Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Dersim

  • Peki, ama beyinlerimizi bunu önlemek üzere de programlayabilir miyiz? Olası bir çözümü, 1960’larda yapılan bir deneyde arayabiliriz. Deneyin gerçekleştirildiği yer ise bir bilim laboratuvarı değil, okuldur. Yıl 1968, gün de insan hakları lideri Martin Luther King’in suikasta kurban gidişinin ertesi günüydü. Iowa’daki küçük bir kasabada öğretmenlik yapan Jane Elliott, sınıfına önyargının nasıl bir şey olduğunu…

  • Bu savaş da bütün diğerleri gibi, etkili bir nöral manipülasyon yönteminden güç almıştı. Uygulaması yüzyıllardır yapılan bu yöntemin adı “propagandaydı. Yugoslavya İç Savaşı sırasında ana haber ağını oluşturan Sırbistan Radyo Televizyon kuruluşu Sırp hükümetince denetleniyor ve çarpıtılmış haberleri gerçekmiş gibi veriyordu. Bosna Müslümanları ve Hırvatlarca Sırplara karşı düzenlenen etnik gerekçeli saldırıları konu alan uydurma raporlar,…

  • Harris’in ifadesiyle, evsiz bir insanı bir yoldaş gibi algılayan sistemleri kapatan bir kişi, ona yardım etmemenin verdiği olumsuz duygunun baskısından da kurtulmuş olur. Bir başka ifadeyle evsizler, insandışı hale getirilmiş olur: Beyin onları artık bir insandan çok bir nesne gibi görmektedir. Bu durumda, evsizleri ciddiye alma ve onlara bu yönde davranma olasılığının da düşecek olması…

  • Dinin bölücü özelliği konusunda farklı görüşler ileri sürülebilir; ancak bu noktada daha derin bir olgudan söz etmemiz gerekir: Çalışmamızda ateistler bile, “ateist” etiketiyle işaretlenmiş eldeki acıya daha fazla, diğer etiketlere daha az empati tepkisi vermişlerdi. Buna göre elde ettiğimiz sonuç temelde dinle değil, katılımcıların hangi takımda yer aldığıyla ilgiliydi. Böylece insanların, bir dış grubun üyelerine…

  • Hüseyin Kaya o anları şöyle anlattı: “Ama birden silah sesleriyle irkilmeye başladık, kaçışmalar başladı, mermiler o kadar şiddetliydi ki çocukları havada uçuruyordu ve benim o anda Allah inancım kayboldu diyebilirim. Allah varsa bu vahşet karşısında kendisini göstermesi gerekiyordu diye düşündüm ve uzun bir süre o inançla yaşadım.” Sf. 281 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci…

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor; “Giderken at arabasında, bir su gördüm ben. Göl gibi… Nasılsa çocuğum ya, suyu görünce babama, “baba” dedim. Ermenice ama “Ne büyük bir deniz!” dedim. Arabacı anladı onu. “Bir daha böyle konuşma!” dedi. “Bu dili” dedi. “Dilini keserler.” O günden sonra… Bak yazacaksın… O günden sonra Ermeniceyi unuttuk biz. Ya!”  Sf.…

  • Ermenilerle Aleviler arasında kız alıp verme yoktu… Hiç duymadım. Yani o anda yoktu. 38 öncesi de yoktu yani demek istiyorum. Kız almak vermek öyle pek yoktu. Kirvelik vardı. Birkaç aile babamla kirve olmuşlardı, kirvelik yapmışlar. Sf. 255 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf.…

  • Varmış eskiden. Çok varmış köyde, o Zımek’te on iki tane kilise pagı var. Pag bilirsin nedir? Pag yıkılmış, viran olmuş bina, yıkıntı demek. Sf. 254 Kilisenin yanı sıra bir de Vank vardı. Ama o daha yukardaydı. Yani manastır varmış orada da. Vank demek manastır demek Ermenice’de. Diğeri normal kilise. Sf. 255 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli…

  • Ermeni kökenli bir kadının Alevilere has bu terimleri içtenlikle ve inanarak kullanması çok ilginç ve dikkat çekici. Başka bir ilginç ve dikkat çekici nokta ise Kırmançi’yi çok iyi konuşması. Kendi dilini biliyor mu, ne kadar bildiği konusunda ise bilgi sahibi değiliz. Gerek 1915 ve gerekse 1938 katliamlarında insanlar yakalandıkları yerde katledilmiyor. Toplanıyor ve belirli yerlerde…

  • Bunlar etnik bakımdan Ermeni kimliğini sahiplenmekle birlikte inanç kimliği olarak Alevi-Kızılbaş kimliğini benimsediklerini söylemektedirler. Sf. 166 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • M. Kirmitçiyan anlatıyor; “Sana söz veriyorum, memleketteki mülklerimizi satalım, tüm ayrıntılarıyla konuşacağım. Bırak konuşmayı, haykıracağım. Sen de yayınla, dünya duysun. Korkuyoruz, korkuyorum. Bak, Paris’te bile evin kapısına gerçek adımı yazmadım, biliyor musun? Korkudan, insan kaçacak yer arıyor…” Sf. 147 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016…

  • Hangi türküleri söylerdi? “Şafak söktü yine Sunam uyanmaz”, “Dağ başında sarılı çiçek”, “Şu tepe pullu tepe.” Sonra “Anam olasın Ömer” onu çok söylerdi. “Fırat kenarında aspav yıkarlar, yıkıp gül dalına sererler.” Onu çok söylerdi ama sesi çok müthiş güzeldi. Sf. 113 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım,…

  • Kadriye Aydın Hışman, Zıverta Zartar Kiremitçiyan’ın Kızı; “Genelde büyüklerimiz Tunceli geleneğine göre iki şekilde bir bayana hitap ederler. Ya eşinin adıyla ya da baba işte falanın kızı aile büyüklerimiz amcamlar falan “Agop’un kızı” diye hitap ederlerdi” Sf. 111 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 –…

  • Kadriye Aydın Hışman, Zıverta Zartar Kiremitçiyan’ın Kızı; “Bütün Tunceli annemin Ermeni olduğunu biliyordu. Annem Ermeni ve Alevi dinini birlikte götürüyordu. İki dine de saygısı vardı ve biz de saygı duyarız.” Sf. 109 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir başka örnek: “Sarkis Minasyan 1926-27 İsyanında (1926 Koçan Aşireti Tedibi -y.n.) Dersimli Kürtlerle işbirliği yaptığı ve onlara cephane sağladığı iddiasıyla Akarak’tan alınıp Çemişgezek’e götürülür, işkenceden geçirilir ve tutuklanır. 1929 sonu ya da 1930 başlarında Çemişgezek Polis Müdürü, Sarkis’i çağırır ve şöyle der: ‘Sarkis Ağa, Mustafa Kemal Paşa’dan emir gelmiş ki, Fırat ve Murat nehirleri…

  • 38 Tertelesi’nde sağ kalan bir tanığın şu anlatımı son derece çarpıcıdır: “Köyümüzde yaklaşık, on hane Ermeni komşumuz vardı. Bizi toplayıp katletmeye götürdüklerinde onları bizden ayırıp bir dereye götürdüler. Büyüklerimiz onları neden ayırdıklarını sordular. Yüzbaşı ‘Gâvur kanı Müslüman kanına karışmasın’ dedi. Sonra onları da, bizi de kırdılar ” Sf. 17 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci…

  • 1924 Anayasasıyla yasal çerçeveyi, 1925 Şark Islahat Planı’yla ise siyasal ve toplumsal amaçlarını belirlediler. Başbakan İsmet İnönü, bunu şöyle formüle etmiştir: “Vatan toprağı üzerinde yaşayan herkesi Türk ve Türkçü yapacağız. Türk ve Türkçülüğü kabul etmeyenleri sistemli biçimde kesip atacağız.” Sf. 16 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım,…

  • Kılıçdaroğlu’nun Alevilikle bir ilişkisi yoktur ve bir Karay’dır. Davutoğlu ve Çiçek de Karay’dırlar; Yeni Cami inşaatı başlayınca, seçilen yere “Karaköy” dediler. “Karay” ya da “Karaim” Tarikatı’nın ya da dininin kurucusu, Annan bin Davut idi ve İbrani bir sözcük olan “annan”, Türkçe “bulut” anlamındadır ve bunlarda çoktur. Karabulut Kemal’in asıl soyadı bu idi, ailesinde yabancı isimler…

  • Baran: (Ermenice baran, ip) Dizi, sıra, sıra halindeki asmalar (yere çekilen bir ip hiza alınarak dikim yapıldığı için bu adla anılır) Sf. 291 Baclimac: (Yazarın anlatımına göre, hamur, yağ ve yumurtayla yapılan bir yiyecek) Şekerli ekmek. Hamur açılıp yağda kızartılır, üzerine şeker ekilip veya bala bandırılıp yenir, [bazlımaç: Mısır, arpa, darı ve buğday unlarından yapılan…

  • Sütü, yoğurdu, tereyağını tüketmesek de, ayranı içerdik. İçine ekmek doğrar, etrafına oturur yerdik. Biterse, tekrar doldurur, tekrar kaşıklardık doyana kadar. Ayrandan çorba pişirirdik, çortan ve tarhana yapardık. Sf. 201 Çayımız yoktu, kimse çay içmezdi, bilmezdi bile yiyecek şekeri de, İstanbul’dan memlekete dönenler okkalık, iki üç okkalık yuvarlak tahta kutularda, ağızda hemen eriyen cinsten, Türkçe “peynir…