Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük
-
Çıkış’ı, Çöküş’tedir. Türkiye’de, 1919 yılına kadar bir Yunus Emre yoktu, vardı, önemsenmezdi, benzerleri çoktu, pek çok köylü sufı’den birisiydi 1919 yılında, Yunus’u çıkaran ve lanse eden, Köprülüzade Fuad oldu. Osmanlı mutlak olarak çökmüştü, umut yoktu ve gelecek bilinmiyordu, din bile fazlaydı ve sadece ağlamak ve bir bilinmez ile birlikte yanmak vardı. Çöküş’te, akla, mantığa ve…
-
Bizim “gıda” dediğimize, Farisidir ve çok eskiden ise “gaza” diyorlardı ve Türkmen halkımızda hâlâ, “biz o gazayı yaptık” sözü var, çocukluğumda işitir ve bir türlü anlamazdım, “daha önce yemek yedik”, anlamındadır. “Baya” yerine de, denetlemedim ve eğer doğru yazılmışsa, “baza” görüyoruz, On üçüncü yüzyıl dilidir, “mevla”, mulla veya Kürdi “mele” ile aynı sözcüktür, “üstad” diyebiliriz,…
-
Tanzimat Dönemi’ne kadar, Türk erkekleri, kadını sevmeyi ve kadına âşık olmayı bilmiyorlardı, zengin güçlülerin hepsinin bir “oğlan” sevgilisi vardı. Oğlanlara “divan” yazarlardı; kadın ise, sevmek için değil çocuk doğurmak içindir, anlayış buydu; değişimi, Mısırlı prenseslerle başladı. Sf. 114 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.
-
Urquart da, Türklerin Avrupa’ya ilk kez 1595 yılında bayrak kaptırdığını kaydediyor ve bu kayıtla, Türk bayrağı hakkında da, Avrupa’dan malumat edinme imkânına kavuşuyoruz. O tarihte Türk bayrağının yeşil’den kırmızıya değiştirildiği ve ay-yıldızın bulunduğu Urguart’ın haberinde yer alıyor. Bu vesile ile ay-yıldızın, Bizans sembolleri olduğu ve pek çok kurum misli, burada “timar” da diyebiliyorum, Doğu Roma’dan…
-
İkincisi, bir an için, Marş’ı Akif’in yazmadığını ve bir “heyet” çalışması sonucu ortaya çıktığını düşünebiliriz, “heyet” Ankara’dadır ve çoğu İstanbul’dan gelmişlerdi, Sf. 100 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.
-
Üç, 14 Şubat 1921 tarihinde, Merkez Ordusu çerçevesinde tertiplenen Altıncı Süvari Alayı, Ümraniye’ye sevk edildi. Mart Ayı bidayetinde (başlangıcında), isyancı şefler, Kürt köylerinde “hükümet Ermeniler gibi bizi de kırmak istiyor” propagandasını yapmaya başladılar. 5 Mart 1921 tarihinde, Alişan Bey, “İstanbul Hükümeti, Kürtlere beylik veriyor ve Ankara itiraz ediyor”, bildirileri dağıtıyordu. Ve 6 Mart 1921 tarihinde…
-
Bir parantez açarak, burada bir soru formüle etmek gereğini duyuyorum, 1920 – 1921 yılında, çok zengin Elen yurttaşlarımız, nerede bulunuyorlardı, soru budur. Cevabı ise çok basittir; Selanik’ten gelen Sabetayistlerimizin en çok yerleştirildikleri yerlerde yaşıyordu. Bunun anlamı şudur; çok zengin Elenler topraklarından söküldüler ve mülklerine, Selanik’ten getirilen Sabetayistler yerleştirildiler. Bu yerler, benim tespitlerime göre, Antalya, Kayseri…
-
Çok zengindiler; tarih mesleği, maddi işaretlere bakmak zorundadır. Trabzon’da Büyük Kurtarıcıya tahsis edilen ve şu anda müze olan çok katlı büyük bina ve içinde muhafaza edilen möbleler, bir tür arkeolojik kalıntıdır, çok büyük bir zenginliğe işaret ediyor, Pontus’Iu bir armatöre ait olduğunu artık biliyoruz. Bundan yüz sene öncesi için büyük bir zenginliktir, Trabzon da “dünyanın…
-
Pontus Elenleri gerçekten isyan ettiler mi; Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı’nın yazımından bir isyan sonucunu çıkaramıyoruz. Pontus Elenleri’nin son derece zengin ve Trabzon’dan güneye doğru yayılan bölgede ticaretle uğraşan kültürlü bir topluluk olduklarını bilebiliyoruz; yalnız hiçbir yerde çoğunlukta değillerdi ve Venizelos’un, en çok sayıldıkları Trabzon’u bile Ermenilere bırakması bunu göstermektedir. Pontusçuların modeli ise İsviçre’den alınma idi,…
-
Fevziye Tansel, saylav Hasan Basri için “Basri Çantay, Akif’in, İstiklal Harbi sırasında en yakın dostlarındandı” yollu yazıyor ve Hasan Basri’nin, Akif’i, bir marş yazmaya ikna İçin, seçileceğine dair teminat verdiğini, Hasan Basri’den öğreniyoruz. Sf. 49 Peki, gerçekten kabul ediliyor mu; kabul edildiği kayıt altındadır, mazbatada mevcuttur. Yalnız, bu kaydın bir önemi olduğunu sanmıyorum, olsaydı, Kazım…
-
Biz Arabi’yi, esas olarak, İran’dan aldık. Arabi bilgimiz dahi ikinci eldir; “ne Arab’ın yüzü ne Şam’ın şekeri” sözümüzün aslı da, “ne didar-ı Arap ne şir-i şotur” olup, ne deve sütü ne Arap’ın yüzü, demektir. Deve sütü, ol tarihte şimdiki viagra değerindeydi ve çok pahalıydı; zenginler Arap ellerinden ithal ediyorlardı. İrani’ler, dillerini yok ettiklerini ve uygarlıklarını…
-
“Ağyarına mani ve efradına cami” (1) Sf. 29 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2015); Osmanlı Medeni Kanunu Mecelle’nin kuralı, bir incelemede; konu ile ilgili olarak alakasızları ayırıp, konuyla ilgili olanlarını toplamak, demek.
-
Bir “Karay” olan Ahmet Davutoğlu’nun eşinin adı da Sara’dır, İsak ya da Yisak’tır ve Türkçe karşılığı “Gül” olup, “güler”, hande, “gülüş” ve “gülen” türevleridirler. Demek ki “gül” ve “gülen” köken olarak birbirine yakın duruyorlar. Sf. 23 Karaim’in kurucusu Anan Bin Davud idi, Anan, “Bulut” demektir, “Bin Davud” ise “Davudoğlu” olmaktadır. Ahmet Davutoğlu’nun bir “ Karay”…
-
Bu üç ihanetten birisidir; a, Kemalistlerin Kemalizm’e, b, Müslümanların İslam’a ve c, meslek ve kariyer sahiplerinin kabiliyet ve birikime ihanetleri iç içedir. Belki üçüncüsü en grotesk olandır; imam-hatip okulları öğrenme kabiliyetini ve zamanla tüm kabiliyetleri yok etme yoludur, bunu görmek zorundayız. Şimdi, tüm birikimsizler ve kabiliyetsizler, tüm birikimleri ve kabiliyetleri kovuyorlar ve yerini alıyorlar. Hiçbir…
-
Bir kitap yazdım. İstiklal Marşı’nın Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmadığını çıkardım. Mehmet Ragif, asıl adı “Ragif” idi, hiçbir yerde bu Marş’ı yazdığını söylememiştir. Yaşadığı sürece şiirleri arasına almadığını da biliyoruz. Ersoy, Marş’ta, sadece bir paravandır, o kadar öyle ki nerede ise 1949 tarihine kadar bir şair ve bir marş yazarı sayılmadı, 1936 yılında, cenazesine, bir…
-
Kürtlerde sadakat yoktur ve sadakati olmayanın millet olması zordur. Bu gün daha az sadık olduklarını acı ile görüyoruz. Uzaklaşıyorlar. Tamahkârdılar ve Türklere mahkûmdular. El koydukları mülkleri (1) savunmak zorundalar ve Türklere muhtaç oldular. İhtiyaç, ittifakın anasıdır. Sf. 10 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’I…