Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Demokrasi

  • 18 Kasım 1920 tarihinde 99. İçtima 1. Celse, İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Bey (Menteşe Mebusu Dr. Tevfik Rüştü Bey Moskova’ya sefir yaveri olarak görevli gidecek. Meclisten izin almadan hükümet gönderiyor.) Sf.406 Teşkilâtı Esasiye Kanunu (Anayasa) Görüşmeleri: (Halkçılık Programı adı altında Hükümetin Özel Encümene gönderdiği bu tasarı görüşülüyor. İsmail Suphi Soysallı bu tarihi bir gündür…

  • 3 Temmuz 1920 tarihinde 26. İçtima 1. Celse Lazistan Mebusu Osman Nuri Bey’ Düzce isyanı hakkında bir takrir (soru önergesi) veriyor: Osman Nuri Bey (Lazistan); “1-Düzce’de zuhura gelen (açığa çıkan) hadisei irtica (gericilik olayı) filhakika (gerçekte) Ferit Paşa Hükümetinin Anadolu’yu parçalamak üzere .. yaptıkları teşvikat (teşvikler) neticesi meydana gelmiştir. Fakat umumiyetle (genellikle) halkı bu derece…

  • … benim gibi bir köylü parçası asla böyle bir gelişme imkânını bulamazdı. Ama böyle bir haksızlığın, büyük bir düzensizliğin olması beni olağanüstü kıldı. Bir adalet insanı güçlü kılar, bir de zulüm insanı güçlü kılar.  Bir eşitlik güçlü kılar, bir de eşitsizlik; bir zorbalık güçlü kılar bir de yiğitlik. Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah…

  • … her türlü çözüme varız. Ben burada bunu sizlere taahhüt ediyorum; zor seçeneğini kaldırın, kesinlikle mevcut sınırlar dâhilinde, halkların demokratik tercihlerine göre nasıl istiyorlarsa düzenlemeyi öyle yaparlar.   İlişkilerin yeniden düzenlenmesinin nasıl büyük bir zenginlik sağlayacağını, demokrasinin halkları nasıl yücelteceğini, Kürt halkının kendi kültürünü geliştirmesinin Türkiye’ye ne kadar büyük bir yaşam zenginliği olacağını, insanların karşılıklı olarak…

  • Demokrasiye yönelen tehlike politik ayrılıkçılık değildir. Kırgınlık ve açgözlülükle beslenen hırstır ve açgözlülükte bir nedenden çok bir sonuçtur, bir korku duygusunun sonucudur.  Bu korku gerçekte mali güvensizlik korkusu değildir. Kişisel yetersizlik korkusudur.    Açgözlülüğün babası, kendini beğenmişliktir. Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrat yılgın ve yılışık insan türüdür.  Ancak “Devrimci”  demokratın kıymeti harbiyesi vardır. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 280) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lenin, “Demokrasi bir devlet biçimidir, hâlbuki biz Marksistler devletin her türüne karşıyız. Devlet, sınıflar var olduğu sürece duruyor ve demokrasi hep sınıfların varlığında ortaya çıkıyor.”  Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 292) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir; Misakı Milli Türkiye’de bitmiştir.   İki; Demokrasi bitmiştir. % 26 ile hükûmet kurma hesaplarının yapıldığı bir Türkiye’de, milletvekillerinin nerede ise tombala kurallarıyla belli olduğu bir ülkede, demokrasiden bahsedilemez.   Üç; CHP bitmiştir. Bir acizler topluluğudur.    Dört; Partiler bitmiştir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekelli düzende sokaktaki insanın kültürü reklam kültürüdür; dili, reklamcının basit düşünmeye mahkûm eden dili oluyor.   Hobson, emperyalizm ile halk yönetiminin ortak hiçbir yanı olmadığını ileri sürüyor. Bu saptama 1902 tarihlidir ve her geçen zaman Hobson’u doğruluyor. Tekelli ve emperyalist düzene geçen her ülke halk yönetimini bir kenara atıyor. Başkanlık sistemi, bürokratik yönetime en uygun sistemdir.…

  • Bir tez yazıyorum; Tekelli düzen, çelişkileri algılayan aklı siliyor.  Bir tez daha yazıyorum; Tekelli düzen insansızlaştırma sürecidir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • … Devleti şişler demeti olarak anlatmaya çalıştım. Her zor bir vektör yada şiştir. .. Diktatörlük şişlerin hepsinin yönünü birleştirerek kalın bir şiş oluşturmaktır. Demokrasi şişlerin yönlerinin birbirinin şiddetini azaltacak biçimde birbirleriyle çeliştikleri bir durumdur. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24.10.1921’de Matbuat ve İstihbarat Müdürü Umumisi Muhittin Bey’in bana Tiflis’ten gönderdiği mektup; “..Son defa Ankara’da Matbuat ve İstihbarat Müdürü, ondan evvel Mebus, Vatan’ın Başmuharriri idim, şimdi ise bir serseri!  …Ankara’nın havası ile bir türlü imtizaç edememiş (uyum sağlayamamış), .. çünki bugünkü Ankara, ..asap ve ahlaki çürümeye mahsus bir cehennem halini almıştır.    .. memleketin bu…

  • 1 Kasım 1930 BMM’nin açılış konuşmasında; “…yeni seçimlere gireceğiz, gelecek seçimlerde vatandaş oyunun güven ve samimiyetle ortaya çıkmasını temin için kanuni ve idari tedbirlerin geliştirilmesi ve partilerin bizzat ittihaz edecekleri salim ve isabetli hareketleri göstermiş olacaktır.”   Gazi Paşa özellikle yeni yapılacak seçimlerde, partilerin durumları hakkında düşündüğü bir formülü şu şekilde ifade ediyor; “-Bir blok yapmak,…

  • İsmet Paşa’nın ilk işi alelacele hazırlattığı Takriri Sükûn Kanunu’nu (susturma kararları kanunu) BMM’ne vermek oldu. Bu kanun üç maddeden ibaretti. Kanunun amacını belirten birinci madde şöyleydi; “-Gericiliğe ve isyana ve memleketin sosyal düzenini, huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini bozmaya sebep bütün örgüt, tahrikçi, teşvik eden, teşebbüsat (yeltenen) ve yayını, hükümet, Cumhurbaşkanının onayı ile…

  • (1) .. Bu sırada Kozan Mebusu Ali Saip Bey .. Basına gem vurulmasını sağlayacak bir yasa tasarısını teklif etti.  Hüseyin Cahit’in Tanin’deki tepkisi; “-Şu sırada kamuoyu, iki partinin programını inceleme ve karşılaştırmak ile meşgul olduğu bir zamanda, Halk Partisi tarafından böyle hürriyetperverlikle değil, sıradan bir muhafazakârlıkla bile açıklanamayan gerici ve baskıcı bir kanun tasarısının ortaya…

  • (Muhalefetten bunalan CHF, doğal ayrımlara, Türkçülüğe yöneliyor. Türkçülüğün sözcülüğünü de Falih Rıfkı Atay yapıyor. Hüseyin Cahit Yalçın ona cevap veriyor:)   “..yayınların şekline göre tüm CHF’nin kanaati ve mesleği (siyasi anlayışı, ideolojisi) olarak şunları kabule zorlanıyorum. Teşkilatı Esasiye Kanunu (anayasa) Türkiye hudutları dâhilinde yaşayan bütün vatandaşlara Türk demiştir. Fakat bu zahiri (görünür) bir şeydir. Gayri…

  • “… Halk Fırkası ile Fırkamız programları arasında bir fark yoktur, kişisel ihtiraslarımıza tabi bulunduğumuz iddiasındalar.  Hâlbuki Halk Partisinin yazılmış bir programı bile yoktur. Onlar “Bizim programımız icraatımızdır, biz yazmayız, yaparız.” diyorlar. Dokuzuncu maddede, devlet görevlerini en az düzeye indireceğimizi söylüyoruz. Yani halka geniş ölçüde girişim imkânları bırakıyoruz. Memlekette adaletin istikrarı için hâkimlerin azledilemez olması gerekir.…

  • “Türkiye Devleti, halkın hâkimiyetine dayalı bir cumhuriyettir. Hürriyetperverlik yani liberalizm, halkın hâkimiyeti yani demokrasi, partinin esas mesleğidir (Siyasetidir, ideolojisidir). Teşkilatı Esasiye Kanunu (anayasa) milletten açık vekâlet almadıkça tadil edilemez (değiştirilemez).  Parti, fikir ve dini inançlara saygılıdır.   İç siyasette, devletin denetimi baki (daimi) kalmak şartıyla, idari âdemi merkeziyet esası (yerinden yönetim esası) desteklenecektir. İşçilerin yönetime katılmasına…

  • (Aydın Mebusu Esat Hoca’nın İmar İskân Bakanlığını ilgilendiren bir soru önergesi, bir anda bütün hükûmet icraatını tenkide dönüyor. 5 Kasım’da İsmet konuşuyor ama ortalığı yatıştıramıyor. 6 Kasım 1924’te Dâhiliye Vekili ve aynı zamanda İmar ve İskân Bakanı Vekili olan, Recep Peker Meclis kürsüsünde köpürüyor;)  “-Bir takım muğlak (net olmayan, fulü) şeyler varmış gibi gösterilmek hıyanettir.”…

  • “-…günahı ve kusuru pek çok, basit bir vatandaşım. Yüce heyetiniz nasıl bir partinin intikam aleti değilse, … şefkat mahkemesi de olmasın. Sizden merhamet ve hoşgörü istemiyorum. Sadece adalet istiyorum.” “Çünkü bu, hem benim namusumu kurtarmaya yeter hem de memleketimin.”       “Hiçbir davada, kişisel selamet (esenlik, kurtuluş) ile vatanın şerefini koruma düşüncesi bu kadar kuvvetle…