Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Cengiz Han, Moğollar

  • Roma’nın emperyal kültürü Romalı olduğu kadar da Yunan’dı; Abbasilerin imparatorluk kültürü kısmen İranlı, kısmen Yunan, kısmen Arap’tı. Moğol İmparatorluğu’nun kültürü de Çin kültürünün kopyasıydı. Sf. 202 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son “Büyük Mogul” olan (1707’de ölen) Evrenzib’in bir mektubundan, gezgin Bernier’nin bulup sakladığı bir parçayı aktarır: “Bir Omrah (soylu) ya da zengin bir tacir, son nefesini verir vermez, hatta bazen yaşam kıvılcımı uçup gitmeden önce kasalarını mühürlemeyi, hane halkı hizmetçilerini ya da görevlilerini, tüm mülkü, hatta en küçük mücevhere dek, eksiksiz olarak açıklayana kadar hapiste…

  • Servet biriktirmenin tehlikesi ve onu vasiyetle başkalarına geçirme yolunun önüne konan engeller, gösterişe yönelik harcamalara büyük bir hız kazandırdı. “Yığma” değil “savurma” zamanın egemen özelliğiydi. Hindistan’ı gezenleri bugün bile şaşırtan ve Mogul dönemi Hindistan’ını gören Avrupalı gezginlerde derin izler bırakan sefilliğin bağrından yükselen görkemin temelinde bu olgu yatsa gerek. İmparator’un görkemi, saray çevresinin kendisini izleyeceği…

  • Batı’nın etkisi altına girmesinden önce Hindistan’ı ele geçiren bir dizi fatihin sonuncusu, Büyük Moğol önderi Cengiz Han’ın izleyicilerinden büyük bir kola verilen adla “Mogullar” idi. On altıncı yüzyılın başlarında, Mogulların ilk öncüleri Hindistan’ı istila etti. Mogullar erklerinin doruğuna Kraliçe I. Elizabeth ile aynı çağda yaşamış olan Ekber (1556-1605) yönetimi zamanında ulaştılar; daha sonraki yöneticiler de…

  • Nitekim 10. yüzyılda halife adına Oğuz bölgelerini ziyaret eden İbn Fadlan, Türk topluluklarının, İslam’a geçseler de, gerçekte ona inanmadıkları düşüncesindeydi. Bu kabilelerin din değiştirmelerine güvenilmemesi gerektiğini, siyasi koşullar değiştiğinde Türk şeflerinin utanıp sıkılmadan yeni bir dine geçebilecekleri uyarısında bulunuyordu. Sf.244 İbn Fadlan’ın sözlerindeki küçümseyici ton bir yana bırakıldığında, göçebelerin din ile ilişkisi konusunda söyledikleri dikkate…

  • Peki, nasıl bu kadar kolay din değiştirdik? Çabucak yeni bir dine geçebildiğimizi Türk tarihine ilişkin neredeyse bütün kaynaklar kaydediyorlar. Sorunun yanıtını Michel Balivet’nin çalışmalarında buluyoruz. Balivet Türklerde din değiştirmenin yeni din lehine eski geleneklerin bırakılması anlamına gelmediğini, tersine, yeni dinin eskisi üzerine eklendiğini ve her ikisinin birleştiklerini savunur. Türkler ve Moğollarda din değişikliğinin bu yolla…

  • Kritovoulos, Mehmet’in askerlerinin, öldürerek korkuttuklarını ve doğrayarak terörize edip köleleştirmek istediklerini anlatıyordu. Mehmet’in bu yoluna “Cengiz Usulü” diyorum. Korkuyu silah yapmıştır. Sf. 410 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 410) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi tezi yazıyorum: Türk ordusu hiçbir zaman, teknik anlamda güçlü, etkin bir silahlı güç olmamıştır. Kazandığı savaşlarda eşit sayıda veya sayıca az olduğu örnekler son derece az görünüyor. Bu, fetih analizlerinden ayrı olarak, Osmanlı çöküşünde de önemli bir anahtar değerindedir. Sf. 337 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 –…

  • Dağlar, eski kaçaklara ve gecekondular yenilerine sığınak sağladılar. Dağlar, gecekondular ve uç topraklar, hoşgörü yataklarıdırlar. Aynı zamanda inancın sığlaştığı mekânlardır, diyebiliyoruz. Sf. 283 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gecekondu ile “assimilatio” kavram olarak birbirine çok yakın olmalıdırlar; yakınlıklarını kurabildiğimiz zaman, Osmanoğlu Devleti’ne, artık “Atamanoğlu” diyebiliriz, kuruluş çizgisini daha iyi görebiliyoruz. Atamanlıların kuruluş döneminde sınırları yoktu, “harita dayanmıyordu”, demek istiyorum ve devamlı yeni topraklara konuyorlardı; “asimilasyon” yaşama ilkeleri olmuştur. Benzediler ve benzettiler, hep yeni “akrabalar” buluyorlardı ve hep “yeni” akrabaları ile evlendiler ve hep…

  • Ben bir kenara, Osmanlı Tarihçisi Lindner de, şefin seçimle gelmesi, iç Asya ve Türkik göçmenler tarihinde standart bir haldir, demektedir. Bunu son derece normal karşılamak durumundayız, hep hareket ve hep savaş durumundaki topluluklarda şefi seçmek hem son derece mantıklı ve hem de zorunludur. Olmazsa, federasyonu tutmak ve ileriye götürmek imkânsızdır, bu noktadayız. Sf. 90 Alıntı;…

  • Moğollar yıkıyorlar, öldürüyorlar ve öldürecek insan bulamadıkları zaman ölüleri öldürüyorlar.  Gittikleri yerlere ölüm ve yıkım götürdüler. Daha ilerisine korku gönderdiler. Allahları yoktu, Allahsız’dılar. Dinselleri sevmezdiler, dinsizleştirdiler. Sf. 88 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbn el-Esirden aktaracağım son hikâye şudur, birisi anlatıyor, on yedi kişi bir yoldalar ve karşılarına atı üzerinde bir Moğol çıkıyor, “durun” diyor, duruyorlar ve “birbirinize bağlanın” emrini veriyor ve bağlanıyorlar. Ama bir kişi, “O sadece bir kişi ve peki, neden öldürmüyor ve kaçmıyoruz” diyerek, isyan çağrısı yapıyor. Aldığı cevap, “we are afraid,” korkuyorlar; amma nasılsa…

  • Herbert Adams Gibbons, İstanbul’a bir görevle geldiğinde, herhalde böyle bir çalışma yapacağını hiç düşünmemişti. 1916 yılında, Oxford Üniversitesinden “The Foundation of the Ottoman Empaire” teziyle doktorasını aldı. Sf. 32 Gibbons’un, çalışmasının ilk bölümünün başlığı, “Osman: A New Race Appears in History” olup, Ragıp Hulusi, bunu “birinci mebhas” ve “Osman: Tarihte Yeni Bir Irk Zuhur Ediyor”…

  • Hepsi, sultanları “çok güçlü” çizerler. En güçlüleri dahi, bir anlamda, zavallıdır; Mehmet, sadrazamı Çandarlı Halil’in Bizans’ın casusu olduğunu biliyordu, dokunamamıştır ve kinini içine attığı kesindir. Güçleri anlıktır. Mehmet’i de tahta bir çıkardılar ve bir indirdiler. Çeliğe su verdiler. Oğlu Bayezid, babasının katili idi, kendi oğlu Selim’in verdiği zehirle öldü. Bayezid bir zehirleme uzmanı idi, zehirlendi.…

  • Kalgaylık: Kırım’da saltanat kavgalarına ve kardeş katline engel olmak için kurulmuş olan sistem. Moğol’da ulus hanedan arasında paylaştırılır. İlk kez Kırım’da Mengli Giray 1475’te büyük oğlu Mehmet’i, Kalgay unvanı ile veliaht yapar. Kardeşlerin taht mücadelesini önlemek için sağlığında böyle bir atama yapmış olmalıdır. Kurum yaşamıştır. Her han tahta geçtikçe kendinden büyük kardeşini, kendinden küçük kardeşini,…

  • İzledikleri dinsel siyasete karşın, Büyük Selçuk İmparatoru ve halefleri zamanında eski Türk devlet teşkilatından ve örfi kaza normlarından birçok şey İslam hukukuna göre yasaktır. Moğol istilası birçok Türk-İslam devletlerinde milli geleneklerin daha fazla nüfuz ve önem kazanmasına neden olur. Moğollar ve Timurlular döneminde Türk ulusal devlet teşkilatının ve “yasanın” şeriattan ve İslami denilen devlet nizamlarından…

  • Sivas sarayında yaşamış Fars edebiyatçısı Aziz Ibni Ardaşır Âstarabadi, “Bazn ve Razm” (Ziyafet ve Savaş) eserinde Murat I için “bilgi ve düşüncesi açık basit bir Moğol” der. Chalkokondyles ise ‘Kana susamış saldırgan. Onun için önemli olan ganimet isterisi değil, kan” der ama Hıristiyan beylerine ölçülü ve soylu davrandığını belirtir. Ona karşılık Gibbons, “Bizans Kilisesi mensuplarının…

  • Alman bilim adamı J. Marquart 1914’te Komanlar konusunda W. Bang ile birlikte yayınladığı kitapta “Osmanlıların mensup olduğu Kayı boyunun, Moğolistan’daki Kayı kavmi olduğunu, o nedenle Osmanlıların Kayı boyundan gelen Türkleşmiş Moğollar” olduğunu öne sürer. Sf. 55 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım…

  • “Timur” ise, pek çok dildeki İbrani isim sözlüklerine girmiş haldedir; nedenleri olmalıdır. Bu konuda kısa bir ek sunuyorum, Timur’un Yahudi kökenli olduğu konusunda bir rivayet var. Sf. 165 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.