Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Feldmareşal Helmut Von Moltke

  • (Moltke’nin Mektubundan; 28 Aralık 1836, Büyükdere, İstanbul) Öte yandan şurası da inkâr edilemez ki burada ahşap evlerde oturmak, daima rutubetli olan ve hiç bir zaman bunlar kadar güneşli, aydınlık ve ferah olmayan kârgir evlerde oturmaktan çok daha rahattır. Burada güzel bir evin baş şartı dörtte üçünün pencereden ibaret olmasıdır ki bu da ancak ahşap bir…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 20 Ekim 1836, Büyükdere, İstanbul) Bizim taraflardaki şarap eksperleri nasıl tadarak şarabın bağını ve yılını keşfederlerse, bir Türk de bir içim suyu tadınca şu ya da bu, çok beğenilen pınardan geldiğini, Çamlıca’dan mı, Asya tarafındaki Bulgurlu’dan mı, Büyükdere yakınındaki Kestane suyundan mı, yoksa Beykoz’daki Sultan suyundan mı alındığını söyler. Bizim en başta saydığımla…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 27 Eylül 1836, Büyükdere, İstanbul) Boğazların İstanbul için büyük bir askeri önemi vardır. Bütün yaz boyunca esen kuzey rüzgârı ve daimî olarak Karadeniz’den Marmara’ya akan akıntı bir düşman filosunun başşehir sularına girebilmesini, Çanakkale’ye göre çok kolaylaştırır. Fakat buna karşılık İstanbul boğazının kıvrımlılığı ve darlığını da gözden uzak tutmamalıdır. Kıyılar en dar yerde de…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 4 Ağustos 1836, İzmir) Körfezin sonunda, arkasındaki dağa amfi şeklinde tırmanan İzmir şehri görülüyor. En altta, deniz kenarında, gemilerin arkasında, önce büyük bir kışla, bir top bataryası, çok kubbeli bir kervansaray, birçok camiler ve solda taş binalarıyla Frenk şehri var. İkinci tabakada asıl Türk şehri bulunuyor. Eğer bir avuç dolusu küçücük kırmızı damlı…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 16 Haziran 1836, Bursa) Derli toplu Türklerin en önemli işlerinden biri de (keyif etmek), yani asude ve rahat bir yerde kahve, tütün, içmektir. Böyle bir yeri mola verdiğimiz köyde buldum. Sf. 59 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Moltke’nin Mektubundan; 16 Haziran 1836, Beyoğlu, İstanbul) Osmanlılar Doğu Roma’nın eyaletlerini zapt ettikleri zaman kiliselerin Yunan üslûbunu benimsediler, fakat bunlara Arap tarzındaki minareleri ilâve ettiler. Sf. 57 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Moltke’nin Mektubundan; 20 Mayıs 1836, Beyoğlu, İstanbul) Genç prenslerin sünneti vesilesiyle şenlik yapılıyordu. Kordiplomatik de davetli İdi. Bu tam bir Türk şenliği olduğu için bize de hakikî bir Türk ziyafeti verildi. Tabiî çatal, bıçak ve şarap yoktu. İlk yemek içi pirinç ve üzümle doldurulmuş bir kuzu kızartması idi. Herkes bir parça koparıyor ve parmaklarıyla pilâva…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 20 Mayıs 1836, Beyoğlu, İstanbul) İnsan, İstanbul nedir ve eğer burada iyi bir hükümet ve çalışkan bir halk bulunsa ne olabilirdi diye düşünmekten kendini alamıyor. Sf. 54 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Moltke’nin Mektubundan; 13 Nisan 1836, Beyoğlu, İstanbul) Eğer Çanakkale boğazındaki topçu araç ve gereçleri düzenlenecek olursa sanmam ki dünyada hiç bir düşman donanması bu boğazdan yukarı yelken açmayı göze alabilsin. Daima karaya asker çıkarmak ve bataryalara hücum edip onları ele geçirmek lüzumu elverecektir. Fakat bu, hiç de söylendiği gibi kolay olmasa gerek. Sf. 51 Alıntı;…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836 Beyoğlu, İstanbul) Eğer her hükümetin ilk şartlarından biri güven uyandırmak ise, Türk idaresi bu ödevini asla yerine getirmemektedir. Rumlara karşı olan muamele, Ermenilerin, Osmanlı hükümetinin bu sadık ve zengin uyruklarının, haksız yere ve zalimce ezilmesi, birçok şiddet hareketleri, herhangi birinin sermayesini ancak zamanla kâr getirecek bir işe yatırmasına müsaade etmeyecek…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836, Beyoğlu) Hiç bir yerde buradakinden fazla süs eşyası merakı yoktur ve zengin ailelerde çocukların bile taşıdıkları mücevherler memleketin fakirliği için parlak bir delildir. Sf. 47 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836 Beyoğlu, İstanbul) Hediye, bütün Doğuda olduğu gibi burada da âdettir. Aşağı tabakadan biri yukarıdakine hediyesiz yaklaşamaz, kadıdan hakkını arayan, bir hediye getirmelidir. Memurlar ve subaylar bahşiş alırlar; fakat en çok hediye alan bizzat padişahtır. Sf. 46 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836, Beyoğlu, İstanbul) Vilâyetler kendilerini soymak için yeni bir paşanın geldiğini önceden haber alır ve ona karşı silâhlanır. Müzakerelere girişilir, anlaşmaya varılamazsa savaş olur, anlaşma bozulursa isyan çıkar. Paşa âyanla anlaşınca bu sefer onların yerine Babıali’den korkmaya başlar. Bu sebeple başka paşalarla karşılıklı yardım anlaşmaları yapar, padişah da bir yeni paşa…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836, Beyoğlu, İstanbul) Müsadereler eskiden, serveti elinden alınanların idam hükümleriyle birlikte uygulanırdı. Şimdi ise, çok fazla serveti olanlardan bunun bir kısmını sızdırmak gibi daha yumuşak bir şekil kullanılmaktadır. Memuriyet satışı devlet gelirinin en büyük kaynağını teşkil etmektedir. Aday, satış parasını bir Ermeni ticarethanesinden yüksek faizle ödünç alır; devlet de, bu genel…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836, Beyoğlu, İstanbul) III. Selim yeniçerilerle mücadelenin taht ve hayatına mal olduğu ilk hükümdar değildi, buna rağmen onun yerine geçen hükümdar o asker sınıfının himayesine güvenmektense bir reformun tehlikesini göze almayı yeğ gördü. Dereler gibi kan akıtarak hedefine vardı. Türk sultanı Türk ordusunu mahvettiği için kendini talihli sayıyordu, fakat Yunan yarımadasındaki…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836, Beyoğlu, İstanbul) Böylece Osmanlı saltanatı hakikatte bugün bir krallıklar, prenslikler ve cumhuriyetler yığını haline gelmiştir ve bunları uzun bir alışkanlıkla Kur’an birliğinden başka bir arada tutan şey yoktur. Eğer despot dendiği zaman, iradesi biricik kanun olan bir hükümdar anlaşılıyorsa İstanbul’daki sultan despot olmaktan çok uzaktır. Sf. 44 Alıntı; Türkiye Mektupları…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 7 Nisan 1836 Beyoğlu, İstanbul) Arabistan’da, hatta Mübarek Şehirlerde çok eskiden beri padişahın hiç bir gerçek egemenliği yok. Sf. 43 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Moltke’nin Mektubundan; 12 Şubat 1836, İstanbul) Hünkâr’ın (kelime anlamı; boğucu, cellat. Padişahın şeref unvanlarından biri) kayığını gören her kes yerinden fırladı; çeşmenin ve ağaçların arkasına saklandılar, bana da öyle yapmamı işaret ettiler. Sultan Mahmut bu şekilde saygı göstermeyi yasak etmiştir. Fakat yüzyıllarca süren korku reayanın iliklerine kadar işlemiş olarak duruyor. Sf. 42 Alıntı; Türkiye Mektupları…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 12 Şubat 1836, İstanbul) Rumlar günümüzde de geveze bir millettir. Sf. 40 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Moltke’nin Mektubundan; 12 Şubat 1836 Arnavutköy, İstanbul) Fakat kışla yaz bu memlekette, bizde olduğundan fazla, birbirine benzer. Fıstık çamları, serviler, defneler ve zakkumlar yapraklarını dökmez, sarmaşıklar kayalıkları sarar, güller bütün yıl boyunca açar. Güney rüzgârının ılık nefesinin karları yok ettiği yerlerde dağları şimdiden taze yeşillikler örtüyor. Sf. 41 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von…