Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Enver Paşa

  • Balfour Deklarasyonu’na kadar, Siyonizm bayrağı Almanya’daydı ve Londra, politika ve edebiyatta, İttihat ve Terakki’yi bir Yahudi Partisi olarak görüyordu. Romanda, Enver’e, “Polonyalı bir Maceracı” ve iktidardaki hükümete de, a collection of Jews and Gipsies, “Bir Yahudi ve Çingene Tayfası”, deniyordu. Türkçe’de bunlar temizlenmiştir. Çünkü şimdi tarihimizdeki ve içimizdeki Yahudiliği gizlemek esas iştir. Sf. 274 Alıntı; Çöküş…

  • Hovhannes Abelyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Kesab) Talat, Enver ve Cemal, Abdülhamid’in paşalarıydı. Sekiz gün sonra Hürriyet ilan edildi ve eve döndük. Komşu Türkler bütün götürdükleri malları geri getirdiler; bu malların arasında yorgan, döşek, kilim, inek, keçi, koyun vb. vardı. Malın sana ait olduğunu teyit eden iki şahit getirdiğinde, “al!” deyip malı sahibine iade ediyorlardı. Evler…

  • Hovhannes Stepani Gasparyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Eskişehir, Yayla Köyü) 1913’de İttihat ve Terakki Cemiyeti komitesi Talat başkanlığında gizli bir oturum yapmış, o oturuma Enver, Doktor Nazım, Bahaeddin Şakir ve başkaları da katılmıştı. Onlar Türkiye’de yaşayan Ermenileri ortadan kaldırmayı kararlaştırır ve o oturumda yok etme planını geliştirirler: yeni doğan bebeklerden en yaşlı insanlara kadar hiçbir Ermeni’yi…

  • Hakob Karapeti Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1891, Sivrihisar) (Ermenistan Cumhuriyeti Ressamlar Birliği başkanı, sanat uzmanı, Prof. Karen Ağamyan, büyük babası, Türk ordusunda askerlik yapmış olan Hakob Papazyan’ın 1975’te yazdığı, 2002 yılında bize teslim edilen bu kapsamlı tanıklığı bazı kısaltmalarla size sunuyoruz.) “Daha 1912 yılında İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri Talât, Enver, Cemal Paşalar Dr., Nazım ve…

  • Suren Sargısyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sebastiya [Sivas], Koçhisar Köyü) Bu şekilde üç-dört ay geçti. 1914 yılının Aralık ayında Enver Paşa’nın geleceği ve köylülerimizin köy sınırları dâhilinde bulunan yaklaşık 4 kilometre uzunluğundaki yolu hazırlamaları gerektiği haberleri aniden köye yayıldı. Birkaç gün sonra, Enver maiyetiyle beraber gelip köyümüzün batı ucunda durdu. Sf. 472 Ben arabaların sol tarafına…

  • Geğam Poğosi Hatsagortsyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sper [İspir] Kazası) Sper ahalisi 1530 yılında 4.500 kişi idi, 1915’te ise 500, bunun 62’si Ermeni, kalanıysa zorla Müslümanlaştırılmış Ermenilerdi. Sf. 303 1915 kışındaydı, Enver Paşa 12 bin kişilik ordusuyla Rusların üzerine saldırdı. Ruslar Sarıkamış’a kadar geri çekildiler, fakat orada Osmanlı ordusu kuşatıldı ve kötü şekilde yenildi. Harbiye Nazırı…

  • 1915 yılının Nisan ayının 15’inde, İTF Hükümeti’nin Dâhiliye Nazırı [İçişleri Bakanı] Talât Paşa, Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı) Enver Paşa ve İttihat’ın Genel Sekreteri ve Eğitim Bakanı Dr. Nazım imzalı, Ermenilerin tehcir edilip yok edilmesine ilişkin gizli bir emir yetkili makamlara iletilir ve “Ermenileri yok etmek lâzım” diye büyük bir nefretle uyaran Talât Paşa bu uğurda…

  • 6 Ağustos 1914 günü Türk-Alman İttifak Antlaşması İstanbul’da imzalanır. Alman Büyükelçi Wangenheim İTF Hükümeti’ne verdiği notada şöyle diyordu: “Eğer Osmanlı hükümeti sorumluluklarına sadık kalarak Üçlü îttifak’a karşı harbe girerse, Almanya ona şu avantajları sağlar.” İmzalanan antlaşmanın 6 maddesinden biri de şöyleydi: “Almanya Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu sınırlarının, Rusya’da yaşayan Müslüman nüfusla Türkiye’nin direkt teması sağlanacak şekilde…

  • Bir zamanlar Jön Türk hareketi vardı. Büyüğümsü bir çocuktum ben; ona da katılmıştım. Fakat bütün bunlarla düşüp kalktığım sıralarda, “Günün birinde Cumhuriyet ilân ederiz” gibi bir fikrin hiçbir ağızdan çıktığını duymadım. Jön Türkler arasında Cumhuriyet diye bir şey söz konusu değildi. Jön Türklerin tek ideali vardı: Kanuni esasî (Anayasa) ve meşrutiyet… İdarî nitelikte sayılabilecek bir…

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915) Bu devlete Kafkasya, Rumeli’nden alınacak parçaya nispeten yüz defa daha mühimdir. Devletin Kafkasya’yı ihmal ederek yine Rumeli’ne ehemmiyet (önem) verilmesi Kanunî devrinden beri başlayan felâketleri temâdî (devam) ettirmek demektir. Devlet Anadolu’da ve Rumeli’de aynı zamanda taarruza geçemez. Rumeli’de İstanbul ve Boğazlar müdafaası için azamî dört kolordu kâfidir. Mütebakisi (geriye kalanı)…

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915) “Düşman, Ziya Bey’i sıkıştırıyor. Çoruh’a kadar sürdü. Oradaki Murgul bakır madenleri müttefikimiz Almanya için pek mühimdir. Siz, Rıza Bey’e elinizdeki kuvvetle mümkün olan yardımı sür’at ve şiddetle yapınız.” Sf. 106  Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf.…

  • 7 Kânunsanî, Hasankale 20 Ocak 1915; Hastahane yanında bir hastamız titrek ayaklarıyla matarasını doldurmaya gidiyor! -Niçin gidiyorsun! Sordum. -Ne yapayım efendim, para ile su satıyorlar. Benim param yok! -Kim satıyor? -Dirk. -Direk kim? -Hademe. -Haydi göster. Yürüdük. Zavallı, cenaze gibi. 250 metreyi beş dakikada kat etti. Hastahane denilen ahıra girdik. Yine iki ölü var idi.…

  • 7 Kânunsanî, Hasankale (20 Ocak 1915) “Köprüköy’ünde Hastahane nâmında gördüğüm maktelden (katledilen yerler, ölüm yerleri) sonra şimdi Hasankale’de daha büyük makteller buldum. Erzincan’da, Bayburt’ta göz görmeyen uzak yerlerde kim bilir ne makteller vardır. Onun için rica ederim, Erzincan ve Bayburt’ta ve bilumum menzil nokta kumandanlarına ve oradaki memurin-i mülkiyeye (sivil memurlara) tebligat yapınız, Hastahane nâmıyla…

  • 5 Kânunsanî (18 Ocak 1915); Bugün akşama doğru Galip Paşa’dan haber: Düşman müteaddit (çeşitli) yerlerde 33. ve 34. Fırkaların mevzilerine (savunma alanlarına) girmiş. Müteaddit defalar süngü hücumuyla mevziden tard edilmiş (uzaklaştırılmış). Akşama doğru saat 4.30’da düşman yeniden hücum etmiş ve kısmen asker çekilmiş. Ric’at düşünülüyor. “Kat’iyyen sebat” dedim. Fakat elinde bir ihtiyat (yedek) tutmayan, bir…

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915) Bu cihette Çatak’ta Yusuf İzzet’i sıkıştıran düşmandan bir haber yok. 11. Kolordu her gün 800 neferle (askerle) takviye edilmesine rağmen dün yine esir verdi. Sf. 96 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 96) kitabından birebir…

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915) Muhacirler mes’elesi bir felâket. Topların nakli için zavallıların öküzlerini de almışlar. “Keşke Rus elinde olup şehid olsa idik” diye bağıranlardan gece gündüz kadın, çocuk vaveylâsı! Ah Enver! Ah! Bu kış seferini ta’cil etmek (geciktirmek), sonra da bu parlak taarruzda 9. Kolordu’yu dörtnala kaldırmakla yüz bin masumun kanına girdin! Allah…

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915) Hatıra defterimi tam yirmi sekiz gündür açamadım. Dışarıda muhacirlerin (düşmanın önünden kaçanlar, hicret edenler) döküntü, perakende efrâdın (kişilerin, askerlerin) tayın (yiyecek) , kaput (giyim eşyası) vâveylâsı (ağlayıp sızlaması). Sf. 93 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 –…

  • 5 Kânunuevvel, Karagöbek; Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914) 9. Kolorduca Mülazım Tahsin Efendi’yi haber zâbiti olarak tayin ettim ve Kolorduya yazdığım mufassal (ayrıntılı) mektupta “Gaye, Rusların bir ferdini kurtarmadan mahvetmektir. Bunun için baskın, cür’et ve sür’at lâzımdır. Ben 8 öğle ve 8/9 gece hareket ederek ale’s-seher (seher vaktinden önce) şiddetli bir taarruz yapıyorum. Gündüz…

  • 5 Kânunuevvel, Karagöbek, Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914) Dün gece saat ona kadar yürüyerek Çakmak’tan Şipek’e varan, bu veçhile karda buzlu, berbat yollarda seksen kilometre yapan 30. Fırka’nın birkaç yüze varan döküntülerine rast geldim. Ekseri (çoğunlukla) kalanlar ya hasta yahut ayakları donmuş idi. Herhalde döküntüler yüzde üçü geçmediğinden ve kalanların da çoğunda canlılık görüldüğünden…

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 5 Kânunuevvel, Karagöbek, Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914) Artık hamdolsun ileri gidiyoruz. İnşallah bir daha bu yerlerden geçmemek üzere mütemadiyen, muzafferen ileri gideriz. Herhalde benim kolordumun vazifesi 30-40 kilometrelik yürüyüşler yaparak Ruslar kaçmadan evvel Kars yoluna varmak ve kati meydan muharebesini orada vererek Rus ordusunu mahvetmektir. Her vakit bütün kalbimle…