Kategori: Ermeniler
-
Önce, 15 Nisan 1915’te Van bölgesinde ayaklanma çıkarıp şehri ele geçirdiler. Van’ın Ermenilerin eline geçmesinden sonra, isyan dalgası Bitlis, Muş, Erzurum, Beyazıt, Zeytun ve Sivas bölgelerine yayılmaya başladı. Ermeni milisler, Kafkas cephesinde Ruslarla savaşan Osmanlı ordusunu arkadan (cephe gerisinden) vuruyordu. Bunun üzerine 24 Nisan’da İstanbul hükümeti tehcir kararı aldı. Yıllardır tartışılan bu karar neyi kapsıyordu?…
-
Enver Paşa; stratejik noktalarda kümelenmiş gayri Türk nüfusun (Rum ve Ermeni azınlıkların) tehcirini planlıyordu. Enver Paşa tabii bunu açıkça söylemekten çekiniyordu. Talat Paşa’nın sözleri üzerine, Kuşçubaşı Eşrefin bölgeye gidip araştırma yapmasını istedi. Kuşçubaşı Eşref, kimliğini gizleyip, Bursa Gemlik’ten başlayarak, Ayvalık, Edremit, İzmir, Urla, Aydın, Akhisar, Manisa ve Uşak’a kadar tüm bölgeyi gezdi. Bir de rapor…
-
Yeniçeri Ocağı, zamanla salt askeri bir güç olmaktan çıkmıştı. Yeniçeriler özellikle son yüzyılda bir ekonomik gücün kontrolü altına girmişti: Yahudi sermayesiyle ticari ilişkileri vardı. Dönemin önde gelen Yahudi sarrafları Yeşeya Acıman, Çelebi Behor Karmona, Yeheskel Gabay, Yeniçeri Ocağı sarrafıydı ve yeniçeri ağalarıyla kurdukları ortaklık sonucu Saray üzerinde büyük etkiye Sahiptiler. Özetle, Yahudi sermayesi Yeniçeri Ocağı’nın…
-
İşte bu Kıbrıs davasına bağlanacaktır ki, 6 Eylül 1955’te, o güne kadar pek de adı duyulmayan “İstanbul Ekspres” gazetesi, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve bir bomba atıldığı haberini heyecan uyarıcı manşetlerle yaydı. Evet, bu evin bahçesinde bir bomba patlamış, eve zararı dokunmamıştı. Bu olayın gerçek yönü ise, hiç bir zaman aydınlanamadı. Hatta Binadaki Türk Bekçi ile…
-
28 Kasım 1919 tarihinde Fransızlar Maraş’ta kentin kalesine Osmanlı bayrağının çekilmesini yasaklamışlar. Halk camiye toplanıp sancağı kapmış, büyük bir yürüyüşle kaleye çekmiş. Olay bu kadarla yatışmamış. Halk havaya ateş ederek “Yaşasın Osmanlı” diye bağırmış. Daha sonra ellerinde Türk bayrakları olduğu halde hükümet konağına doğru yürüyüp “guvernör (devlet bankası müdürü) Ermeni Vahan’ı istemeyiz!” diye haykırmışlar. Vahan…
-
Bundan, Amerikan misyonerlerinin, Osmanlı topraklarına, çok zaman yanlışlıkla sanıldığı üzere, Türkleri Hıristiyanlığa çekmek için gelmedikleri sonucunu çıkarıyoruz; daha çok Ermenileri Protestan yapmaya çalışıyorlardı. Kürtler üzerine çalışmaları da mümkündür, iç içe ve yan yana yaşıyorlardı. Sf. 404 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 404) kitabından birebir alınmıştır.
-
Birinci Selim, İdris-i Bitlisi’nin de yardımıyla Kürt iklimini zapt ettiği zaman, buraları yönetmemeyi tercih etmişti. Kürt feodalleriyle bir üst egemenlik üzerinden anlaşıyordu. Anlaşma yazılıdır ve feodal devlette, Lordun vasalları ile yaptıklarından çok daha ayrıntılı olduğunu tespit edebiliyoruz. Hükümdar ya da Hükkâm denilen Kürt prensleri, ayrı ayrı, askerlik ve vergi meselelerinde ve kuşkusuz yargıda egemen oluyorlardı…
-
Ayrıca, Ermenilerin XX yüzyılın başında kendilerine yapıldığını iddia ettikleri kötülüklerden birinci derecede Yahudilerle Sabatayistleri ve sonra da Kürtleri sorumlu görmeleri ciddiyetle incelenmeyi beklemektedir. Sf. 420 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 420) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bütün yayını bir “Palikarya” (Yunan askeri) ve “Kıbrıs Türk’tür” edebiyatına dayanmıştır; 6 – 7 Eylül 1955 yağmacılığında Hürriyet Gazetesi çalışanlarının sanık olarak yargılanması sadece göstergelerden birisi olmaktadır. Bu büyük yağmacılıkta, pek çok “gayrimüslim” işyeri ve ev yağmalanırken, hiçbir Yahudi yurttaşımızın malına ve mülküne dokunulmamış olması hem sevindirici ve hem de düşündürücüdür. Sf. 290 Alıntı: Tekeliyet…
-
Yahudi pogromları (kırımları), 1349 yılı başlarında ortaya çıkıyor, normaldir, felaketin yayılması ve çaresizliğin çökmesi gerekiyordu; Strazburg’a henüz veba uğramadan katliam başlıyor ve iki bin Yahudi evlerinden alınarak öldürülüyorlar. Ölüme götürülürken arkalarından yaklaşan sürülerin, kurbanların giysilerini yırtmaları çok dikkat çekicidir; altın sakladıklarına inanıyorlar. (1) Sf. 184 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı…
-
O sırada Türkiye’de dezenfekte pamuk için bir tek firma vardı ve tekel konumundaydı, sahibi kendisi için tayin edilen vergiyi ödemeyince ve bu nedenle yol yapımında çalışmak üzere kampa gitmeyi onuruna uygun saymayınca, idrofil fabrikasını satışa çıkarıyordu; alıcısı, zamanın Cumhurbaşkanı İsmet Paşa’nın kardeşi Hasan Rıza’dır. Doksan bin liralık vergisini ödeyemeyen birisinin lastik fabrikası da R. Minkari’nin…
-
Varlık Vergisi yasası, savaş finansmanı gerekçe gösterilerek, büyük bir servet transferinin aracı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle, Varlık Vergisi ile yapılanı, servetin türkifikasyonu alanında çok önemli bir adım saymak durumundayız. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.
-
Lord, Erzurum’daki camilerin çoğunun eski Ermeni kiliseleri olduğunu tespit etmekte zorlanmıyor ve Şerefname’de de yazılmasına ek olarak, Bitlis için, “an Armenian town” demekten geri kalmıyordu. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu açıdan, bazı yabancı kaynaklarda yer alan ve Talat’a atfedilen, “Ermeni Sorununun çözümünde ben, Abdülhamid’in otuz yılda başardığının çok daha fazlasını üç ayda başardım” sözünün gerçekten söylenip söylenmediğini bilmiyoruz; bildiğimiz, eğer uydurulmuşsa son derece isabetle uydurulduğudur. Eğer bu söz yalansa, gerçekten daha doğru bir yalan niteliğindedir; üzerinde durduğumuz dönem, kişiler değişse de, bu çizginin hiç…
-
Sevres taslağı, Kürtlere net ve tanımlanmamış bir otonomi önerirken, bilerek veya bilmeyerek, asıl bu birliği tehdit etmiştir. Kürt şeflerinin Sevres’den rahatsızlığı ve ürküntüsünün, Türklerden daha az olduğunu düşünmek için hiçbir nedenimiz bulunmuyor; Sevres, Van ve Bitlis de dâhil geniş bir coğrafyada, bir Ermeni devleti öneriyordu; bu, Berlin Antlaşması’nda sözü edilen ve Hamidiye Alayları ile çok…
-
Profesör Lazarev, Hamidiye Alaylarının, aynı zamanda tarih sahnesine çıkan, ancak Arap ve Arnavut kökenlileri de kapsayan “Aşiret Mektepleri” ile birlikte, Kürt milliyetçiliğini törpüleme ve bağımsızlık isteklerini tüketme işlevi de olduğunu ileri sürüyordu. Lazarev, Kürt aşiret reislerini silâhlandırmak, onlara rütbe ve silâh vermek politikasında çok bilinçli olduğuna bizi inandırmaktadır; Sultan Hamid’in, “Küçük Asya’da bunları, Kürtleri, asimile…
-
Çok açık bir Kürt birliği perspektifi olan ilk Kürt lideri sayabileceğimiz Şeyh Ubeydullah’ın İran’ın içine yönelen büyük isyanının, Sultan Hamid’le birlikte geliştirildiği iddiası, hâlâ tartışılmaktadır. Bunu, Sultan Hamid’in, imparatorluğu tümüyle pan-islamist ilkelere dayandırmak ve aynı amaçla daha doğuya kaydırmak heveslerinin bir uygulaması sayabilir miyiz; en azından, Büyük Britanya’nın Ubeydullah’ın Doğu’ya doğru yayılmasından çok kaygılandığı ve…
-
Ayrıca Kürtlerin bir ara, batılıların, Ermeni pogromları nedeniyle, “Kızıl Sultan” adını taktıkları Sultan Hamid’e de, “Kürtlerin Babası” dediklerini biliyoruz. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 141) kitabından birebir alınmıştır.
-
İran Komünist Partisi’nin .. yönetici kadroları arasında İranlı yok denecek kadar azdır. İran Komünizmi, özellikle Azeri ve Ermeni kökenli ve arkasından da İran Kürtlerinin bir hareketi olarak gelişiyor. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.
-
İç Asya bozkırında her etnik kökenli kavmin, varlığını ancak birlik olarak sürdürebileceği olgusunu başlangıç noktası alabiliriz; buna karşılık Erzurum – Van çevresi veya daha güneyi labirenti hatırlatan vadi, dağ, ırmaklarıyla, buradaki Ermeni veya Kürt Aşiretleri için birlik, hiçbir zaman hayati bir zorunluluk olmuyordu. .. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf.…