Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Faşizm, Despotizm

  • Batıda belli bir birikimden sonra, sınıflar arasında nispi bir güç dengesi kurulduğunda devlet mekanizmasında geçici bir bitaraftık, sınıflar üstü imiş gibi bir durum belirebilir. Oysa düzen aslında kapitalist niteliğini devam ettirmektedir. Ve emekçiler ağır basmaya başladığında, faşistlerin kapitalist tabana bağlı kalarak iktidarı kapması mümkündür. s. 25 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan;…

  • Harun Karadeniz anlatıyor; “İstanbul’a geldikten sonra öğreniyorum ki, ben içerdeyken karım İstanbul Sıkıyönetim Adli Müşaviri Turgut Akan‘a çıkmış ve ‘kocamı hangi suçla tutuyorsunuz? Sağlığı iyi değil, hayati tehlike söz konusu. Sağlık kurulları ve klinik raporları bu durumu belirtiyor’ demiş. Adli Müşavir’in cevabı ise benim Ankara öykümün içyüzünü açıklamaya yeter de artar bile: “Ölsün istiyoruz” demiş…

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 5 Kânunuevvel, Karagöbek, Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914) Artık hamdolsun ileri gidiyoruz. İnşallah bir daha bu yerlerden geçmemek üzere mütemadiyen, muzafferen ileri gideriz. Herhalde benim kolordumun vazifesi 30-40 kilometrelik yürüyüşler yaparak Ruslar kaçmadan evvel Kars yoluna varmak ve kati meydan muharebesini orada vererek Rus ordusunu mahvetmektir. Her vakit bütün kalbimle…

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914) Akdeniz vapuruyla daha yirmi bin mermi yarın Trabzon’a varıyor. Böyle müsait vaziyette tebdil-i mevziden vazgeçerek 30. Fırkayı ileriye celp etmenizi (yönlendirmemizi) ve Ruslara karşı cepheden yürümekten ise fâik (üstün) kuvvetlerle yandan taarruz etmenizi daha münasip (uygun) görüyorum. Sf. 77 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın…

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914) Tam yatmış idim, Talât Bey telefonu çaldı. Haydi, Enver’in evine! Yaver Kâzım’a sordum: “Nedir? Ne var?”. Hasan İzzet Paşa’dan bir telgraf, Köprüköy şarkına çekiliyor. Çünki, ancak iki günlük topçu cephanesi var. Millî ve askerî sağlam bir terbiye daha tesis edemediğinden bizde ric’at (savaşta…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; Hasan İzzet Paşa, kış aylarında yapılacak olan böyle bir harekâta karşı çıkan ve Enver Paşa’nın “Eğer hocam olmasa idiniz sizi idam ettirirdim” dediği iddia edilen ve sağlık sebepleri gerekçesi ile görevinden alınıp Avusturya-Macaristan Ordusu nezdine Osmanlı Ordusu Askerî Murahhası (özel delegesi) tayin edilen kumandandır. Ama harekâttan önceki uyanlarına, meselâ…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Bu akıbetin (1. Dünya savaşının kötü sonucu) bütün mes’uliyeti (sorumluluğu)  de bittabiî dünya ve ahirette âmillerine (yapanlarına) teveccüh eder (yönelir). Ne Enver başkumandan olabilirdi, ne de Hafız Hakkı merhum kolorduya kumanda edebilirdi. Her ikisinin, muvaffakiyetli bir surette (başarılı bir şekilde) esnâ-yı harpte (savaş sırasında) tabur ve alay kumandanlığını başa…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Velhâsıl Enver dar idrakli (algılı) bir muannid (inat), Hafız Hakkı geniş havsalalı (kavrayışlı) bir lâkayıd (kayıtsız adam) idi. Bu hassaların (özelliklerin) her ikisi de devlet işlerinde bir nâkısa-i dimâğiyye (akıl eksikliği), birer maraz (hastalık, arıza) değil midir? İşte 330’da (1914’te) orduların mukadderatı, bîhasebi’t-takdîr şu iki marizin (takdir edilmeyen şu…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Enver çocukluğundan beri azimkâr ve muannid (inat) bir tabiat­ta idi; hilkatinde (yaratılışında) hakperestlik (adil olmak) ve insaf fazileti pek azdır. Terbiye-i fikriyesi (düşünce eğitimi) için okuduğu âsârı (eserleri) – İlmî, askerî, felsefi ne olursa olsun- kendi düşüncesine uydurarak anlardı. Çünki nefsine iti­madı (kendine güveni) çok idi. Hiçbir gün “Acaba…

  • Evren’in Ocak 1982 tarihinde Sofya’yı ziyaret edeceği açıklanıyor. Bu açıklama ile aynı günlerde TİP’liler tutuklanıyor. Sf. 413 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – Sf. 413) kitabından birebir alınmıştır.

  • Amma hayata ayak veya ayakkabı öperek başlayan bir çocuğun ileride hasta olabileceğini düşünebiliyoruz. İster “ayak” ve isterse “ayakkabı” olsun, eğer öpülüyorsa, herhalde korkudan kaynaklanıyor olmalıdır. Çocuklukta aşırı korkutulmanın sara hastalığına yol açtığı ise tıpta tespit edilmiş haldedir; Doktor Temkin, bize, epilepsi hastalığının büyük üstatlarından H. Jackson’un, korkunun sara nöbetlerine yol açtığını gösterdiğini haber veriyor. Sf.…

  • O halde, beğenmek veya beğenmemek hürriyeti var, ancak, “cumhuriyet” varsa, kamusal işlerin yürütülmesinde yavaşlık şarttır. Ve işlerin daha hızlı yürütülmesinde ve ölçeklerin büyütülmesinde, hiçbir zaman, erdem bulamıyoruz. “Küçük her zaman güzeldir”, demeyi sürdürüyoruz ve tabii sürdürüyorum. Sf. 132 Cumhuriyet, neden çöktü? Montesquieu’nün cevabı çok kısadır; Roma çabuk büyüdü. Gerçi Roma büyümek için kuruldu ve yasaları…

  • Edebiyat sevenlerden, henüz, despot çıkmamıştır. Bunu, tersine de çevirebiliyoruz, edebiyatı reddeden, bir Caligula’dır. Sf. 120 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Asil bir baba-oğul Augustus’a esir düşmüştü, ikisinden birisine yaşam bağışlamıştı, seçimi baba-oğula bırakmıştı, baba ölümü seçti, yaşamı oğluna bıraktı ve idam edildi, ama Şefin daha sonra oğlun da intihar etmesine “izin verdiğini öğreniyoruz; her iki töreni de seyrettiği kayıtlıdır. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 –…

  • Burada Montesquieu’yü hatırlamak yerindedir; Montesquieu, üçe ayırdığı devlet türlerinden, monarşinin onur’a, demokrasinin erdem’e ve despotizmin de korku’ya dayandığını yazmıştır, demokrasi ya da hürriyet düzeni ile korku, birbirinin zıddı olmaktadır. Korku’nun bireyi köleleştirdiği kesindir; feodalitede, insanların, kendiliğinden ve isteyerek, ayrıca bir törenle, köleliğe geçtiklerine işaret etmiştim. Sf. 78 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz…

  • Caligula imparator oluşunu kutlama törenlerine, imparatorluğunun ilk iki-üç ayında, 160 insanı kurban ettiği kayıtlıdır. Daha sonraki zamanlarında, oyunlarda, vahşi hayvanlara atılan küçük hayvanların pahalanması nedeniyle, toplanmış yoksullar ile mahkûmların kullanıldığı hep aktarıldığına göre, 160 kurbanın çoğunun yoksul ve/veya tutuklu olduklarını tahmin edebiliyoruz. Diğeri, Senatör Publus Afranius Potitus ise, Caligula yaşarsa intihar edeceğini söylemişti; iyileşti ve…

  • Despotizm ile irtica el eledir.        Birisi varsa diğeri mutlaka oradadır; Augustian dönemin incelemesinden bunu çıkarıyoruz. Şunu görüyoruz, halka dayalı rejimler, eninde-sonunda akılcıdırlar ve ayrıca geniş tabanı var; ulûhiyet’e ihtiyaç duymamaktadırlar. Şöyle de söyleyebiliriz, cumhuriyet ile sofuluk birbirinin düşmanıdırlar. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf.…

  • Yönetimde hasta veya kaçık varsa, demokrasi asla yoktur ve bunu araştırıyoruz. Sf. 25 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Profesör Barrett’in çalışmasının alt başlığı, “corruption of power” idi ve bu başlık, Lord Acton un, “power tends to cor- rupt and absolute power corrupts absolutely” teoremini çağrıştırıyor; bunu, Türkçe’de, “iktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar” şeklinde anlıyoruz. Sf. 24 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 24)…

  • Saptamalarım önemli mi? Sonuçları, çok önemli ve çok kanlıdır. Bir: Yobazlar, bunu biliyorlar ve Kürt sorununu kesinlikle çözmezler. Bu toplumda, sosyalist mücadele ve Kürt Yükselişi olduğu sürece yobazlara yer açılıyor ve bunu biliyorlar. İki: Şimdi sosyalist kanadımız zayıftır ve Kürt Mücadelesi bittiği anda, yobazların tasfiye edileceği kesindir. Çok kanlı bir biçimde, İkinci Mahmut’un yeniçeri güruhunu…