Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Evrim, Darwin
-
Doğa durumunda adalet ve ahlakın bulunmadığını savunan Hobbes, devlet/ yasayı ve özel mülkiyeti de ahlakın temelinde görme eğilimdedir. Şu anlamda öyledir, mülkiyet hakkının yasa ile güvence altına alınmadığı, insanlar birbirlerinin can ve mal güvenliğini güvence altına alan yasalar üzerinde uzlaşmadığı sürece, Hobbes’a göre ahlaksızlık da ahlak da yoktur. Demek ki, devlet/yasa ile mülkiyet hakkını, akıl…
-
Hobbes, insanın, doğası gereği çıkarlarının esiri olduğunu kabul etti; ancak özel çıkarın hâkim olduğu bir toplumun insanın çıkarına olmadığını da teslim eden Hobbes oldu. Hobbes’a göre, doğru kullanıldığında, iradenin de temelini oluşturan aklın görebildiği işte budur. Hobbes, her toplumun temelinde bir sözleşme olduğunu savundu; bu, düzenin “ilahi” olduğunu söyleyen Kiliseye karşı, her toplumsal düzenin insan…
-
Bizim varoluşumuzu mümkün kılan bu hayat gücü, yolun kenarında, çamur içinde hareketsiz duran çakıl taşının da varlığını sağlayan şeydir. Bir şeyin var olduğunu söylemek, onun aynı zamanda titreştiğini söylemek anlamına gelir ve titreşen her şey, kendisine göre bir hayata sahiptir. s. 51 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel (Arıtan Yayınevi, 1. Basım…
-
Demirel tarihî bir fonksiyonu yerine getirmiştir. Hegel, Tarih Felsefesi’nde, tarihin birtakım kimselere rol verdiğini, tarihin onların şahsında yürütüldüğünü iddia eder. Bu rol bitince, bu şahıs, tarihi ileri götürmek üzere kendine göre bir planı olsa dahi ödevi bitmiş bir kimse olarak, bir kenara atılır. Hegel buna “Dünyayı yöneten aklın kurnazlığı” der. s. 19 Alıntı; İdris Küçükömer’le…
-
Yeni hipotezle, ilk canlı organizmanın cansız (inorganik) maddelerden meydana geldiği ve ilk canlının besinini yapmayan ilkel bir organizma olduğu kabul edildi ve Dünya’nın ilkel atmosferi varsayıla geldiği gibi oksijen bakımından zengin değildir. Halen diğer gezegenlerde olduğu gibi, fazla miktarda hidrojen, metan, amonyak ve karbondioksitin organik kimyasal maddelere dönüşmesi ve fotosentezin yavaş yavaş gelişmesi, oksijenin serbestleşmesi…
-
İtalya’nın güneyindeki Yunan kenti Elea’daki filozoflar, aynı tarihlerde, dönüşüm üzerine kafa yoruyorlardı. Parmenides (M.Ö. 580 – 540), var olan her şey, ezelden beri var olmuştur diyordu. Hiçbir şey yoktan var olmaz, var olan da yok olmazdı. Parmenides’e göre, değişim mümkün değildi, hiçbir şey kendinden başka bir şey olamazdı. Parmenides, duyularına güvenmiyordu. Duyularımızın bizi aldattığını düşünüyordu.…
-
Thales’den sonra bildiğimiz bir diğer filozof, Anaksimandros’tur. O da Miletlidir. Ve Thales’in okulunda yetişmiştir. Anaksimandros, dünyamızın belirsizlikten ortaya çıktığını ve var olan pek çok dünyadan biri olduğunu öne sürer. Bu belirsizlikten ne kastettiği tam olarak belli değildir. Belki, özün belirsiz olduğunu söylemek istemiştir. Ayrıca, Anaksimandros, bir plaket üzerine ilk dünya haritası yapan bilgindir. Milet (Miletos)…
-
Kenan ülkesine yerleşmeden önceki İsraillilere “Musa’dan önceki İbraniler” denir. İbranilerin, göçebe oldukları zaman kesiti, avcılıktan göçebeliğe geçişin ilk zamanları olduğundan, ailede kadın hâlâ ileri haklara sahipti. Çocuklar analarının klanından sayılırlardı. Bu geleneğin bir kalıntısı olarak, ana, uzun zaman çocuklarının adını seçme hakkını muhafaza etti. Çoğu zaman kadın kendi ailesi ile oturuyor, kocası da arada sırada…
-
Bu tarihlerde, Mısır’da, bundan sonra düşünce hayatını çok etkileyecek olan biri yaşadı. Bu adı Hermes Tut olan bir terziydi. Daha sonra, Hermes Tut’a Yunanlılar Hermes Trismegistus (üç kez bilgin), Yahudiler Honok, Araplar Hermes-ül Heramise diyeceklerdir. Kırk iki yapıtı olduğu söylenen terzinin papirüsleri günümüze ulaşamamıştır. Onun düşüncelerini, öğretisini takip edenler sayesinde, Mısır ve Grek dilinde yazılmış…
-
Yiyecek üretimi, dünyada ilk defa, Anadolu’nun da içinde yer aldığı Bereketli Hilal’de gerçekleşmiştir. Bereketli Hilal tarihteki ilk kentlerin, yazının, devletlerin, uygarlık dediğimiz çok uzun zincirin başlangıç noktasıdır. Bereketli Hilal, yukarı ve aşağı Mezopotamya’ya yani şimdiki Irak’a, güneydoğu Anadolu’ya, Toros dağlarına, kuzey ve batı Suriye’ye, Lübnan, Ürdün ve İsrail’in bulunduğu topraklara bizim verdiğimiz bir addır. Bölgeyi…