 45 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye…
-
Güven, kesinlikle, kendine güven’dir. Güven, başkasına güvenmemektir. Güven, kendi gücünü saf tutabilmek oluyor. Korku, güven’in düşmanı durumuna geçiyor. Korku, güven’i eritiyor. Güven ve korku: Birisi varsa diğeri yok oluyor. Bunalım, her zaman korku saçıyor. Bunalım, eğer işsizlik ve ölüm yumaklarını sağarak yürüyorsa, korku bir yaşam biçimine dönüşüyor ve her tarafa siniyor. Sf. 43 Alıntı; Quo…
-
Kuşkusuz çağdaş insan rüyalarla gerçeklik dünyasını birbirinden ayırıyor. Fakat “ilkel insanlar nazarında rüya ve gündüz algıları arasında bir fark yoktur”; bunları birbirine karıştırmıyor, “ilkel insanlar rüyada gördüklerini olmuş hakikatler.” Sayıyorlar. İlkel insan, rüyalarını gerçek türünden anlatabiliyor. Rüyalar bir çatışmanın sonucudur. Şöyle de söylenebiliyor; rüya birbirine ters iki halin ifadesidir. Bunlardan biri şuur altının derinliklerinden gelmiş…
-
Şiddetin kaynağı iki; birisi çelişki ve diğeri ise sürpriz oluyor. Madde alanında her çelişki,, şiddete gebedir; çekirdeğin parçalanması büyük patlamalara yol açıyor. Düşün alanında sürpriz, şiddetin kaynağı sayılabilir bütün dillerde sürpriz olgu, “sarsıldım” sözcüğüyle anlatılıyor. Sürpriz, beyinde bir sarsıntı yaratıyor ve sürprizin de şiddeti artırıldığı zaman “şok” etkisi doğuyor. Şok, düşünsel uyarıcılarla yaratılabildiği gibi, çok…
-
Şizofreni, bir baskı karşısında, ruhsal yapının uyum gösterememesinden ileri geliyor; bir savunma sisteminin en ileri, patolojik anlamda en gelişmiş düzeyini oluşturuyor. Şöyle de söylenebilir; şizofreni, savunma mekanizmalarından regresyonun, gerileme, en ileri aşamasını meydana getiriyor. Sf. 86 Bir tez yazıyorum: Baskılar, şizofren yurttaşlar yaratmayı amaçlıyorlar. Tezin uzantısını yazıyorum: Şili’de Pinochet’nin yapmak istediği bütün bağlantı ve sorumluluklarından…
-
Dönek acımasızdır; kendinden korkar. Dönek saldırır. Dönek sanrılıdır; halüsinasyonu saldırısıdır. “Kısaca söylemek gerekirse, bir objenin yanlış bir biçimde algısına illüzyon, obje olmadan oluşan algıya ise halüsinasyon diyoruz.” Sf. 71 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yaşam, yaşamı tekmeleyebilmektir. İnsan için ömür, eyleminin yoğunluğudur. İdam sehpasını tekmeleyebilen genç çok uzun yaşamıştır; çünkü zamanını belirleyen kendisinin hızıdır. Sf. 69 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.
-
Psikiyatri, insanın ruhsal yapısının geliştirdiği savunma mekanizmalarına yer veriyor. Ruhsal kişilik, çözemediği tansiyonlar karşısında bilinçdışı yollarla, savunma mekanizmaları geliştiriyor. Sf. 32 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.
-
Diplomatlarımız, düşünceli nazik ve aynı zamanda zekâ özürlüdürler. Darwin bize kullanılmayan organların köreldiğini de öğretmişti. Akıllarını kullanmadıkları için akıl-hareket hızını düşürüyorlar ve biz çok hızlı çalışan akla zekâ ve hızı çok düşmüş olana da “zekâ özürlüsü” tabir ediyoruz. Sf. 535 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bütün problemler tarihseldir. Ne yazık, tarihsel koşullar oluşmadan önce, hiçbir problemi formüle edemiyoruz. Bunu tersinden de söyleyebiliriz, pek çok problemin formülasyonunda, “biz” değil, tarih daha aktif olmaktadır. Bunu, her zaman ve her koşulda insanoğlunun sınırsızlığı ve bu nedenle talihi sayamıyorum. Sf. 51 .. bizde, “ret” “anarşizm” ve “ütopya” damarlarının olmaması, büyük bir yetmezliktir. Bu damarların…
-
“İnziva, kişiliğin öğretmenidir” diyor, Einstein. Sf. 21 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.
-
Cinsellik ve aşk, beyindedir. En iyi cinselliği en yaratıcı entelektüellerin yapacağına inanırım. Sf. 450 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ahmak, her kesi ahmak görendir. Sf. Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 322) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanın bakarken görebildikleri, aklındaki sınıflama ve düzenlemelerin bir türevidir; buna, bilgilerin türevidir, denebilir. İnsanın aklında var olanı bilmesi, bilincini meydana getiriyor. Bilinç görmeyi kolaylaştırıyor ve görüntüyü netleştiriyor. Bilimsel akıl ile sıradan akıl arasındaki ayrım burada da gereklidir. Doğanın hareketliliği ile tarihin eylemleri her akılda aynı etkiyi yapmıyor; bilimsel akıl bunları daha düzenli bir biçimde alabiliyor…