Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Eğitim, Üniversite

  • Robert Komer … Yıllar sonra, Amerika Birleşik Devletleri’nde CIA’nin yan kuruluşu Rand Corporation’da bir odada, Cumhuriyet’ten Ufuk Güldemir’e, başarısızlığını kabul ediyor. Ufuk’a şunları söylüyor: “ODTÜ olayı bence, siyaset bilimi açısından yeni bir gelişmenin göstergesiydi. Amerika’nın, meselenin siyasi boyutunu göremeyip, başarısızlığa uğramasının göstergesi. Biz o yıllarda, müfredatını teknik alanlara oturtmak suretiyle ODTÜ öğrencilerini politika dışı tutabileceğimizi…

  • “1927 nüfus sayımı sonuçları; 4 milyondan fazla insan tarımsal işlerle uğraşıyor, fakat sadece 300 bini her türden sanayi işletmelerinde ve takriben 257 bin kişi ticarette çalışıyordu. Yedi yaşından büyük nüfus 10.483.529 idi ancak bunun yalnızca % 10’u okuma yazma biliyordu.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 77, 78)…

  • Tecdidi Kanuni Tımar ve Zeamet (Yeni Tımar ve Zeamet Kanunu) adıyla düzenlenen bir yasayla, tımar ve zeamet sahibi olduğu halde, savaşlara katılmamış olan kişilerin, tımar hakları geri alınarak, bunlar merkez ve sancaklarda görevlerini tam olarak yapan kimselere verildi. (28.02.1793) Daha sonra Mühendishane-i Berri Hümayun (Devlet Kara Mühendisliği Okulu) açıldı…. Tıp okulu açıldı. Avrupa’dan öğretmenler getirtildi.…

  • “Köy Enstitüleri Türk aydınının kaynağını genişletti ve sayısını arttırdı. Köy Enstitüleri Türk aydınının derinliğini azalttı. Köy Enstitülerinin temeli olan eğitmen kurslarına 1936 yılında başlandı. Aynı yıl İş Yasa’sı çıkartıldı. Grev ve sendikal haklar askıya alındı. Ceza Kanununa 141 ve 142 maddeler geldi.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985…

  • “Prens, özel teşebbüs ile önce toplumu oluşturacak entitelerin (niteliklerinin) gelişmesini istiyor.   Müslüman ve Müslüman olmayan halklara bir yönetim özerkliği, Adem-i Merkeziyet (Merkezden idare olmaması) verilmesini istiyor.  Bireyci eğitime, bireyci aileye ve yerinden yönetim şekline taraftardır.  …bir noktada Le Play’den ayrılıyor Le Play ve yandaşları çalışmalarını saha çalışmasına yöneltirken, Prens’te bu yoktur.    Sabahattin, 1906 yılında yeni hareketinin…

  • “Ziya, hiçbir zaman ciddi Durkheim’ci olmadı ve sosyolojik sayılabilecek bir çalışma yapmadı.   Yükseköğrenimi olmayan, yalnızca birkaç yıl Baytar Lisesinde okumuş Ziya, … Üniversite’de Profesör oluyor. Öğrenciler bir heyet yapıp Fakülte Müdürü ve Maarif Nazır’ına Ziya’yı şikâyet ettiler. Ziya görevinden alınıp Diyarbakır’a İlköğretim müfettişi oldu.    Ziya, Enver için yazdığı şiirleri Mustafa Kemal için de hemen hemen…

  • “1874 Yılında İstanbul’da on tane kız rüştiyesi var. Toplam 294 öğrencisi var. 8 Şubat 1870 Pazar günü… Maarif Nazırı (Öğretim Bakanı) Saffet Paşa’nın nutku ile Darülfünun (Fenlerin kapısı, Üniversite) açıldı. Müdür Tahsin Efendi Türkçe, Efganlı (Afganistanlı) Cemalettin Efendi Arapça, muallimlerden (öğretmenlerden) Aristokli Efendi Fransızca birer nutuk söylediler.    İstanbul Üniversitesi üç dilde açılış konuşmalarıyla enternasyonal bir…

  • Bayram Kodaman, “Abdülhamit Dönemi Eğitim Sırları” adlı kitabından: “Rüştiyeler 250’den 600’e, İdadiler 5’ten 104’e, Darülmuallimler 4’den 32’ye çıkartılmıştır. Yine 18762da sayıları 200 olan iptidai okullarına 4.000 – 5.000 civarında yenileri eklendiği gibi  …..     taşraya ilk defa orta öğretim müesseseleri ve öğretmen okulları, bu dönemde götürülmüştür. Böylece Tanzimatçıların İstanbul’u hedef alan maarifçiliği terk edilmiştir.” Alıntı: Aydın…

  • “Hamit “Aşiret Mektebi” açtı. Osmanlı toprakları içindeki Arap ve Kürt aşiretlerinin reislerinin çocuklarını burada toplamaya çalıştı. Bunlara gerekli özen gösterildi.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 484) kitabından birebir alınmıştır.  

  • “Tekrarlayabilmek ise, tek kelimeyle, disiplindir. Tekrar, disiplin demektir.    Kışlada acemi ocağına gelen askere, silah tutmak, selam vermek, yürümek ve koşmayı öğretmek de, okula gelen öğrenciye okuma-yazmayı, oynamayı, oturmayı ve kalkmayı öğretmek te aynı kelimeyle, “talim” kelimesiyle anlatılır.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 447) kitabından birebir…

  • “Fatih Kanunnamesindeki Ulema imtiyazları, Köprülü’den; “Bayram merasiminde Padişah onları kabul ederken ayağa kalkar, merasimde Padişah’ın yanında dururlar. Seferlerde Padişahın yanına girebilirler. Günde ekalli (ortalama) 500 akçe tahsisat (ödenek, maaş) alırlar.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 456) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008): Osmanlı’da ulema sınıfı,…

  • “Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dâhil, pek az devlet başkanı Abdülhamit kadar eğitimle ayrıntılı bir biçimde ilgilenmiştir.  Ahmet Hamdi Tanpınar, ‘Yaşadığım Gibi’de şunları yazıyor: “Garptaki teknik ve geleneği ile güzel sanatlar ülkemizde Abdülhamit devrinde, müze müdürü ve kurucusu Hamdi Bey’in himmetiyle başlar. İlk Türk resim ekolü de o yıllarda eserini verir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II…

  • “Tanzimatçılar ,… Darül Fünun’un (Fenlerin Kapısı, Üniversite) nasıl kurulacağını belirlemek üzere, Önce Encümen-i Danış’ı (Danışma Komisyonunu, Akademiyi) kurdular.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı düzeninde Bizans’ta olduğu gibi, ilmiye, mülkiye, seyfiye (Seyf kılıç demek, askerler) kadroları var.  İlmiye sınıfının iki temel ayrıcalığı var; 1-İlmiye sınıfından olanların boynu vurulmaz. Bütün Osmanlı tarihinde ilmiye sınıfından idam edilenler çok azdır. Bunlar da idam edilmeden önce, sınıf değiştirilerek, terfi ederek mülkiye sınıfının elbisesini giyerler. Ancak vezir yapılarak boyunları vurulur. İkinci ayrıcalıkları da,…

  • “Eğer yanlışlar bir nakarat haline gelmişse, doğruların ayrı bir makamdan fakat ısrarla tekrarlanması zorunlu oluyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1- Arpalık ve maişetlerin (Devletin bazı arazileri yararlılığı görülenlere vermesi, maişet ise geçim demek) iltizam (ömür boyu , sürekli mülk kullanma hakkı) ….verilmeyerek,  emanet yoluyla ve belli bir ücret karşılığında ehliyetli ve insaflı naiplere (naip; başkasının yerine, burada devletin yerine bir işi idare eden güvenilir kişi) verilmesi. (1) 2- Anadolu ve Rumeli kadılarından hastalıklı ve…

  • “2 Ağustos 1931 tarihli Milliyet geldi. Feci haber, bu sene Avrupa’ya eğitime öğrenci gönderilmemesine karar verildiğinin Ankara’dan haber alındığını yazıyor. Bu sene İran Avrupa’ya bin öğrenci gönderiyormuş, buna karşılık biz sıfır. Hâlbuki Yalova’ya milyonlar yine sarf ediliyor. Yine milyonlar sarf edilerek Mustafa Kemal’e Çankaya’da bir saray yapılıyor.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur…

  • “19 Mart 1931 tarihli Milliyet’te bir komisyonun daireleri gezip Arap harfleri ile yazılı kıymetli evrakı yaktırdığı yazılı. 2 Nisan 1931’de Milliyet’te çıkan bir istatistiğe göre 1928-1929 yılında bütün okullardaki öğretmen adedi; 18.483 olup13.635’i erkek, bunların 15.750’si ilkokullarda 2.248’i ortaokullarda, 485’i yüksekokullarda imiş. Öğretmen adedi 4 yılda 2.234 adet artmıştır. Bence ehil olanlar %10’u geçmez.” Alıntı:…

  • “Mustafa Kemal “En nihayet bir veya iki sene içinde bütün Türkler yeni harfleri öğrenecektir.” demiş. Dört yıl geçti hala bir milyon kişi öğrenemedi.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1455) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.  

  • “Bundan 60-70 yıl önce İstanbul basınında Latin harfi leh ve aleyhinde tartışmalar olmuştu. On yıl önce de oldu, iki yıl önce de oldu. Bütün düşünürler, üniversite profesörleri ile birlikte Latin harfi aleyhinde oy verdiler. Her yaz bir inkılâp yapıyor. Bu hal bir tür delilerde olur. Mustafa Kemal alkolik, frengilidir. Bunlar böyle şeyler yaparlar. Bir gün…