Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Emperyalizm

  • “26 Eylül 1919’da İngiliz askerleri Eskişehir’den çekiliyorlar.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1993): Emperyalist İngiltere galip geldiği bir savaştan sonra Türkiye’nin bir bölümünü, hem de orada hiçbir direniş veya zorlama yok iken terk ediyor.

  • “Ekim 1919’da Konya Valisi Cemal Bey, mahkûmları silahlandırıp yabancıların müdahalesini sağlamaya çalışmışsa da, Refet Paşa’nın baskısı ile İstanbul’a kaçmış. .. Konya’da İngiliz ve Fransız temsilcileri Refet Rey’i ziyaret ederek, Milli Harekata karşı tamamen tarafsız olacaklarını teyit eylemişlerdir. (onaylamışlardır)“” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU…

  • “İngiltere’nin Türkiye’deki toplam askeri gücü, bir fırkadır.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007); Bir Fırka yaklaşık 7.500 kişi olmalı.

  • “93 Harbinde (1877) Ruslar Erzurum’a kadar gelince Ermeniler telaşlandılar. Çünkü onlar muhtariyet (bağımsızlık)  istiyorlardı, Rus idaresine girmektense Osmanlıyı daha çok tercih ediyorlardı. Nitekim 17.3.1878 günü Ermeni Patriği Nerses, İstanbul’da İngiliz Sefiri Layard’ı ziyaretinde bunu belirtiyor. Hatta eğer İngilizler bu sorunlarına ilgisiz kalırlarsa Büyükelçiyi taşlayabileceklerini söylüyor. Sefir Layard Patrik’e Ermenistan ile neyin kastedildiğini soruyor. Patrik, Van,…

  • (1) “Mustafa Kemal ile görüşmelerinde, İstanbul ve daha çok İngiliz makamları Ali Fuat Paşa’nın Batı cephesi kumandanlığından ayrılmasını koşul olarak öne sürmüşler. Ancak bu koşulun yerine getirilmesinden sonradır ki Misak-ı Milli (Milli Anlaşma) üzerinde  bir görüşme söz konusu olabileceğini söylüyorlar…. Ethem hemen geri dönüyor ve Ali Fuat Paşa’dan durumu soruyor. Doğru olduğunu anlıyor. Ali Fuat…

  • “Bu sırada vapura İtilaf (yenildiğimiz devletler) subaylarını taşıyan bir motor yanaşmıştı. … Mustafa Kemal yüksek sesle bunların niçin geldiklerini ve ne istediklerini sordu. Heyetin silah ve cephane aramaya geldiğini anlayınca da içi rahatladı. .. Kontrol heyeti bütün gemiyi araştırdıktan sonra Mustafa Kemal’i selamlayarak vapurdan ayrıldı, vapur da kalktı. Vapurda bulunanlar; Müfettişlik Kurmay Başkanı Kâzım (Dirik),…

  • “Budyenni; “Acaba General Hazretleri, Anadolu’da kurulacak hükûmet için nasıl bir rejim düşünüyor?” diyor. Mustafa Kemal; “Belki de Sovyetlerin Şuralar Cumhuriyetine benzer bir hükûmet tarzı.” diyor. Budyenni; “Yani, Bolşevikliğin prensipleri üzerine kurulmuş bir Cumhuriyet, değil mi General’im?” Mustafa Kemal; “Devlet Sosyalizmi dersek daha doğru söylemiş oluruz.” diyor. … Budyenni; “Rusya’nın, bütün ihtiyaçlarınızı tamamlamaya hazır bulunduğunu size…

  • “Mustafa Kemal 7. Ordu’ya iki kez kumandanlık etmişti, Yedinci Orduyu da içine alan Ordular Gurubu Kumandanı Alman Generali Falkenhain’di. General Falkenhain’in kimi yöntem ve davranışları Paşa’nın canını sıkıyordu…. Mustafa Kemal… kendi kendini Ordu Kumandanlığından affetmiş, daha da ileri giderek Kolordu Kumandanlarından Ali Rıza Paşa’yı yerine vekil olarak atamış ve kendi görevine son vermişti. ..Enver Paşa…

  • “31 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes antlaşması ile 1.Dünya Savaşı bitmişti. Ama İngiltere 1. Ordusuna bağlı bir süvari birliği General Kassel yönetiminde Musul’u işgale başlamıştı.” Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.  

  • “Kişi, doğal nesneleri kendi geçimini sağlamak üzere kendi kendine elde ederken kendini, kendisi denetler, oysa o daha sonra başkalarının denetimi altına girer. Tek bir insan, kendi beyninin denetimi altındaki kaslarını harekete getirmeden doğa üzerine etkide bulunamaz. Daha sonra bunlar birbirlerinden ayrılır, bu ayrılma bunlar arasında düşmanca bir karşıtlığın doğacağı noktaya kadar devam eder. Ürün, genel…

  • “Bütün kapitalist üretim sistemi, işçinin iş gücünü mal olarak satmasına dayanır.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ne var ki, makineli üretim, belli bir büyüme ve olgunluk derecesine ulaşır ulaşmaz ve özellikle de kendi teknik temeli olan makinenin kendisi, makine ile üretilmeye başlanır başlanmaz, kömür ve demir üretimi, metal işleme ve ulaştırma işlerinde olduğu gibi, köklü değişikliklere uğratılır uğratılmaz; kısaca, büyük endüstrinin gerekli olduğu genel üretim şartları yaratılır yaratılmaz bu işletme biçimi…

  • “İşçi sınıfı tarafından sağlanan ve kapitalistler sınıfı tarafından karşılığı ödenmeksizin ede edilip sermayeye dönüştürülen emek kitlesi, sermayeye dönüştürülmesi ancak karşılığı ödenen emeğe olağanüstü bir ilavede bulunulması ile mümkün olabilecek bir hız ile artıyorsa, bu durumda, ücret yükselir ve diğer her şey aynı kalmak şartı ile karşılığı ödenmeyen emek kitlesi göreceli olarak azalır. Ancak ne var…

  • “Stalin tarafından öldürtülen Özbekistan-Sovyet Cumhuriyet’i Ziraat Bankası Başkanı Hıdır Aliyev 1930 yılında bir gerçeği ifade ediyor; “Özbekistan’ın pamukçuluk ziraatı geliştikçe, Moskova’ya bağlılığı o oranda artıyor. Ve Özbekistan Moskova’nın kızıl bir kolonisi (sömürgesi) halini alıyor. Ne kadar pamuk yetiştirirsek o kadar fazla Moskova’ya bağlanmış olacağız. Artık tam anlamıyla sömürge oluyoruz.” Alıntı: Sovyet Rus Stratejisi ve Türkiye…

  • “Taylor, işçiye; “Sizden düşünmenizi istemiyorum. Başkaları sizin yerinize düşünüyor.” diyor.” Alıntı: İşçilerin Yönetime Katılması – Kamil Turan (1979 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Emek belli bir üretkenlik derecesine ulaşmış olmadan, işçinin bu şekilde kullanabileceği zamanı, böyle artık zaman olmadan, artıkemek ve dolayısı ile de kapitalistler, köle sahipleri, feodal beyler, kısaca büyük mülkiyet sahibi sınıfı olmaz. Herkesin emeği ancak kendi yiyeceğini üretmeye yetecek kadar olsaydı, mülkiyet diye bir şey olmazdı.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II –…

  • “Kapitalist üretim biçimi aynı zamanda, şehirli işçinin fiziki sağlığını ve toprak işçisinin entelektüel hayatını tahrip eder….. Kapitalist tarımdaki her ilerleme, sadece işçiyi soyma sanatında bir ilerlemeden ibaret olmayıp aynı zamanda toprağı soyma sanatında da bir ilerlemedir; belli bir zaman aralığı için toprağın verimliliğinin yükseltilmesinde kaydedilen her ilerleme aynı zamanda, bu verimliliğin devamlı kaynakların mahvedilmesi konusunda…

  • “Üretim sürecinin maddi şartları gelişir ve üretim süreci gittikçe daha toplumsal bir faaliyet halini alırken, bunun kapitalist şeklinin doğurduğu çelişki ve çatışmalar olgunlaşır ve böylece yeni toplumu meydana getirecek unsurlarla birlikte eski toplumu kökünden değiştirecek güçler sağlanmış olur.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 207) kitabından…

  • “Burada en sonunda şu iki husus önemli rol oynamıştır; bir kere, daima ve tekrar ve tekrar görülmüştür ki, sermaye toplumsal üretim alanlarının ancak bazı noktalarında devlet denetimi altına sokulur sokulmaz, diğer noktalarında çok daha ölçüsüz bir sömürü ile uğradığı kaybı telafi imkânı bulmaktadır. İkinci olarak, bizzat kapitalistlerin kendileri rekabet şartlarında eşitlik, yani emeğin sömürüsü konusunda…

  • “Modern endüstrinin teknik temeli devrimcidir; oysa daha evvelki bütün üretim biçimlerinin dayandıkları teknik temel esas itibarı ile değişmeye karşı tutucu bir temeldi.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1978): Çok önemli bir tez. Tekniğin devrimci gücü, çalışan insanların yaşam kalitesini…