Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın
-
Bu cemiyetin (İTC) önde gelen idarecileri ve kurucuları arasında Yahudiler ile Cavid Bey, Talat Bey gibi dönmeler de yer alıyordu. Sf. 79 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.
-
O tarihte ittihatçılara katılan bir isim daha vardı: Türkiye’nin ileri yıllarda “Said-i Nursi” olarak tanıyacağı Said-i Kürdi! Manyasizade Refik Efendi aracılığıyla İttihatçılarla tanışmıştı. Kıyafeti hayli ilginçti ve herkesin dikkatini çekiyordu; kaplan postuna benzeyen bir kürkü, başında Buhara kalpağı, göğsünden beline doğru inen gümüş savatlı kemerde süslü bir Diyarbakır kaması vardı. Sf. 89 Alıntı; Efendi (Beyaz…
-
Bunların en ünlüsü, 1873’te Vali Mithat Paşa zamanında, Şemsi Efendi (Şimon Zvi) tarafından açılan Fevziye Mektebi’ydi. Sf. 59 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.
-
Selanik ve İzmir’de “efendi” sıfatını kullananların büyük çoğunluğunun Sabetayist olduğunu Selanik doğumlu yazar Münevver Ayaşlı da Dersaadet adlı kitabında böyle belirtiyor. Sf. 56, 57 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 56, 57) kitabından birebir alınmıştır.
-
“On yedinci budur ki, onlarla (Müslümanlarla) nikâh akdedilmemesi lazımdır.” Sf. 44 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kapanî İbranicede İzmir’im demektir. Sf. 42 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Yakubîler”, “Karakaş” ve “Kapancı” adlı bu üç Sabetayist gurubun toplumsal ve ekonomik konumları birbirlerinden farklıydı, Yakubileri, Selanik’teki üst sınıf Osmanlı memurları oluşturuyordu. En kalabalık grup olan Kapancılar, çoğunlukla İzmir’de oturuyorlardı; üst ve orta sınıfı oluşturan tüccarlardı. Muhafazakâr olmalarıyla bilinen Karakaşlar ise, zanaatkâr, esnaf ve işçilerden oluşuyordu, örneğin berberler, kasaplar, kunduracılar ve hamallar bu gruba dâhildi.…
-
Tartışmalar sürerken, Osman Baha’nın ölümü grupta ayrılığı kesinleştirdi. Çünkü İbrahim Ağa, “Mesih ölmez, bedeni çürür görüşünü ileri sürerek, mezarın açılmasını istedi. Mezar açılıp ve İbrahim Ağa başkanlığındaki grup Karakaşlardan koptu. Çoğunluğu İzmirli olan ve başım İbrahim Ağa’nın çektiği gruba “Kapancı” (Kapaniler) denildi. Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı…
-
Sabetay Sevi öldükten sonra Sabetaycılığın merkezi durumuna gelen kent Selanik’ti. Sabetay Sevi’nin son eşi Ayşe, Selanikliydi. Ayşe, kardeşi Yakov Kerido’nun (Abdullah Yakub), ölen eşinin ruhunu taşıdığını öne sürdü. Sabetay Sevi (Maşiah) ile cemaat arasındaki bağlantıyı ancak Yakov Kerido’nun sürdüreceğini söyledi. Böylece Kerido’ya inanan taraftarlar oluşmaya başladı. Yakov Kerido, yani Müslüman adıyla Abdullah Yakub, İslam’ın emirlerini…
-
Sabetay Sevi ve yandaşlarına, dinlerinden döndükleri için, “avdeti” (dönme) denilmeye başlandı. Sf. 39 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.
-
İzmirlilerin “Kara Menteş” dedikleri Haham Mordahay Sevi’nin ailesi, kentteki Yahudilerin büyük çoğunluğu gibi, 1492 tarihinde İspanya’dan kovulmuştu. Sevi ailesi önce Mora’ya sonra İzmir’e yerleşti. “Kara Menteş” in oğlu, Sabetay Sevi, 7 Temmuz 1626 tarihinde İzmir’in Agora semtinde doğdu. Sf. 37 (Dip Not; Sinagoglar da dahil olmak üzere tarihi eserlere yeniden hayat vermek için TÜSİAD Başkanı…
-
Bir gün, Kâmil Paşa, Kıbrıs’a giderken, Eşref’ten ne hediye istediğini soruyor. Eşref, “Kıbrıs’ın eşekleri meşhurdur, bir eşek getirirseniz makbule geçer Paşa’m” diyor. Bir ay sonra Kâmil Paşa, Kıbrıs’tan dönüyor. Valiyi rıhtımda karşılayanlar arasında Eşref de vardır. Kâmil Paşa vapurdan iner ve karşısında Eşrefi görünce, elini dizine vurarak Tüh! Sen benden eşek istemiştin. Unuttum. Şimdi, seni…
-
O dönemde İzmir’in başında sadece tifo gibi salgın hastalıklar belası yoktu. Şehrin etrafını sarmış çeteler de İzmir halkını canından bezdirmişti. Bugün olduğu gibi dün de çeteler sırtını belli güçlere dayamışlardı. Örneğin İzmirli Whittall ailesi Çakırcalı Mehmed Efe’nin en büyük destekçisiydi! Whittalller, Çakırcalı’ya silah ve cephane yardımında bulunuyordu. Bu kuşkusuz karşılıklı bir çıkar ilişkisiydi. Lojistik desteğin…
-
1895 yılının Kasım ayında İzmir Valiliğine bir kez daha eski bir sadrazam atandı: Kıbrıslı Kâmil Paşa! İngiliz çevrelerine yakınlığıyla tanınan Kıbrıslı Kâmil Paşa İzmir’e gelir gelmez başta Whittalller ve Forbesler olmak üzere İngiliz Levanten aileleriyle çok yakın ilişki içine girdi. Bu yakın münasebetler o kadar arttı ki, kentte; “Şehre korku salan Çakırcalı Mehmed Efe’nin eylemlerine…
-
O karışık günlerde Evliyazâde Mehmed Efendi İzmirli bazı tüccar arkadaşlarıyla birlikte Mekke’ye gitti, “hacı” oldu. Giderken limanda nasıl ilahilerle uğurlandı ise dönüşlerinde de aynı törenle karşılandılar. Her gidenin yaptığı gibi dostlarına dağıtmak üzere, tespih, poşu, akik yüzük, allı pullu minicik torbalarda Kâbe toprağı, Zemzem suyu, hurma ve hasır yelpazeler getirdi. Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük…
-
Komisyonun adı, Düyunu Umumiye (Genel Borçlar) İdaresi’ydi. 20 Aralık 1881’de yürürlüğe konulan bu sistem, dünya tarihinde bir ilki gerçekleştirecekti: yabancılar, alacaklı oldukları ülkenin başkentinde bir şirket kurarak, devlet adına bir kısım vergi ve gelirleri tahsil edecekti. İdaresinde İngiliz, Fransız, Alman, Avusturya-Macaristan, İtalyan ve Osmanlı alacaklarının temsilcisi bulunan Duyunu Umumiye, Osmanlının sanki ikinci bir maliyesiydi. Zamanla…
-
Rusya savaşını gerekçe gösteren II. Abdülhamid, 13 Aralık 1877’de Sadrazam Midhat Paşa’yı Yıldız Sarayı’na çağırttı ve Meclisi Mebusan’ı süresiz tatil ettiğini bildirdi. Midhat Paşa’nın sadrazamlığı kırk sekiz gün sürmüştü… Sf. 27 II. Abdülhamid, her fırsatta “babası gibi sevdiğini” söylediği Midhat Paşa’yı İzzeddin adındaki vapura bindirerek İtalya’ya sürgüne gönderdi. Bu arada halkın Midhat Paşa’nın sürgüne gönderilmesini…
-
“Midhat Paşa Rusçuklu Hacı Hafız Mehmed Eşref Efendi’nin oğlu olarak bilinmektedir. On yaşında Kuranı Kerim’i ezberlediği söylenen Midhat Paşa’nın Yahudi bir aileden geldiği iddia edilmektedir. 1889 yılında yayımlanmış olan Edvaro Drumont’un La France Juwe adlı kitabının birinci cildinin 113. sayfasında Yahudilikten geldiği ileri sürülmektedir. Bu kitapta Midhat Paşa’nın annesinin Macaristanlı bir hanım olduğu yazılmaktadır.” (Hikmet…
-
Yavuz Sultan Selim’den beri Saray’a Türk kadınları sokulmazdı. Padişah ve şehzadeler, çoğu Slav olmak üzere yabancı kan taşıyan devşirme kadınlardan dünyaya gelmişlerdi. Ancak zamanla bu “ganimet” ve istila yolları kapanınca sarayın kapıları bu sefer de Çerkez ve Gürcü cariyelere açıldı. Sf. 26 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı…
-
Rus yanlısı olduğu için “Nedimof” diye anılan Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın 6 Ekim 1875 tarihinde yaptığı bir açıklama Avrupa’yı ayağa kaldırdı. “Tenzili faiz kararı” ile Osmanlı hükümeti, beş yıl süreyle faiz borçlarının ancak yarısını ödeyeceğini, ödeyemeyeceği faizlere karşılık ise yüzde 5 faizli tahviller vereceğini açıkladı. Mali iflastan iki ay sonra, 2 Mayıs 1876’da Bulgarlar, üç…