Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Çin, Mao

  • Bu bölümü, milattan 500 yıl kadar önce yaşamış olan Çinli Sun-Tse’nin koyduğu Politik ve Psikolojik Yıkıcı Faaliyet Kuralları’ndan bir pasajla bitirmek istiyorum: Savaşmadan bir düşmanın direncini kırabilmekten büyük sanat yoktur. Savaştaki direkt taktik, sadece savaş alanı için gereklidir. Gerçek ve sürekli bir zafer ancak dolaylı taktik ile kazanılabilir. Düşman ülkesinde değerli olan herşeyi yok edin.…

  • 1970’de, 200 komünist partisinin ve parti konumundaki yan grupların, 50 milyon kadar (49.800.000) kayıtlı üyesi bulunmaktaydı. Ancak bunlardan 46.700.000’i sözü edilen partilere dâhildi. 3.100.000’i de dünyadaki diğer 85 komünist partisinin üyesiydiler. Komünizmi, Moskova ve Pekin kollarına ayırırsak, 22.600.000’i Moskova’ya (bunlardan 13.500.000’i Sovyet Rusya’da parti mensubu idi) ve 21.400.000’i de Çin’e bağlıydı (21 milyon kadarı Kızıl…

  • Yönetimlerin, büyük sermayenin çıkarları için nasıl çabaladığının en meşhur örneği, İngiltere’yle Çin arasındaki Birinci Afyon Savaşı’dır (1840-1842). 19. yüzyılın ilk yarısında, British East India Company ve bazı İngiliz işadamları, Çin’e bazı uyuşturucular, özellikle de afyon ihraç ederek bir servet kazandılar. Milyonlarca Çinli afyon bağımlısı olmuştu ve ülke hem ekonomik hem de toplumsal anlamda çöküntüye uğradı.…

  • Fransa ve ABD İngiltere’nin hemen arkasından hızlıca ilerleyebildi çünkü Fransızlar ve Amerikalılar, zaten İngiliz mitlerinin ve toplumsal yapılarının en önemli kısımlarını paylaşıyorlardı. Çinliler ve Türkler ise hem farklı biçimde düşündükleri hem de toplumlarını farklı şekillerde örgütledikleri için farkı bu denli hızlı kapatamadılar. Sf. 280 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç,…

  • 1775 yılında Asya dünya ekonomisinin yüzde 80’i demekti. Hindistan ve Çin’in ekonomileri tüm dünya üretiminin üçte ikisini karşılıyordu; Avrupa ekonomik bir cüceydi. Sf. 278 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 278) kitabından birebir alınmıştır.

  • Oysa dünyada din tarihi tanrıların tarihi anlamına gelmez. Milattan önceki bin yılda Afrika ve Asya’da bütünüyle yeni dinler yayılmaya başlamıştı. Hindistan’da Jainizm ve Budizm, Çin’de Daoizm ve Konfüçyüsçülük, Akdeniz havzasındaysa Stoacılık, Sinizm ve Epikürcülük, en belirgin özellikleri tanrılara inanmamak olan dinlerdi. Bu inançlar dünyayı yöneten insanüstü düzenin, ilahi irade ve kaprislerin değil, doğa yasalarının bir…

  • Roma’nın emperyal kültürü Romalı olduğu kadar da Yunan’dı; Abbasilerin imparatorluk kültürü kısmen İranlı, kısmen Yunan, kısmen Arap’tı. Moğol İmparatorluğu’nun kültürü de Çin kültürünün kopyasıydı. Sf. 202 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • En azından Cyrus’un ve Qin Shi Huang’in zamanından beri imparatorluklar faaliyetlerini haklı ve gerekli göstermeye çalışmıştır (gerek yol yaparak, gerekse kan dökerek) ve bunu da yönetilenlerin yönetenlerden bile daha fazla faydalandığı bir üst kültürü yaymak için yapmıştır. Bu faydalar bazen dikkat çekici (yasalar yapma ve uygulama, şehir planlaması, ağırlıkların ve ölçülerin standartlaştırılması), bazen de daha…

  • 1958’le 1961 yılları arasında komünist Çin’de, Mao Zedong ülkesini hızla bir süper güce çevirmek isteyince Büyük Atılım adını verdikleri bir hareket başlattı. Üretim fazlası tarımsal ürünleri kullanarak endüstriyel ve askeri projelerini finanse etmeyi amaçlayan Mao, tarım üretiminin ikiye, hatta üçe katlanmasını emretti. Karşılanması imkânsız istekleri, Pekin’deki hükümet yetkililerinden bölgesel yöneticilere, hatta taşra şeflerine varıncaya dek…

  • Aynı dönüşüm pek çok ülkede yaşanmıştır ve bunun en dikkat çekici örneği Çin’dir. Kıtlık, Sarı İmparator döneminden Kızıl Komünistlere dek bin yıl boyunca Çin’deki tüm idarecilerin başına musallat olmuştur. Çin yakın bir tarihe kadar gıda kıtlığıyla özdeşleşmiş bir ülkeydi. Sf. 17 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur…

  • Çinliler Hsia hanedanlığı sırasında (MÖ yak. 2205-1782) kozmik evrenin aniden değiştiğini anlatır. Gökyüzünde on güneş belirir. Yeryüzündeki insanlar aşırı sıcaklardan çok zarar görürler ve imparator ünlü bir okçuya bu güneşleri vurmasını emreder. Okçuya ödül olarak ölümsüzlük hapı verilir ama karısı hapı çalar. Bu suçu yüzünden kadın Ay’a sürgün edilir. Sf. 125 Alıntı; Büyük Tasarım –…

  • Bir ayaklanmanın ciddi bir tehdit oluşturabilmesi için, hareketin hükümet denetiminden kurtarılmış, bağımsız bir toprak parçası üzerinde üslenmesi ve bu toprağın sürekli genişletilmesi gerekir. Böyle bir üssün ele geçirilmesi ise, bu topraklar üzerinde bulunan bütün köylerin, eski bağlılıklarını bırakıp tüm olarak saf değiştirmelerini gerektirir. Çin’de bu, içlerinde o yerde yaşayan gentry’nin de bulunduğu, bölgenin tanınmış kimselerinin…

  • Durum, kısaca “mülkiyet yoksa aile de olmaz, din de olmaz” sözüyle dile getirilebilir mi? Böyle bir deyiş fazla ileri gitmek olur. Sf. 264 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Avrupa faşizmiyle olan benzerlikler daha çok Çang Kay-şek’in ya da onun öğreti ağırlıklı açıklamalarını kaleme alanların birbirinden farklı öğeleri bir araya getirme kalıbından ve birini ya da diğerini vurgulama eğilimlerinden kaynaklanmaktadır. Sf. 248 1943’te Çang, Çinlilerin çoğunun, Sun Yat-sen’in derin felsefi önermesi olan “anlamak güçtür; yapmak kolaydır” sözünde yatan gerçek bilgeliği kavrayamadıklarını ve hâlâ “anlamak…

  • Yerli komünistlerden ve Sovyetlerden alınan önemli bir destek sayesinde Komintang, Güney’deki üssünden başlayarak 1927 sonunda Çin’in büyük bir bölümünü denetimine geçirdi. O tarihe kadar başarısını daha çok köylüler ve işçiler arasındaki hoşnutsuzluk dalgalarını iyi kullanmasına ve bunları körüklemesine borçluydu. Sf. 237 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin…

  • Çinliler, Batı sınırlarında yaşayan göçebe topluluklar kadar Batılı endüstri ülkelerinin insanlarını da barbar olarak görüyorlardı; aynı anlayışı Japonlar da benimsemişlerdi, Sf. 227 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herhangi bir endüstri öncesi toplumda, büyük çaplı bir bürokrasi kurma girişimi, kısa süre sonra memurların üstlerine bağımlı kalmalarını sağlayacak maaşları ödeyebilmeye yetecek kaynakların halktan toplanması gibi çok büyük bir güçlükle karşılaşır. Yöneticilerin bu güçlüğü aşmak için buldukları yolların tüm toplumsal yapıda son derece büyük etkisi olur. Fransız çözümü, görevlerin satılması; Rus çözümü, Rusya topraklarının uçsuz…

  • Yabancı tehdidi genellikle periyodik olarak gündeme gelen barbar fetihleriyle sınırlıydı. Barbarlar yeterince toprak ele geçirip yeni hanedan biçiminde Çin’in başına yerleştikten sonra, kendilerini kurulu toplumsal düzene uyarlıyorlardı. Çin yöneticileri, İmparatorluk çağı boyunca, kendileriyle az çok eşit koşullara sahip başka yöneticilerle sürekli bir askeri rekabet içinde bulunma sorunuyla yüz yüze kalmadılar. Dolayısıyla, toplumun kaynaklarının önemli bir…

  • Toprak zenginliği bürokrasiden kaynaklandı ve varlığını korumak için ona yaslandı. Sf. 218 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 218) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu dönemde, Çin’de, bir “memurlar ve bilginler” sınıfının var olduğu konusunda da yaygın bir görüş birliği bulunmakta ve akademik mürekkep yalamış olanlarla olmayanları birbirinden ayıracak kesin çizgiler olmakla birlikte, bu gurup içinde memurlarla bilginleri ayıran çizginin çekilmesinde sorunlar çıkacaktır. Sf. 211 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin…