Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins

  • Kötülüğü ile ünlü Uganda diktatörü 1979’da sürgüne gönderildiği zaman, Suudi Arabistan ona sığınma hakkı tanımış, 100 ile 300 bin arasında kişinin ölümünden sorumlu despot, Suud Hanedanı tarafından sağlanan arabalar ve hizmetçilerle lüks bir hayat sürmeye başlamıştı. ABD, sessizce itiraz etmiş ama Suudiler ile olan anlaşmaya zarar vermemek için çok da ısrarcı olmamıştı. Sf. 143 Alıntı;…

  • ABD ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşma, Krallığı neredeyse bir gecede değiştirmişti. Keçiler, Waste Management Inc. tarafından 200 milyon dolarlık bir kontrat gereğince sağlanan 200 adet parlak sarı Amerikan çöp arabası ile değiştirilmişti. Benzer şekilde, tarım ve enerjiden, eğitim ve iletişime kadar Suudi ekonomisinin her sektörü modernize edilmişti. Sf. 142 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları –…

  • Prens W, en baştan Boston’a beni ziyaret etmeye geldiği zamanlarda, hoşuna gidecek bir hanım tarafından ağırlanmayı ve bunun basit bir eşlik hizmeti ile de sınırlı kalmamasını beklediğini belirtmişti. Sf. 139 Massachusetts’de yasa dışı bir faaliyet sayılan bir şey yapıp, seks satın aldığımdan (yani pezevenklik), esas sorunum, Sally’nin hizmetlerinin karşılığını ödemenin bir yolunu bulmaktı. Bereket versin,…

  • Süreci başlatmak için, hükümetin en üst kademelerinde görevli biri, son derece gizli bir görevle, Suudi Arabistan’a gönderildi. Hiçbir zaman emin olamadım ama sanırım o kişi Henry Kissinger idi. Elçi her kim ise ilk görevi kraliyet ailesine, Musaddık, İngiliz petrol çıkarlarını kapı dışarı ettiği zaman, komşu İran’da neler olduğunu hatırlatmak oldu. Sonra, Suudiler’in önüne geri çeviremeyecekleri…

  • Nakit içinde yüzen Suudiler, yüzlerce milyon doları ABD Hazinesi’ne verecekler, onlar da satıcılara veya çalışanlara ödeme yapmak gerekene kadar bu parayı tutacaklardı. Bu sistem, Suudi parasının Amerikan ekonomisine geri dönmesini garanti ediyordu. Anlaşma, aynı zamanda, komisyon yöneticilerinin Suudiler ile birlikte yararlı olduğuna karar verdikleri herhangi bir projeyi de, meclis onayına gerek kalmadan yapmalarını sağlıyordu. Sf.…

  • Eğer İran, Irak. Endonezya veya Venezuela gibi diğer ülkeler, bir ambargo tehdidinde bulunursa, geniş petrol rezervlerine sahip Suudi Arabistan araya girip boşluğu dolduracaktı. Bunu bilmek bile, uzun vadede, diğer ülkeleri bir ambargo düşüncesinden uzakta tutmaya yetecekti. Bu garanti karşılığında Washington da Suud Hanedanı’na çok cazip bir teklifle gelecekti: ABD, tam ve tartışmasız bir biçimde politik…

  • Görünürde, bu Suudi Arabistan Para Aklama Tezgâhı (Saudi Arabian Moneylaundering Affair) demekti ama aynı zamanda şakayla karışık bir kelime oyunuydu; krallığın merkez bankasının adı Suudi Arabistan Para Ajansı (Saudi Arabian Monetary Agency) veya SAMA idi. Sf. 132 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf.…

  • Gerçek hedeflerse daima aklımdaydı: ABD şirketlerine yapılacak ödemeleri azami düzeye yükseltip, Suudi Arabistan’ı giderek ABD’ye daha bağımlı hale getirmek. Bu ikisinin birbiriyle ne kadar ilgili olduğunu fark etmem fazla uzun sürmedi; yeni geliştirilecek projelerin hemen hepsinin sürekli güncelleme ve bakıma ihtiyacı olacaktı ve o kadar yüksek teknolojiyle gerçekleştirileceklerdi ki, bakım ve modernizasyon ihtiyaçlarını ancak o…

  • İsrail yanlısı tutumundan dolayı ABD’nin cezalandırılması gerektiği ve en sert ambargonun bu ülkeye karşı uygulanması konusunda da anlaştılar. Hatta toplantıya katılan ülkelerin bir kısmı %5 yerine %10’luk bir kısıntı yapacaklarını ilan etti. Başkan Nixon, 19 Ekim’de Temsilciler Meclisi’nden İsrail için 2,2 milyar dolarlık bir yardım çıkartılmasını istedi. Ertesi gün Suudi Arabistan ve diğer Arap üreticiler,…

  • Arap petrol bakanları diğer seçenekleri de değerlendirmek üzere Kuveyt’te toplandı. Irak delegesi, şiddetle ABD’nin hedef alınmasını istiyordu: Diğer delegeleri Arap dünyasındaki Amerikan şirketlerini millileştirmeye, ABD ve İsrail ile dostluk iliş- kileri olan tüm diğer ülkelere topyekûn petrol ambargosu uygulamaya ve Amerikan bankalarındaki tüm Arap paralarını çek- meye çağırdı. Bankalardaki Arap paralarının ciddi boyutlarda olduğuna ve…

  • Suudiler’in dine, politika ve ekonominin önemli bir parçası olarak bakışı, Batı’yı sarsan petrol ambargosuna da katkıda bulundu. Mısır ile Suriye, 6 Ekim 1973 günü, en kutsal Yahudi bayramı olan Yom Kippur’da İsrail’e karşı eşzamanlı bir saldırı başlattı. Bu, Arap-İsrail savaşlarının dördüncüsü ve en yıkıcısı, aynı zamanda dünya üzerinde diğerlerine kıyasla en büyük etki yaratacak olan…

  • Suudi Arabistan’ın tarihi şiddet ve dini fanatizmle doludur. Yerli bir savaşçı olan Muhammed ibn Suud, 18. yüzyılda aşırı muhafazakâr Vahabi tarikatından gelen kökten dincilerle güç birliğine gitti. Bu sağlam bir ittifaktı ve sonraki 200 yıl boyunca Suud ailesiyle Vahabi müttefikleri, İslam’ın en kutsal şehirleri Mekke ve Medine de dâhil olmak üzere Arap yarımadasının çoğunu fethetti.…

  • Suudi Arabistanlı bir diplomat, 1974 yılında bana ülkesinin başkenti Riyad’ın fotoğraflarını göstermişti. Bunların arasında bir hükümet binasının dışına yığılmış çöpler arasında dolaşan bir keçi sürüsünün resmi de vardı. Keçiler hakkındaki soruma diplomatın verdiği cevap beni çok şaşırtmıştı. Bana, keçilerin şehrin ana çöp toplama sistemi olduklarını söylemişti. “Kendine saygı duyan hiçbir Suudi çöp toplamaz,” dedi. “O…

  • Bir kez daha öne doğru eğilip gözlerime baktı. “Şirketinizin daha fazla iş istediğini ve bunu da genellikle projelerin boyutlarını şişirerek, daha geniş otoyollar, daha büyük santraller, daha derin limanlar önererek elde ettiğini anlıyorum. Ama bu defa farklı olacak. Bana halkım için en iyi olanı ver, ben de sana istediğin kadar iş vereyim.” Sf. 115 Alıntı;…

  • Yakışıklı generali ilan panosunda görüp, altındaki ‘Omar’ın (1) ideali özgürlüktür; bir ideali yok edecek füze henüz icat edilmemiştir!’ deyişini okuyunca ürperdim. İçimden bir his, Panama’nın 20. yüzyıldaki öyküsünün henüz bitmediğini ve Torrijos’un önünde güç, hatta trajik zamanlar olduğunu söylüyordu. Sf.100  Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı…

  • School of the Americas: 1946’da Panama’da kurulan, 1984’te Panama Kanalı Anlaşması sonucu ülkeden atılan daha sonra Fort Benning, Georgia’ya yerleşen muharebe eğitim merkezi. Burada 60 yıl içinde 60 binden fazla Latin Amerikalı asker halk hareketlerini bastırma, keskin nişancılık, komando, psikolojik savaş teknikleri, askeri istihbarat ve sorgu teknikleri eğitimi almıştır. Yüzbinlerce Latin Amerikalı bu merkezde eğitilenler…

  • İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Washington’un Pan-Amerikan faaliyetlerini yaymak için Monroe Doktrini’ne dayandı. Son olarak, 20. yüzyılın ikinci yarısında ABD, başta Vietnam ve Endonezya olmak üzere, bu doktrini tüm dünya ülkelerinde gerçekleştirmek için komünizm tehdidini kullandı. Sf. 98 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf.…

  • O makale beni ülkemin dünyaya karşı tavrı hakkında düşünmeye zorladı. İlk defa 1823’te Başkan James Monroe tarafından dile getirilen Monroe Doktrini, 1850’lerde ve 1860’larda Bariz Kader’i bir adım daha ileri götürerek, ABD’nin tüm yarıküre üzerindeki politikalarını desteklemeyi reddeden herhangi bir Orta veya Güney Amerika ülkesini istila etmek de dâhil olmak üzere, özel haklara sahip olduğunu…

  • Yazarın çıkış noktası Bariz Kader (Manifest Destiny) idi. Şöyle ki 1840’larda Amerikalılar arasında popüler olan ve Kuzey Amerika’nın fethinin Tanrı tarafından buyrulduğu; yani, Kızılderililer’in, ormanların ve buffaloların imhasının, bataklıkların kurutulmasının ve nehir yataklarının değiştirilmesinin, iş gücü ve doğal kaynakların sürekli olarak sömürülmesine dayalı bir ekonominin insan iradesi değil, Tanrı’nın emri olduğuna ilişkin doktrini temel alıyordu.…

  • Ayrıca üniversitedeki profesörlerimin makroekonominin gerçek doğasını anlamamış olduğunu da fark ettim: Çoğu örnekte, bir ekonominin büyümesine yardımcı olmak, sadece piramidin tepesinde oturan az sayıda insanın daha da zengin olmasına yol açarken, diptekiler için onları daha da aşağıya itmenin ötesinde hiçbir şey yapmamaktadır. Gerçekten de, kapitalizmi teşvik etmek genelde Ortaçağ’ın feodal toplumlarındakini andıran bir sisteme neden…