Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: El Kitabı – Yalçın Küçük

  • Ahlak karşı harekettir ve ahlaklı olmanın tek karşılığı var; “Ahlaklı davrandım” duygusu. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.  

  • Kapitalist üretim biçiminde insan seven bir sermayedar akıllı davranmamış olur. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İrlandalı yazar J. M. SYNGE’ in “Batının Bıçkını” oyunu ile büyük yakınlık hatta benzerlik var. Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” çalıntıdır diyor.) Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 87 ile 91 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer artık dünyanın pek çok yerinde “iyi” roman yazılamıyorsa, bu, tekeller düzeninin, dünyayı insansızlaştırmasından kaynaklanıyor. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük. (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Estetik; insanı yenileyen iki dinamikten birisidir. Diğeri devrimci savaş ya da mücadele oluyor. İkisine de ihtiyacımız var. Sevmek, güzel görmektir. Âşık olmak birlikte güzelleşmektir. Sf. 51 Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Umudu olanların, korkusu olmaz. Korku, aklın durmasıdır. Umut, aklın zorlamasıdır. Korku, tekelli düzenin olmazsa olmazı, sine qua non, koşulu olarak ortaya çıkıyor. Korkak, kendisine güveni olmayandır. Sevişme bir güven işidir. Korkak ve kendine güveni olmayan cinsel iktidarsızdır. Korkaklar, korkanları görmezler. Hainler hainleri tanımazlar. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997…

  • Ortaklaşmaya dayanmayan duygulaşma, hayvanlıktır. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapitalizm, insanı insan yapan insanın iki büyük kaçışını durduruyor; İnsan, Tanrı’dan ve kendisini sevmekten kaçtığı ölçüde insan olabiliyor. Burjuvazinin, iktidarını kurar kurmaz büyük bir tutkuyla sarıldığı dinsellik, insanın kendi ekseninde özgürleşmesine çok büyük bir darbe indiriyor; insan, tekrar Tanrı’nın kölesi ya da kulu oluyor. İnsanın gelişmesi, Tanrıyı içinden çıkarıp yerine aklı koymasıdır. İnsanın gelişmesi; kendisini…

  • Osmanlının oluşumunda olumlu bir faktör; 1340 yılında “Black Death” kara veba salgını Avrupa nüfusunu 1500 yılında ancak 1340 öncesi nüfusuna geldi. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsan” edilgendir. Edilgen “insan” sürüdür. Sürülerde ise aşk yoktur. Sevginin kaynağı ortaklıktır. Sevmek bir başkasını geliştirmektir. İnsanın gelişimi, Tanrı’nın yerine kendisini koyabilmek çizgisindedir. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 40, 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekelli düzende “insan” çok küçük işlerin adamıdır. Küçük işleri yapmak sürekli küçülmektir. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan sevmek “görev”dir. Sevmek cürettir. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sosyalizm, sürekli olarak insanlık alanında düşünmektir. Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • Acaba diyorum, küfür, câhilin tartışma üslûbu mudur? Düşünüyorum, yoksa küfür, en kolay tartışma mıdır?  Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi Kemalist dilciliğin müthiş kolaycılığına gelmek istiyorum; zaman içinde İran üzerinden alınan Farsça ve Arapça sözcüklerin Türkçe telaffuzlarında bu dillerin aslında var olan gırtlaktan çıkartılan veya küçük dilin kapatılmasıyla söylenen seslerin hepsi dilimizden çıkartılmış ayın ve gayın benzeri sesler Türkler için telaffuz edilemez hâle getirilmiştir. Daha da önemlisi bütün dillerde yer alan uzun ve kısa…

  • Bir; Türk dili ve özellikle halk dili Türkmen Türkçesi, çok uzun yıllar Farsça tarafından kolonize edilmişti. Bunun bir uzantısı var; Arapçanın Türkçe üzerine yayılması çok daha sonraki yüzyıllara denk düşüyor ve halka inmeden sadece Osmanlı aydınlarında sınırlı kalıyor. Bunun da bir uzantısı var; Türkçedeki Arapça baskısı esas olarak Farsça üzerinden geliyor. İki; Türkçe Farsçadan kurtulmadan…