Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian

  • Sedrak Grigori Poğikyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Aleksandret [İskenderiye]) Araplar iyi yürekli, vicdanlı bir halktı. Kimler ki Halep’e ulaşabildi sağ kaldılar. Arap Hükümeti varlıklı Ermenilerin ricası ve yardımıyla ‘İmarethane’ olarak anılan bir fukaralara yardım evi kurdu. Beni oraya gözetmen olarak atadılar. Orada sürgünden kıl payı kurtulmuş Ermeni kadınlar ve kızlar çalışıp, besleniyordu. 1915-1918 yılları masum Ermenilerin…

  • Harutyun Vardanyan’ın Tanıklığı (D. 1887, Dörtyol) Manuk Çavuş, yazar Grigor Zohrap’ı kurtarmak amacıyla zaptiyelere verilmek üzere yüz elli altın topladı. Ama Zohrap bunu kabul etmedi ve: “Bu milleti kime bırakacağım?” dedi. Cemal Paşa Zohrap’ın sınıf arkadaşıydı; ona altı tepsi içinde çeşit çeşit yiyecekler gönderdi; ama Zohrap bunları almayı reddetti ve şöyle dedi: “Bana iyilik yapmak…

  • Sandukht Hekimyanın Tanıklığı (D. 1908, Ayntap [Antep]) 1946 yılında Ermenistan’a geldik. 1965 yılının 24 Nisanı Ermeni Soykırımının 50. yılında Erivan sokakları, Türkler tarafından işgal edilen Batı Ermenistan ve Kilikya’daki ata topraklarının talebiyle tek bir sesle Topraklar! Topraklar!’ diye haykıran, göstericilerle dolmuştu. Büyük vatansever olan oğlum Gevorg da gösterilere aktif bir şekilde katıldı; KGB geceleyin geldi…

  • Tigran Gevorgi Cebecyan’ın Tanıklığı (D. 1888, Ayntap [Antep]) Zeki Paşa atlılarına, eğer sağ kalanlar da varsa tamamıyla yok olmaları için, ölülerin üzerinden üç-dört kere basarak geçmelerini emreder. Onun sözlerine inanmayan sadece dört genç cesetlerin altında saklanmış olarak kalırlar ve gece çıkarak Suvar’a kaçarlar. Onlar bize gelip bunları anlattılar. Diğer taraftan Paşa o kadar intikamla dolmuştu…

  • Vergine Torosi Mayikyan’ın Tanıklığı (D. 1898, Maraş) Katliamdan sonraki üçüncü gündü; ama çömlekçi fırını gibi kızarmış olan kilisenin duvarları hala sıcaktı. İçeri girdim ki ne göreyim! Türk kadınların her biri kilisede bir yer kapmış kimsenin kendi sınırından içeri girmesine izin vermiyor ve birbirine bağırıyor: kim sınırımı aşarsa öldürürüm!…’ Benimle gelen kadın bana dönerek dedi ki:…

  • Gayane Aduryan’ın Tanıklığı (D. 1909, Zeytun) Gelip beni de bir yere götürdüler. İngiliz miydi, neydi bilmiyorum; iyi bir insandı; o bana sordu: “Ermeni misin?” “Hayır” diye cevap verdim; zira beş yıl boyunca bizi o kadar alıştırmışlardı ki, artık biz de Ermeni olmadığımıza inanmıştık. “Hiç akraban var mı?” dedi. “Hiç kimsem yok” dedim, “yalnız küçük, zayıf…

  • Sedrak Gaybakyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Günü birinde bir Arap beni gördü; herhalde bana acıdı; beni alıp götürdü; evlat edindi. Deveci oldum. Yalınayaktım ve saçlarım uzamıştı; su yoktu ki, yıkanayım; yıkanmak için, deve idrarını yaparken başımı altına tutuyordum… Sf. 669 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter…

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Hamile olan bir kadın vardı; o, kocasına: “Ohannes, günahı benim boynuna; bana bir kurşun sık dedi.” Kocası gözlerimizin önünde kafasını bir o tarafa, bir bu tarafa çevirip, doğmamış çocuğuyla birlikte Türklerin eline geçmesin diye karısını tüfekle vurdu; sonra da gidip Aram Bey’in grubuna katıldı. Sf. 666 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta…

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Sonra, herkesin serbestçe kendi memleketine dönebileceği emri geldi. Ama biz Zeytunlular toplanıp bir hesap yaptık; kırk beş bin kişiden yalnızca bin elli sekiz can kaldığını hesapladık. Pek çok Zeytunlu, Arabistan’ın Der Zor bölgesinde katledilmişti. Onları katledenler de Kafkasya Çerkezleriydi. Habur Nehri’nin kıyısında üç tane Çeçen Köyü vardı. Zamanında, Çar…

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Sürgün zamanında da, Arabkir taraflarından pek çok Ermeni’yi katletmek için Der Zor’a götürmüşler. O göç sırasında Arabkirli Ermeni bir ailenin çok sevimli, dünya güzeli bir kızı varmış; o kadar güzelmiş ki, gökteki güneşe: “sen doğma, ben doğacağım” diyebilirmiş. Ve Cemal Paşa o dünya güzeli Ermeni kızını görmüş; onu alıp…

  • Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) İki-üç gün sonra o adam yeniden geldi; onun iki öküzü ve iki ineği daha kudurmuştu. O hayvanları da bize verdi; onları da pişirdik ve yedik. Sonra, köydeki Arapların inekleri de kudurdu. Onlar bize: “Ermeniler gelin! Bizim kudurmuş hayvanlarımızı vadiye götürüp kesin ve yiyin” dediler. O kudurmuş ineklerin kulakları, kuyrukları…

  • Gürci Harutyuni Keşişyan’ın Tanıklığı (D. 1900, Zeytun) Bu şekilde, aç-susuz bir-iki gün yürüdük. Yorgun düşüp, bir yerde uyuduk; ben, annem ve annemin kucağındaki üç yaşındaki erkek kardeşim… Gözlerimizi açıp baktık ki, birkaç kadın ateş yakmış, et pişiriyorlar. Beni ve annemi de çağırdılar. Ben açtım; ben de yiyeyim diye gittim; ama annem endişeyle oraya buraya koşuşturup…

  • Hovsep Bıştikyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) 1915 yılma kadar, Zeytun’da otuz bin Ermeni vardı. Türkiye’de yalnız Zeytun’un nüfusu sadece Ermenilerden oluşuyordu. Sf. 652 Aynı Çeçenler sonbaharda mallarla birlikte geri geldiler; bunlar hem İstanbul taraflarından, hem Konya tarafından, ülkenin her tarafından getirilen Ermenilerin serveti, elbiseleri, takıları, altınları, paralarıydı, ne istersen, aklından ne geçerse vardı! Ne maldı…

  • Yebruhi Sargisi Cırdıkhyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Hacın) Bir de bakmışlar ki, Türkler çoktan kendilerini dört yandan kuşatmışlar. Dacikler gidip o diğer genç kızları sürükleyerek kaçırmışlar; benim kocamın kız kardeşi güzel Nazeli, ağabeyine sarılmış ve ona şöyle demiş: “Ağabey! Vur beni! Bak diğer kızları götürdüler.” -Seni nasıl vurayım? Demiş. Sargis kocam. -Tüfeğinde bir tane fişek var.…

  • Vrej Edüryan’ın Tanıklığı (D. 1906, Adana) O yüzbaşının askerleri gelip bizi kumların içinden çıkardılar; bir kamyona bindirdiler ve askeri hastaneye götürdüler. Alman bir doktor vardı; o bizi tedavi etti. Ama Gukas dayanamadı; öldü. Bir tek ben kaldım. Yüzbaşının adı Selahattin’di. Bana: “Biz Ermeni çocuklarına karşı savaşmıyoruz” dedi ve beni alıp İstanbul’a götürdü; bir yetimhaneye koydu.…

  • Mikayel Keşişyan’ın Tanıklığı (D. 1904. Adana) 1909 Adana Katliamı sırasında ben beş yaşındaydım. O dehşet verici geceye “Camuz Dellendi”, yani “Manda Delirdi” adı verildi; zira gerçekten de Sultan çıldırmıştı. Onun emriyle insanları boğazladılar; otuz bine yakın Ermeni öldürdüler; evlerini yıktılar, yaktılar, küle çevirdiler. Katliamdan sonra kim canlı kaldıysa, onları toplayıp Adana Nehri’nin kıyısına götürdüler. Sultan…

  • Sırbuhi Makaryan’ın Tanıklığı (D. 1903, Adana) Meğer Türk kocası bizim o güzel Arusyak’ımızı takip etmiş; Adana’ya kadar gelmiş; kaldığı yeri bulmuş ve: “Size büyük bir meblağ veririm; yeter ki karımı bana teslim edin” demiş. Türkler babamla görüşmeye geldiler. Babam düşünmek için vakit istedi. Görüşüne başvurmak için diğer kız kardeşinin kızını da getirtti. Onun aracılığıyla Arusyak’ın…

  • Dolores Grigori Zohrap-Lıebmann’ın Tanıklığı (D. 1892, İstanbul) Annem elimden tutup, beni de tanıdık Türklerin evlerine gidiyorduk. Annem onlara: “Yalvarırım bize yardım edin! Grigor Zohrap gibi bir mebusa elinizi sürmeye hakkınız yok” diyordu. Ama kimse onu dinlemiyordu. Evimize kadar gelen Talat’ı [Paşa], onu o kadar iyi hatırlıyorum ki, babam götürüldükten sonra bir gün sokakta beni gördü,…

  • Haykuhi Azaryan’ın Tanıklığı (D. 1908, Adapazarı) Tam kendimize gelmiştik ki, milliciler geldi. Milliciler silahlı milliyetçilerdi. Şaşırdık. Türkler artık eskisi gibi savaştan yenik çıkan zavallı acınacak insanlar değildi. Tepeden tırnağa silahlı milliciler gelip işe başladılar. [Mustafa] Kemal Ermenilerin ve Rumların, Müslüman olmayanların sürgüne gönderilmesi işini düzenlemişti… Amcamın oğlu Nerses yeniden geldi: “Çabuk kaçın! Milliciler geldi; katliam…

  • Haykuhi Azaryan’ın Tanıklığı (D. 1908, Adapazarı) Kocam da halk düşmanı olarak tutuklandı. Bir kâğıt getirilmiş ve imzalaması için kocamın önüne konmuş. Kocam o kâğıdı imzalamamış; Şağbatyan ise imzalamış; o da öksüzdü; onu Sibirya’ya, orman ve bataklıklarda ağaç kesmeye gönderdiler. Karısı kocasına bot buldu ve bataklıklarda çalışırken giymesi için Sibirya’ya kadar götürdü. Kadın büyük zorluklarla Sibirya’daki…