Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Faşizm, Despotizm
-
Dört yüz yıllık gecikmeyi telafi için, 1932’de İstanbul Eminönü Halkevi’nin davetiyle İstanbul’da bir konferans vermek üzere Viyanalı kompozitör Prof. Dr. Joseph Marx Türkiye’ye çağrıldı. Ancak, sonuç hayal kırıklığı oldu çünkü Marx’a göre Türk müziğini istediğimiz yana eğip bükmeye kalkarsak onu öldürmüş olurduk. Yapılması gereken, Türk müziği ile Batı müziğini birbirine yakınlaştırmak, aralarında ilişki kurmaktı. Bunu…
-
Kemalist ‘Musiki Devrimi’nin ikinci adımı, 1926’da Darülelhan’ın (konservatuvarın) Şark Musikisi Şubesi’nin kapatılması oldu. Bölümün kapatılacağını, derleme çalışmaları yapmak üzere gittiği Anadolu gezisinden dönüşte öğrenen Darülelhan hocalarından Rauf Yekta Bey, “Bir milletin musikisi resmî bir encümenin kararıyla nasıl ilga olunabilir?” diye şaşkınlığını belirttiyse de, yapacak bir şey yoktu. Sf. 156 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…
-
3 O yıllarda TBMM’de Bursa Milletvekili olarak görev yapan askeri Doktor Osman Şevki (Uludağ)’a göre, marşın bestesi özgün değildir. Cemal Reşit Bey librettosu (güftesi) ve bestesi ünlü yazar Jean-Jacques Rousseau ya ait olan ve ilk kez 1752 yılında Kral XV. Louis’in huzurunda sergilenen tek perdelik “Le devin du village” (Köy Kâhini) adlı operanın; “J’ai perdu…
-
2 İlk takdimi İstanbul’da Şehir Bandosu tarafından Beyazıt Meydanı’nda yapılan marş, Taksim Meydanı’nda da icra edildikten sonra, tüm ülkede benzer talimlerde seslendirildi. Marş okuma kursları açıldı, on binlerce kişi bu kurslarda marşı ezberledi. Sf. 148 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 148)…
-
Komite ayrıca Cumhuriyet’in simgesi olacak bir marş hazırlanmasına karar vermişti. İddialara göre bu marş, söylenmesi pek zor olan ve milli temalardan çok dinî temalara yaslanan İstiklal Marşı’nın yerine ısmarlanmıştı. Sonunda güftesini Behçet Kemal (Çağlar) ve Faruk Nafiz (Çamlıbel)’in, bestesini Cemal Reşit (Rey)’in yaptığı 10. Yıl Marşı seçildi. Sf. 148 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…
-
Kutlamalar için o günler için çok büyük miktar olan 230 bin liralık bir bütçe ayrılmış, 10. Yıl Dönümü Kutlama Komitesi’nin başına CHF Genel Sekreteri Recep (Peker) getirilmişti. Sf. 147 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.
-
Olaydan sonra, aynen 1928’de olduğu gibi, ateşli bir “Vatandaş Türkçe Konuş!” kampanyası başlatıldı. Bursa, Diyarbakır, Adana, Ankara, Edirne ve Kırklareli Yahudileri Türkçeyi ‘öz dil’ ilan ettiler, cemaatin mekânlarına “Türkçe konuş!” levhaları astılar. İstanbul’da yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudilerden bir grup, Beyoğlu Halkevi’nde bir araya gelip, Türk Dilini Yayma Birliği adı bir cemiyet kuracaklarını açıklamak zorunda…
-
Türkiye’de yataklı vagonları Osmanlı döneminden beri, La Compagnie des Wagons-Lits (kısaca Vagon-Li denirdi) adlı bir Belçika şirketi işletirdi. 1926’da Mustafa Kemal’in isteğiyle şirkete, yeni kurulan TCDD’nin yataklı ve yemekli vagonlarını da kırk yıl boyunca işletme ayrıcalığı tanındı. İşte devlet katında böylesine itibarlı bir şirket olan Vagon-Li’nin Beyoğlu Acentesinde, 22 Şubat 1933 günü, tarihe ‘Vagon-Li Olayı’…
-
10 Mart 1934’te, Bebek, Set Sokaktaki evinde koluna boryum klorid enjekte ederek hayatına son veren Kimyager Dr. Cevat Mazhar’ın ölümü doğrudan 1933 Üniversite Reformu ile ilintiliydi. Bu ülkenin endüstriyel kimya alanında yetiştirdiği ilk uzman olan Cevat Mazhar Bey, yıllarca hocalık yaptığı Darülfünun ani bir kararla İstanbul Üniversitesine çevrilirken, kadrodan çıkarılanlar arasındaydı. Hükümet, çoğu arkadaşına lise…
-
Mustafa Kemal’in modernleşme projesinde baloların çok önemli bir yeri olacaktı. Batı tarzı kadın erkek ilişkileri, eğlence tarzı, giyim kuşam, adabı muaşeret kuralları ve daha bir dizi yenilik bu balolar aracılığıyla topluma aktarılacaktı. Mustafa Kemal’in isteğiyle sadece Müslüman erkek ve kadınların katıldığı ilk balo, 9 Eylül 1925’te İzmir’de düzenlendi. Sf. 66 Şevket Süreyya Aydemir’e göre, Ankara’daki…
-
Ancak şurası gerçek ki, Ankara iki saatlik Menemen Olayı’nı hem Nakşibendi Tarikatı üzerinden dini kesimleri sindirmekte, hem de 1930 yerel seçimlerinde büyük başarılar kazanan (Menemen’de belediyeyi kazanan) Serbest Fırka’ya destek verenlere gözdağı vermekte başarıyla kullandı. Çünkü 8 Mart 1931’de Menemen’de sıkıyönetimin sona ermesine kadar tutuklamalar devam etmiş, 2.200 kişi sorgulanmış, 606 kişi yargılanmıştı. Bu bağlamda…
-
Bazı çevreler, olayın Nakşibendi Tarikatı’nı sindirmek için bizzat Ankara tarafından örgütlendiğini, Derviş Mehmet’in faaliyetlerinin ağustos ayından beri bilindiği halde engellenmediğini, Menemen’deki askeri yetkililerin olaya kasten müdahale etmediğini, Kubilay’ın adeta kurban edildiğini, bekçileri jandarma ateşinin öldürdüğünü, olaylarla bağlantısı kanıtlanmayan Esad Efendi’nin, Ankara tarafından potasyumlu serum zerk edilerek saf dışı edildiğini iddia ediyor. Ancak bu iddialar da…
-
15 Ocak 1931 günü 105 kişinin yargılanmasına başlandı. Muğlalı Mustafa Paşa, 18, 19, 20, 21, 24 ve 25 Ocak oturumlarında bütün sanıkları sıkı sıkı sorguladı. 24 Ocak 1931’de savcı A. Fuat Bey iddianamesini sundu. 25 Ocak’ta karar açıklandı: 37 kişiye idam, 41 kişiye çeşitli hapis cezaları verilmişti. Evini açmak, silah bulmak, tütün satmak, ip satmak,…
-
Bu atmosfer içinde, TBMM’nin 1 Ocak 1931 tarihli oturumunda, Menemen, Manisa ve Balıkesir’de ‘örfi idare’ (sıkıyönetim) ilan edildi. Örfi İdare Amirliği’ne İkinci Ordu Müfettişi Birinci Ferik (Orgeneral) Fahrettin (Altay) Paşa; Divan-ı Harbi Reisliği’ne de Birinci Kolordu Kumandan Vekili Mirliva (Tümgeneral) Mustafa (Muğlalı) Paşa getirildi. Sf. 60 6 Ocak 1931 günü Muğlalı Mustafa Paşa ve mahkeme…
-
Komutan yardımcısı Albay Nihat Bey, kışlada yatmakta olan 24 yaşındaki Yedek Asteğmen Kubilay’ı görevlendirdi bu sefer. 1902’de Girit’ten gelmiş muhacir bir ailenin evladı olan Kubilay’ın asıl adı Mustafa Fehmi idi. O yıllarda çok moda olan Türkçülük akımın etkisiyle, İzmir Erkek Öğretmen Okulu öğrencisi olduğu zamanlardan beri Kubilay’ı kullanıyordu. Olaylar sırasında Menemen’de öğretmenlik yapan Kemal Üstün’ün…
-
Lâyık Cumhuriyetçi İşçi ve Çiftçi Fırkası (LCİÇF) ise, o sıralarda 35 yaşında olan gözü kara gazeteci Arif Oruç’un girişimiydi. Arif Oruç, Milli Mücadele sırasında Eskişehir’de, ‘Çerkes’ Ethem’in desteğiyle Yeni Dünya adlı ‘komünist’ gazeteyi yayımladığı için mimlenmiş, Haziran 1926’da Mustafa Kemal’e İzmir’de yapılan suikast girişiminden dolayı yargılanmış ama beraat etmişti. 1930’da Serbest Fırka’ya girip, gazetesi Yarın…
-
6 Ekim’de başlayan seçimler, İttihatçıların 1912’deki ‘sopalı’ seçimleri andıran bir sertlikte geçti. Sf. 51 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.
-
1930’da üç küçük parti girişimi daha vardı. Bunlardan Ahali Cumhuriyet Fırkası (ACF), Abdülkadir Kemali (Öğütçü) tarafından eylül ayında kurulmuştu. Abdülkadir Bey, Birinci Mecliste Kastamonu Milletvekiliydi ve bir ara İstiklal Mahkemesi başkanlığı yapmıştı. Daha sonra rejimle ters düşmüş ve Adana da yayımladığı Tok Söz gazetesindeki yazılarından dolayı Takrir-i Sükûn döneminde İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmıştı. Sf. 54 Aynı…
-
Fırkanın kaderini belirleyen ikinci konu, o yıla rastlayan belediye seçimleri oldu. SCF’nin İstanbul’daki adaylarının toplam sayısı 117 olup, bu adaylar arasında azınlıklardan aday gösterilenlerin sayısı 13 idi. Bunların altısı Rum, dördü Ermeni, üçü Yahudi idi. Buna karşılık CHF listelerinde azınlık temsilcisi aday yoktu. Sf. 50 Azınlık düşmanı yazılar artınca Fethi Bey eylül ayında konuyla ilgili…
-
Bütün engellemelere rağmen 7 Eylül günü Fethi Bey 50 bin kişiye yaklaşan bir topluluğa seslenmeyi başardı. Benzer bir coşku Aydın, Manisa, Akhisar ve Balıkesir’de de olunca, başta tarafsızlık sözü veren Mustafa Kemal, 10 Eylül’de Anadolu gazetesine; “Ben Halk Fırkası ile beraberim ve o fırkanın başıyım!” şeklinde bir beyanat verdi. Cumhurbaşkanı adeta, Serbest Fırka’ya destek verenlere…