Kategori: Cinsellik
-
Mevlâna ile günler süren halvet ile haldeş olduk ama sırlarıma vaki olmaya hazır görmek için onu da sınavlardan geçirmeliydim. Bu sınavlar önemliydi. Eğer diğerleri gibi en ufak bir tereddüt gösterirse, o gece sessizce Konya’yı terk edecektim. Bir sabah odamın kapısını vurdu. -Gel Mevlâna’m gel. Otur. Senden bir isteğim olsa yapar mıydın? -Tabii söyle. –Bana gönlümü…
-
Kafasını kaldırdı, bana öyle bir baktı ki olduğum yerde bayılmışım. Kendime geldiğimde Mevlâna başımda bekliyordu. Mevlâna elimi tutarak ve yaya olarak kendi medresesine götürdü. Birlikte bir hücreye girdik. Bu hücre kuyumcu Selahaddin’in hücresidir. Orada bir süre baş başa kaldık. Sf. 50 Alıntı; Aşkın Gözyaşları (Tebrizli Şems) – Sinan Yağmur, (Karatay Akademi Yayınları 260. Baskı, Mayıs 2011…
-
Tanzimat Dönemi’ne kadar, Türk erkekleri, kadını sevmeyi ve kadına âşık olmayı bilmiyorlardı, zengin güçlülerin hepsinin bir “oğlan” sevgilisi vardı. Oğlanlara “divan” yazarlardı; kadın ise, sevmek için değil çocuk doğurmak içindir, anlayış buydu; değişimi, Mısırlı prenseslerle başladı. Sf. 114 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.
-
Biz Arabi’yi, esas olarak, İran’dan aldık. Arabi bilgimiz dahi ikinci eldir; “ne Arab’ın yüzü ne Şam’ın şekeri” sözümüzün aslı da, “ne didar-ı Arap ne şir-i şotur” olup, ne deve sütü ne Arap’ın yüzü, demektir. Deve sütü, ol tarihte şimdiki viagra değerindeydi ve çok pahalıydı; zenginler Arap ellerinden ithal ediyorlardı. İrani’ler, dillerini yok ettiklerini ve uygarlıklarını…
-
Hamsinin faydası, şekilleri ve hassaları: Bu balık bir karış kadar, ince ve morca cilalı, gümüş gibidir. Faydası o derecedir ki, yedi gün devamlı yiyen, kimsenin şehveti son derece artar. Çok kuvvet verici ve hazmı kolaydır. Sf. 459 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan;…
-
Tayyip-Emine aşkında; Emine “Yıldırım aşkı ile çarpıldık, Tayyip aşkı için on kilo verdi” dese de, Tayyip; Hürriyet Gazetesi’nden Gülden Aydına verdiği röportajında hiç âşık olmadığını ısrarla vurguluyordu. Tayyip-Emine aşkı nasıl karışıksa, Anne Adviye’nin açıklamaları karşısında Abdullah – Hayrunnisa aşkı da öyle şaibeli bir duruma geliyordu. O günlerde Hayrunnisa Özyurt, 15 yaşında lise talebesi ve daha…
-
Bizanslı tarihçi Dukas şöyle yazar: “Bayazıt Prusa’da (Bursa) oturuyordu… Sarayında temiz ve mütenasip vücutları ve güzel yüzleriyle seçilmiş erkek çocuklar ve kızlar vardı; orada genç ve taze erkek çocuklar ve güneşin ziyasından daha parlak kızlar mevcut idi. Bu çocuklar ve kızlar kimlerdi? Romaioilerin, Sırmiumluların, Ulahların, Albanitialıların, Hunların, Saksların (Saksonlar), Plegonialıların (Bulgarlar) ve Latinlerin çocukları idi.…
-
Herhalde artık Rafael Patay’dan söz etme zamanıdır; Irak’ta işgal kuvvetlerinin hapishanelerinde, insanı utandıran muameleler açığa çıkınca, Anglo- Amerikan dünyasında adından çok söz edilir oldu. Bunun nedeni, bu Yahudi araştırıcının “The Arab Mind” adlı kitabının birden bire ön plana çıkmasıdır; bu vesileyle, “Arap Aklı” ve içindekilere baktığımızda hatta “Arap Halet i Ruhiyesi” diyebileceğimiz bu kitabın, Amerika’da…
-
Kadın’a, anlam yüklenmeden koşmak, öldürmek’tir. Anlam’sız sarılmak, boğmaktır ve çok sarılmak çabuk öldürmek, demek’tir. Daha geriye gitmiyorum, Caligula bir hedonist idi ve Roma kadınsız kalmıştır. Sf. 115 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.
-
Fahişelere özel ilgisi var, fahişe Pyrallis’e pek tutkun olduğu kayıtlıdır; genelev imarına ehemmiyet veriyor ve fahişeleri bir başka planda da unutmuyor. Hazine iflas edince ve müsadere ile kumar yolları aşırı ölçüde kullanılınca, vasıtalı vergilere dayanıyordu; bunlar arasında hamalların günlük kazançlarının sekizde birini ve fahişelerin de her gün bir vizitenin ücretini Caligula’ya verme mecburiyeti yer almaktadır.…
-
Hayâsız idi ve hayâsızlıkta hiçbir sınır bilmiyordu; sarayında yapılan bir nikâh töreni bitince, genç gelin için, “o benim karım” diyebiliyordu. Başkasının eşini almaya, Augustus-usülü evlilik dendiğini not etmiştim, ancak, Augustus, Tiberius’un babasına, eşi Livia’yı boşamasını söylemiş ve öylece evlenmişti. Senatörler, Caligula’nın bulunduğu yerlere eşlerini ve kızlarını getirmekten korkmaya başladılar; istediğini o anda alıp bir arka…
-
Ana-İmparatoriçe’nin, bu amaçla, oğlu Neron’u ayarttığı ve yatağına aldığı rivayeti var. Doğru mu, Agrippina’nın erkek kardeşi Caligula ile de cinsel ilişkide olduğu hep ileri sürülmüştür. Ancak, bunlar, herhalde bir noktaya kadar etkili olabildiler, sonunda Neron’un Agrippina’dan bıktığı ve annesini öldürttüğü hep malumdur, not ettiğimi hatırlıyorum. Burası Roma’dır. Demek ki Roma’da ensest ilişkinin herhalde kötü sayıldığına…
-
“Ve öyle bir Yahudileri öyle bir çevirmiş ki, Sabatay Sevi dinine çevirmiş, bütün Selanik Yahudileri bu dine girmişler. Kendileri görünüşte Türkler gibi, Müslüman gibi yaşıyorlar, hiç Sabatay Sevi’yle alakaları yok, fakat öyle usulleri, kaideleri var ki, annemin bir arkadaşı varmış mektepten, çok iyi bir kızmış. Evlenecekmiş. O anlatmış anneme. “Ben” demiş, “zifaf yapmadım” demiş. “Beni”…
-
Yahudi genç kızlar arasında yaygınlaşan fuhuşu önlemek için Samuel Cohen’in tavsiye ettiği en önemli tedbir eğitimdi. Sf. 341 İstanbul’da fuhuş faaliyetinin esas itibariyle yabancı uyruklu Yahudiler tarafında yaygın bir şekilde icra edilmesi yerel Yahudi cemaatini de etkileyecekti. İstanbul Yahudi cemaati Osmanlı topraklarında doğmuş hiçbir Yahudi genç kız veya kadının fuhuş ve genelev patronluğu yapmamasıyla övünüyordu.…
-
Üsküdar’daki bütün genelevler Bülbül Deresi’ndedir. Kadıköy bölgesinde, Rıza Paşa’da dört, Yel Değirmeni ve Orta sokaklarında (Moda’da) birer genelev bulunmaktadır. Beyoğlu ve Galata’da ziyaret edilen 159 genelevde faaliyet gösteren fahişelerin milliyetlerine göre dağılımı ise şöyleydi: Abanoz Ziba Galata Toplam Yüzde Rum 147 52 187 386 58 Ermeni 49 13 …
-
Odessa coğrafi konumu ve kayda değer Yahudi nüfusu nedeniyle beyaz kadın ticaretinde önemli bir diğer merkezdi. 1860 yılında Odessa’yı gezen bir Fransız seyyah Yahudilerin beyaz kadın ticaretini ellerinde tuttuklarını ve tuzaklarına düşürdükleri kadınları İstanbul’a gönderdiklerini yazıyordu. Bir gazeteciye göre İstanbul’da fuhuşla meşgul olanların sayısı o kadar kalabalıktı ki bununla iştigal edenler Sefarad ve Aşkenaz cemaatlerinden…
-
Hâlbuki 1880 ila 1939 yılları arasında Yahudiler hem “beyaz köle ticareti”nde aşikâr bir şekilde etkindiler, hem de bu etkinlik coğrafi olarak çok geniş bir alana yayılmıştı. Galiçya, Avusturya, Polonya, Romanya gibi Doğu Avrupa’nın önemli Yahudi yerleşim merkezleri fuhşun en yoğun olduğu ülkelerdi. Sf. 323 İstanbul’daki genelevlerin Galata’da yoğunlaşmalarının nedeni de aşikârdı: Galata limana yakındı. İstanbul’da…
-
(Alliance Israelite Universelle (AIU) Arşivlerindeki Aron Halevy’nin Paris’e yolladığı 12 Mart 1890 tarihli mektubundan) “Belli bir öneme sahip ilk Polonyalı Yahudilerin Konstantiniye’ye yerleşmelerinin 1854 yılında başladığı görülmektedir. Kırım savaşı döneminde Müttefik Orduları tarafından esir alınan bazı Rus Yahudi’si askerler Konstantiniye’ye nakledildiler ve orada halen yaşadıkları semtte kalmaları emredildi. Bu askerlerin gelmelerinden epey önce Konstantiniye’de parlak…