Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ermeniler

  • Lazarev’in ayrıntı vererek ileri sürdüğüne göre, Birinci Savaş’ta, Kürtler, Türk yönetici çevreleri ve onların Alman hamilerinin çıkarları için kanlarını akıtmak istemiyorlar. Lazarev, zamanın Rus Gazetelerinin Osmanlı Ordusu’ndaki Kürtler arasında kaçışların çok olduğunu yazdıklarını bildiriyor; bunlara göre, örnek olsun, 800 askeri olan bir Kürt alayının mevcudu daha savaşın ilk aylarında üç yüze iniyor. Daha savaş başlar…

  • Kürtlerin bilinçlenmesinde ve Türkler aleyhine dönmelerinde, Abdülhamit’in düşürülmesinden sonra İttihatçıların, Ermenilerle uzlaşmak için temaslara başlamış olması da rol oynuyor; Türk yöneticilerinin Ermenilerle anlaşmak istemeleri hep Kürt feodallerini kaygılandırıyor. Bir diğer Kürt tarihi uzmanı Ermeni kökenli Sovyet araştırıcısı Hasretyan, İttihatçı liderlerin Ermeni ulusal-kurtuluş hareketi liderleriyle temasa geçerek, Ermenilerden alınan ve Kürtlerin elinde bulunan toprakları, Kürtlerden alıp…

  • Erzurum’un Ermeni dönemindeki adı Katin ya da Karana olarak biliniyor; Sf. 406 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 406) kitabından birebir alınmıştır.

  • İzmir’in işgaline kadar kurtuluş hareketinin başlamasında, pek az istisna dışında, Ermeni tehdidi, tek motor durumundadır. Türkler ve Kürtler, yaşadıkları yerlerde bir Ermeni Devleti kurulmasından ve Ermeni egemenliği altında yaşamaktan ölümcül bir korku duyuyorlar. İzmir’in işgali buna bir de Helen egemenliği altında yaşama korkusunu ekliyor; böylece çaresizlik içinde kurtuluş mücadelesi eğilimlerini artırıyor. Sf. 360 Alıntı; Türkiye…

  • Bunun yarattığı Amerikan sempatisinin, «pejmürde kılıklı Kürtlere, makul Gürcülere, kuşkucu Azerilere, yetenekli Ermenilere ve vakur «Türklere» aynı ölçüde yayıldığına işaret eden Harbord Raporu, Sf. 241 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 241) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022): Manda: Yabancı bir kelime, İngilizcesi Mandate, Fransızcası Mandat.…

  • General Harbord başkanlığındaki kurul, Washington’a mandanın kabulü lehinde açık bir tavsiyede bulunmuyor. Türkiye Ermenistan’da Ermenilerin bir bölümünün evlerine döndüğüne, mülklerini yeniden edinmeye başladıklarına, hatta bir bölümünün geçmiş zaman için kira bile almaya başladıklarına işaret ediliyor; ancak açıkça felaket dolu bir tablo çiziliyor. Bunu şu cümleler izliyor: Harbord Raporu’nda belli bir Türk düşmanlığı görmüyorum; Türk köylülerinin…

  • Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, pek az ayrığıyla, Doğu’daki bütün milli demokratik devrimciler, mandacıdır. Manda’yı kurtuluş kabul ediyor. Mustafa Kemal, mandacıdır. Kürt liderlerinin pek büyük çoğunluğu mandacıdır. Ermeni liderlerinin nerede ise tümüne yakını mandacıdır. Arap liderlerinin, küçük bir azınlık hariç, tümü mandadan yanadır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Doğu’ya manda egemendir. Doğu’da manda ne ise Batıda «Wilson…

  • Harbord, raporuna, bu nedenlerle, Yakın Doğu’da yaygın bir sözü alıyor; “Ermeniler, hukuken hiç bir zaman yanlış ve ahlaken hiç bir zaman doğru olmazlar.” Bu kadar değil; Harbord Raporu, bu bölgedeki Amerikan misyonerlerinin, kendileri için hayatlarını riske ettikleri Ermenileri hiç sevmediklerini, bunun yerine, daha sempatik, üşengeç ve zevk düşkünü Türkleri, the more genial but indolent and…

  • “20 Haziran 1915’de alınan bir kararla Doğu Anadolu’da yaşayan Ermenilerin Anadolu dışına sürülmeleri gündeme geliyor. İki yıl sürüyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 349) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı döneminde Türk gericiliğinin temellerini atan iki prens ,… Prens Sait Halim Paşa ile Prens Sabahattin’dir. Prens Sait Halim Paşa, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu. 1863 Kahire’de dünyaya geliyor. Özel öğretmenden yabancı dil öğreniyor ve İsviçre’de üniversite öğrenimi görüyor. 1912 yılında İttihat ve Terakki Cemiyetine Kâtibi Umumi (Genel Sekreter) oluyor.   Birinci Dünya Savaşının başladığı zaman…

  • “1868 Şurayı devlet, Meclis-i Mebusan’dan önce meşruti yönetimin (Padişah ve seçilmişlerin ortak yönetimi) bir kurumu kabul edildi. Sultan’ın mutlak iktidarını sınırlayıcı bir kurum olarak ve büyük sevinç gösterileri ile karşılandı. 1868 yılında Mithat Paşa ilk Şurayı-ı Devlet Reisi oldu.   Sultan Abdülaziz, Şurayı Devlet’in açılış töreninde; “Kim olursa olsun, hangi millete mensup bulunursa bulunsun, bütün erbabı…

  • (26 Temmuz 1922 tarihli gizli celsede Yeni bir İstiklâl Mahkemesi kurulması görüşülüyor:) Ragıp Bey (Kütahya): “Avrupa da böyle sizin gibi söylüyor.” Hüseyin Avni Bey: “Evet ben Yunanlıyım, teşekkür ederim… Jandarmanı tesis et, Hükümetini tesis et. Daha kendimize güvensizlik yapıyoruz. Adliyeye güvenim yok diyen bir millet (konuşma gürültülerle kesiliyor)”  devamla “Nasıl üç kişi ile bu memleketi…

  • (4 Ekim 1921 tarihli gizli celsede Koçgiri ve Ümraniye olayları görüşüldü:) Emin Bey (Erzincan); “.. Ümraniye meselesi şu şekilde olmuştur. Karacaören Nahiyesinde eskiden beri bilinen on sekiz ile yirmi kişi, eşkıyalık ettiklerinden birkaç kez mahkûm olmuşlardı. .. Alişir adındaki habis (kötü huylu) adam bu eşkıyalığa bir siyasi renk vererek … bundan yararlanmak için kalemi ile…

  • (14 Mart 1921 tarihli gizli celse:) BAKKAL’IN YORUMU (1994): Antepliler, Şahin Bey dedikleri sonradan kahraman olarak anılacak olan toprak ağasının öncülüğünde önce Fransızları Antep’e davet etmişler, sonra Fransız ordusundaki Ermeni lejyonerlerden cesaret alan tehcire uğramış olan bazı Ermenilerin Antep’e geri dönüp mallarını sahiplenmelerinden rahatsızlık duyulunca yine Şahin Bey öncülüğünde Antep’i Fransız lejyonerlerinden kurtarmış, geri almışlar,…

  • (22.1.1921 tarihli gizli celse:) Fevzi Paşa Müdafai Milliye Vekili (Milli Savunma Bakanı) (Kozan): “ .. Halen yedi sekiz yüz bin kadar Hıristiyan vardır… Meşrutiyetten sonra (1908) askerlik seyyanen (tamamen) bütün halka bir yükümlülük olarak vazedilmişti (emredilmişti, yasalaşmıştı) ve Hıristiyanlar da askere alınmıştı. Balkan Savaşlarında bunlar silahlı olarak askere alınmışlardı. Mahzur (sakınca) görüldüğü için Harbi Umumi’de…

  • “I. Meşrutiyetin Meclisi olan Meclis-i Mebusan’da (1877), 93 Rus Harbinde Ermenilerin Ruslara yakınlaşması görüşülürken Halep Mebusu Ermeni Manok Karaca Efendi: “Ben, Hıristiyan ve Osmanlı mülkünde bulunan Hıristiyanların büyük kısmı olan Ermeni Milletinden bulunduğum için, umum Hıristiyanlara da dâhilim (genel Hıristiyanların da içindeyim) Ve bu sebeple, bu konuda fikrimi söylemeye hakkım vardır. Ermeni Milleti, beş yüz…

  • “Ben meselâ Doğu Anadolu’da büyük bir yol yaptırsaydım, Rusya kıyamet koparırdı. Bununla beraber yavaş yavaş çalıştım. Orada okul gibi yol gibi bayındırlık işlerinin büyük bir bölümü benim zamanımda ortaya konmuştur. Hükümdarlar fertler karşısında değil, dünyada tarih, ahrette tanrı huzurunda saltanat günlerinin hesabını verirler.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 –…

  • “Bir Osmanlı padişah ve halifesine bomba ile kasteden Ermeni kundakçılarını alkışlamayı vatanperverlik sayan aydınları görünce…. Hiçbir namuslu Ermeni, Padişah’a kasteden eli bombalı ırkdaşına “Şanlı Avcı” diyecek kadar hayâsız (utanması olmayan) olmamıştır.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): II. Abdülhamit’e Ermeni teröristlerce…

  • “Ne kadar garip tecellidir ki, Amcam Abdülaziz’i Han’ı düşürmek için Avrupa’ya kaçan Genç Osmanlılar, eninde sonunda muratlarına ermişler, hem Abdülaziz Han düşmüş hem de hemen peşinden başlayan 93 Rus Harbi (1876) Rumeli’nin yarısını alıp götürmüştür. Tıpkı onlar gibi, beni düşürmek için Avrupa’ya kaçan Jön Türkler de muratlarına ermişler, beni düşürmüşler ve girdikleri Cihan savaşında da…

  • “Suikast Ermeni milletinin spesiyalitesidir (özelliğidir).” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1069) kitabından birebir alınmıştır.