Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Faşizm, Despotizm

  • Kalbinde başka bir ırkın gururunu taşımayan kendisini samimi olarak Türk hisseden ve Türklüğe adayan herkes Türk’tür. Alıntı: Milliyetçi Türkiye – Kurt Karaca (s. 19) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu tarif, ırkçı ve ülkemizdeki farklı etnik gurupları rencide eden, onları etnik uyanışa iten, dolayısıyla ülkemizi bölmeye hizmet eden bir tariftir.

  • “Anayasaya bağlı çoğulcu rejimler, motor halkta, fren hükümette olduğu zaman iyi işler. Bu rejimler yavandırlar, çünkü esas olarak insan yaratılışındaki kusurların ekmeğine yağ sürerler. Bazen, birbirleri ile didişen partilerin kötürüm edici anarşisinde yaşamaktansa mutlak iktidarı bir guruba vermek daha iyidir. Yalnız belirli bir süre ile.“ Alıntı: Demokrasi ve Totalitarizm – Rymond Aron (Sf. 150 ile…

  • “Tekelci veya ihtilâlci bir parti, belli bir kitlede inanç ve coşku, kendisine inanmayanlarda ise korku yaratmak zorundadır.” Alıntı: Demokrasi ve Totalitarizm – Rymond Aron (Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marx Weber; “İnsanların birbirlerini öldürmemeleri için, kuvvet kullanmaya devletin sadece devletin hakkı olmalıdır. Topluluğun içinden özel guruplar zor kullanma hakkını kendisinde görürse, huzur tehlikeye düşer.” Alıntı: Demokrasi ve Totalitarizm – Rymond Aron (Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Fedakârlığa katlandırmanın en iyi yolu, yoksulluğun, yerini mutlak zenginliğe bırakacağı günleri,  bildirmektir.” Alıntı: Demokrasi ve Totalitarizm – Rymond Aron (Sf. 362) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Faşist rejimlerin ideolojisine göre, halkın gerçek iradesi, bir adamın Führer’in veya bir partinin aracılığı ile ifadesini bulur. … Rejimleri birbirinden ayıran politik yöneticilerin seçilmesindeki usuller (biçimler), fiili iktidar sahiplerini seçme biçimleri, egemenliğin hukuki bir masal olması şeklinden iktidar olması gerçeğine geçmesinin yollarıdır.” Alıntı: Demokrasi ve Totalitarizm – Rymond Aron (Sf. 40, 41) kitabından dil içi…

  • Yazarlar, sanatçılar, aktörler, öğretmenler ve ilim adamları öylesine korkunç ideolojik baskı altındadır ki, ilim ve sanat memleketimizden nasıl silinmedi insan şaşıyor. Alıntı: Memleketim ve Dünya – Andrei Saharov (s. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • Benim fikrimce günümüzdeki Sovyet toplumu, devlet kapitalizmi üzerine kurulmuş bir toplumdur. Kişiler her bakımdan devlete bağlıdır. Tehlikeli dönemlerde bu boyun eğme terörizmi (devlet terörizmini) doğurur. Daha sakin devrelerde ise karmakarışık bürokrasiyi, umursamazlığı ve vasat (düşük)  verimi yaratır. Alıntı: Memleketim ve Dünya – Andrei Saharov, (s. 19) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1977): Bizim içinde bulunduğumuz…

  • Benetto Mussolini bir gazeteci, sosyalistlerden ayrılarak Faşizm’i kurdu. Mussolini kendisini Duçe ilan edince 1922 de “Her şey devletle, her şey devlet için, hiç bir şey devletin dışında ve aleyhinde değil.” prensibi ile hareket ediyordu. 1939 da 2. Dünya Harbi çıkar ve Hitler “Hiç bir harp 2. Dünya Harbi kadar tipik tarzda bir Yahudi harbi olmamıştır.”…

  • (Mesuliyet Mecmuasında ilk baskının ilk sahifesinde:) “Kanaatimizce mesuliyetin (sorumluluğun)  egemen olmadığı ülkelerde adalet te gerçekleşmez. Bir mülkün selameti hak’tan başka hiçbir hatır ve gönül tanımaz. … Her devlet dünyayı kendisine miras kalmış bir malikâne, bütün insanlığı mevhup köle görmek ihtirasına (aşırı hırsına) tutulmuştur. Biz, tek başımıza kalsak ta, ağlanacak halimize gülmemeye karar verdik. Gücümüz, kuvvetimiz…

  • “İttihat ve Terakki Hükümetlerinde uzun süre bakanlık ve Meclis Başkanlığı görevlerinde bulunan Halil Menteşe Cumhurbaşkanı’na gazeteler aracılığı ile bir açık mektup yayınlamıştır. .. Tavsiyeleri arasında Anglo – Sakson usulü iki partili bir rejime imkân verilmesi de vardı. Babamın cevabı: “Mutlakıyet yönetiminin isminin değişmesi bile gönüllere ferahlık veriyor. Aynı kurallarla hüküm sürerken mutlakıyete, halkçı, Cumhuriyetçi demek…

  • “Altmış yıl önce (1876) yapılmış Mebus seçimi hakkındaki geçici kanun bu güne kadar devam etmiştir. Anayasa da dâhil olduğu halde bütün kanunlar değişmiş olmasına rağmen istibdat (baskı) devrinin hürriyetlere zincir vuran bu seçim kanununun değişmemesi incelemeye değerdir. Mebus seçiminde iktidarı elinde bulunduranlar, belediye seçimiyle temel atarlar. .. Bunlar aracılığı ile ikinci seçmenler (delegeler) seçilir. Artık…

  • (Bu olayı önce Lütfü Bornovalı’nın Mayıs 1948 tarihli sayısında yazdığı yazısından izleyelim)   “Hüseyin Avni bana, yirmi beş yıldır bu memlekette işkence ile yaşadım. Birçok yakınlarım da dâhil olmak üzere büyük bir kitlenin, hastalıktan korkar gibi benden kaçtıklarını gördüm. Millet ve memleket meselelerinde hizmetimi teşvik edecek şekilde bir tek yardım elinin bana uzandığını hatırlamıyorum. Milletten aldığım…

  • “İnsanlık macerasını gözden geçirirken yönetenlerle yönetilenler şeklinde karşılıklı iki varlığı görüyorum. İster istemez hatırıma bir soru geliyor: Bu idare edenler sınırsız yetkilerini acaba kimden ve nereden almışlardır. Bu soruya sadece yönetilenlerin acizliğinden cevabı verilir. Yönetenler yönetilenlerin yalnız mallarına değil canlarına bile egemendirler. Tarih boyunca çeşit çeşit adlarla ceberrut (zorba) cephesini kuran tiranlar, kişisel keyif ve…

  • Yıl 1946… İkinci dünya savaşı bitmiş ve biz de bu beladan kurtulduğumuza sevinmiştik. Halk Partisi ise milletin bu sevincinden yararlanmak ve istismar etmek (sömürmek) yerini tutmuş olacak ki 1946 seçimlerini serbest maskesi adı altında zincirlere vurmuştu… Bizzat seçim sırasında Erzurum’da idim. Bağımsız kaydıyla Mareşal (Fevzi Çakmak) ve babam (Hüseyin Avni) Demokrat Parti listesinde aday gösterilmişlerdi.…

  • (Hüseyin Avni Ulaş;) “Bence hayatta en büyük başarı alçaklığa mahkûm olmamaktır. Küçük ruhlu sefillere, yüksek makamlar hiçbir şey ilave etmez. Gönül arzu ederdi ki yüksek makamları yüksek şahsiyetler işgal etsin. Bu gerçekleri araştırırken (Kurtuluş savaşı yıllarını) karşınıza resmi güçler gölgesinde ve halkın zararına olan sefil ruhlu, evlattan evlada geçen bir kötü ruhlu hortlak gibi dişlerini…