Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Ermeniler
-
Aristakes Grigoryan’ın Tanıklığı (D. 1900, Şarur, Khanlukhlar Köyü) Türkün Ermeni’yi katletmede sevdiği şekil boğazlamaktı; vücudunun farklı organlarını kesiyor ve sıcak kan şadırvan gibi akıyordu. Değil mi ki o katil, Allah’ın cennetine gidecekti… Sf. 761 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları,…
-
Hovhannes Boynmışakyan’ın Tanıklığı (D. 1904, Kesab) Günün birinde iki Alman kayığı nehirden bize yanaştı; biz alıp yiyelim diye kare bisküviler fırlattılar nehir kıyısına. Açtık. Ermeni bir adam yaklaşıp bisküvilerin üzerine tükürdü ve şöyle konuştu: “Sakın el sürmeyin! Bizi bu hale getiren onlardır! Şimdi halimize bakıp eğleniyorlar.” Sf. 752 Arap beni aldı; kendi avlusuna götürdü. Onun…
-
Gülinya Tseruni Musoyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Kesab, Galaduran Köyü) Biz Der Zor’a gitmedik Oraya gidenlerden kurtulan olmadı. Orda çok insan kestiler. Biz Hamma Köyü’ne gittik. Bir Türk’ün evine yerleştik. O Türkler çok iyi insanlardı. Amcam orda hastalanıp öldü. Ev sahibi bize dedi ki: “Niye gece bize haber vermediniz. Hastanızın derdine bir çare bulup yardım ederdik.”…
-
Hovhannes Abelyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Kesab) Talat, Enver ve Cemal, Abdülhamid’in paşalarıydı. Sekiz gün sonra Hürriyet ilan edildi ve eve döndük. Komşu Türkler bütün götürdükleri malları geri getirdiler; bu malların arasında yorgan, döşek, kilim, inek, keçi, koyun vb. vardı. Malın sana ait olduğunu teyit eden iki şahit getirdiğinde, “al!” deyip malı sahibine iade ediyorlardı. Evler…
-
Asatur Movsesi Makhulyan’ın Tanıklığı (D. 1911, Musa Dağ, Bityas Köyü) Köyümüzde çoğunluğu Gregoryen olmak üzere bin beş yüz Ermeni yaşıyordu; ama Protestanlar da vardı. Biz Gregoryen’dik; ama annem Protestanların liberal düşünce tarzını ve insanlara karşı takındıkları yumuşak tutumu tercih ederek bizi Protestan okuluna verdi. Sf. 742 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine…
-
Grigor Güzelyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Musa Dağ, Kabusiye Köyü) Bizim muhacirler o merhametli ailenin (Rum Ailesi) iyiliğine nasıl cevap verdiler dersiniz? Bir gece sekiz-on kişi Apput Baytarlar’ın kuyusunun kapağını açıp buğday çalmışlar. Sabah, “büyük” anne durumun farkına varmış ve oğullarını bundan haberdar etmiş. Onlar demir şişler ve torbalarla Ermenilerin yanına gitmişler. Kurnaz Ermeniler çukur kazıp…
-
İskuhi Koşkaryantn Tanıklığı (D. 1902, Musa Dağ) Bir gün, bizim yerlilerden biri Türklere Damlacık metrislerinin, mevzilerinin yolunu gösteriyordu. Bizim çocuklar o adamın dilini kestiler; kulağını baltayla kestiler; taşları üstüne yığdılar, orda bir yığın oluştu. Herhalde bugüne kadar da dağdadır. İyi yaptılar. Niye düşmana bizim yolumuzu gösterecekti ki? Sf. 715 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının…
-
Petros Sargisi Safaryan’ın Tanıklığı (D. 1901, Musa Dağ, Hacı-Habibli Köyü) Talat İstanbul’dan Şam Valisi olan Cemal’e: “Sokaklarda köpek kalmayacak” diye emir vermişti. Yani, Ermenileri yok edeceksiniz; ama o kurnazlık yapıp sokak köpeklerini öldürdü; Ermenilere ise: “Türkleşiyormuş gibi yapıp isimlerinizi değiştirin” dedi. O şekilde kurtulduk; benim adım Abraham’dı; İbrahim oldu. Annem Fatma, kız kardeşim Ayşe ismini…
-
Sedrak Grigori Poğikyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Aleksandret [İskenderiye]) Aleksandret küçük bir Ermenistan’a dönmüştü; Ermeniler çoğalmış, aileler kurmuşlardı. Yakın bir Türk arkadaşım vardı, şöyle derdi: “Ermeni’yi ne kadar kesersen, o kadar sık yetişir.” Bizim evde Türkçe konuşmuyorduk, her tarafta “Türkçe konuşma! İki milyonu hatırla!” çağrısı vardı. Sf. 696 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) –…
-
Sedrak Grigori Poğikyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Aleksandret [İskenderiye]) Araplar iyi yürekli, vicdanlı bir halktı. Kimler ki Halep’e ulaşabildi sağ kaldılar. Arap Hükümeti varlıklı Ermenilerin ricası ve yardımıyla ‘İmarethane’ olarak anılan bir fukaralara yardım evi kurdu. Beni oraya gözetmen olarak atadılar. Orada sürgünden kıl payı kurtulmuş Ermeni kadınlar ve kızlar çalışıp, besleniyordu. 1915-1918 yılları masum Ermenilerin…
-
Harutyun Vardanyan’ın Tanıklığı (D. 1887, Dörtyol) Manuk Çavuş, yazar Grigor Zohrap’ı kurtarmak amacıyla zaptiyelere verilmek üzere yüz elli altın topladı. Ama Zohrap bunu kabul etmedi ve: “Bu milleti kime bırakacağım?” dedi. Cemal Paşa Zohrap’ın sınıf arkadaşıydı; ona altı tepsi içinde çeşit çeşit yiyecekler gönderdi; ama Zohrap bunları almayı reddetti ve şöyle dedi: “Bana iyilik yapmak…
-
Sandukht Hekimyanın Tanıklığı (D. 1908, Ayntap [Antep]) 1946 yılında Ermenistan’a geldik. 1965 yılının 24 Nisanı Ermeni Soykırımının 50. yılında Erivan sokakları, Türkler tarafından işgal edilen Batı Ermenistan ve Kilikya’daki ata topraklarının talebiyle tek bir sesle Topraklar! Topraklar!’ diye haykıran, göstericilerle dolmuştu. Büyük vatansever olan oğlum Gevorg da gösterilere aktif bir şekilde katıldı; KGB geceleyin geldi…
-
Tigran Gevorgi Cebecyan’ın Tanıklığı (D. 1888, Ayntap [Antep]) Zeki Paşa atlılarına, eğer sağ kalanlar da varsa tamamıyla yok olmaları için, ölülerin üzerinden üç-dört kere basarak geçmelerini emreder. Onun sözlerine inanmayan sadece dört genç cesetlerin altında saklanmış olarak kalırlar ve gece çıkarak Suvar’a kaçarlar. Onlar bize gelip bunları anlattılar. Diğer taraftan Paşa o kadar intikamla dolmuştu…
-
Vergine Torosi Mayikyan’ın Tanıklığı (D. 1898, Maraş) Katliamdan sonraki üçüncü gündü; ama çömlekçi fırını gibi kızarmış olan kilisenin duvarları hala sıcaktı. İçeri girdim ki ne göreyim! Türk kadınların her biri kilisede bir yer kapmış kimsenin kendi sınırından içeri girmesine izin vermiyor ve birbirine bağırıyor: kim sınırımı aşarsa öldürürüm!…’ Benimle gelen kadın bana dönerek dedi ki:…
-
Gayane Aduryan’ın Tanıklığı (D. 1909, Zeytun) Gelip beni de bir yere götürdüler. İngiliz miydi, neydi bilmiyorum; iyi bir insandı; o bana sordu: “Ermeni misin?” “Hayır” diye cevap verdim; zira beş yıl boyunca bizi o kadar alıştırmışlardı ki, artık biz de Ermeni olmadığımıza inanmıştık. “Hiç akraban var mı?” dedi. “Hiç kimsem yok” dedim, “yalnız küçük, zayıf…
-
Sedrak Gaybakyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Günü birinde bir Arap beni gördü; herhalde bana acıdı; beni alıp götürdü; evlat edindi. Deveci oldum. Yalınayaktım ve saçlarım uzamıştı; su yoktu ki, yıkanayım; yıkanmak için, deve idrarını yaparken başımı altına tutuyordum… Sf. 669 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter…
-
Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Hamile olan bir kadın vardı; o, kocasına: “Ohannes, günahı benim boynuna; bana bir kurşun sık dedi.” Kocası gözlerimizin önünde kafasını bir o tarafa, bir bu tarafa çevirip, doğmamış çocuğuyla birlikte Türklerin eline geçmesin diye karısını tüfekle vurdu; sonra da gidip Aram Bey’in grubuna katıldı. Sf. 666 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta…
-
Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Sonra, herkesin serbestçe kendi memleketine dönebileceği emri geldi. Ama biz Zeytunlular toplanıp bir hesap yaptık; kırk beş bin kişiden yalnızca bin elli sekiz can kaldığını hesapladık. Pek çok Zeytunlu, Arabistan’ın Der Zor bölgesinde katledilmişti. Onları katledenler de Kafkasya Çerkezleriydi. Habur Nehri’nin kıyısında üç tane Çeçen Köyü vardı. Zamanında, Çar…
-
Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Sürgün zamanında da, Arabkir taraflarından pek çok Ermeni’yi katletmek için Der Zor’a götürmüşler. O göç sırasında Arabkirli Ermeni bir ailenin çok sevimli, dünya güzeli bir kızı varmış; o kadar güzelmiş ki, gökteki güneşe: “sen doğma, ben doğacağım” diyebilirmiş. Ve Cemal Paşa o dünya güzeli Ermeni kızını görmüş; onu alıp…
-
Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) İki-üç gün sonra o adam yeniden geldi; onun iki öküzü ve iki ineği daha kudurmuştu. O hayvanları da bize verdi; onları da pişirdik ve yedik. Sonra, köydeki Arapların inekleri de kudurdu. Onlar bize: “Ermeniler gelin! Bizim kudurmuş hayvanlarımızı vadiye götürüp kesin ve yiyin” dediler. O kudurmuş ineklerin kulakları, kuyrukları…